Klişelerin ötesinde bir Yunanistan

İyi günlerde sirtaki, kalamar tava, tembel ama sıcakkanlı insanlar… Kötü günlerde dış politika krizleri, sınırdaki Amerikan askeri üsleri, mülteciler, Türk-Yunan savaşı senaryoları, “Avrupa’nın şımarık çocuğu” klişesi... Belki şaşıracaksınız ama Yunanistan’da başka şeyler de var: Mesela tıpkı bizim gibi tv dizileri, komedi dizileri üretiyorlar… Belki şaşıracaksınız ama Yunanistan’da da bir borsa var!

Klişeler

“Yunanistan” denildiğinde, çoğumuzun aklına ilk gelenler aşağı yukarı standarttır… İyi günlerde; sirtaki, kalamar tava, insanların tembel ama sıcakkanlı oluşu, bizdekinden farksız olduğunu varsaydığımız bitki örtüsü, deniz, gökyüzü… Gene bizdekinden farksız olduğuna inanılan dans, folklor ve eğlence kültürü…

Kötü günlerde ise dış politika krizleri, sınırdaki Amerikan askeri üsleri, mülteciler, Türk-Yunan savaşı senaryoları, “Avrupa’nın şımarık çocuğu” klişesi… Sonuç olarak, Yunanistan’ı daha çok veya daha az ciddiye alanlarımız, daha olumlu veya olumsuz bakanlarımız olsa da bu insan tiplerinin hemen hepsinin çeşitli klişeleri tekrarladığı söylenebilir. Tabii bazı keskin algı farkları da vardır: Yunanistan kimilerimiz için “Amerikan kültürü tarafından bizim kadar zehirlenmemiş, daha bakir ve daha natürel bir Ege ülkesi”yken, kimilerimiz için de tam tersine Amerika’nın operasyon çocuğudur. Yunanistan’la ilgili bir diğer ilginç husus, Tayyip Erdoğan’ın belki de göreve ilk geldiği günden beri manşetlerde en geniş alan kapladığı Avrupa Birliği ülkesi olması.

Atina’da da borsa var

Klişeleri bırakıp pek konuşulmayan boyutlara geçersek: Belki şaşıracaksınız ama Yunanistan tıpkı bizim gibi borsası olan bir ülke. Dünyanın öbür ucundaki Brezilya’nın borsası Bovespa’yla bizim borsayı hep karşılaştırmış olsak da Yunanistan’ın da borsasının olabileceğini pek aklımıza getirmeyiz. Yunan borsasının toplam değeri bizim borsanın yaklaşık üçte biri civarında. Yunan borsasındaki en büyük şirketler arasında bir futbol bahis şirketi ve bir oyuncak üreticisi şirket de var. Evet Yunan ekonomisi bizim için hep bir anlam ifade etmiştir ama Yunan borsası asla.

Neyse biz gene klişelere dönelim… “Entel” yaklaşım sergileyenlerimizin yolu bazen eski Yunan felsefesine, mitolojisine, “Yunan Sineması”na, Bizans tarihine düşer. Mesela “çocuk filozof” Atakan Kayalar bile Aristo, Sokrates ve Platon arasındaki farkları çok iyi bilir. Şu anki Yunan toplumunun soyut düşünme yeteneği ile ise pek ilgilenilmez.

“Yunan yönetmen” denildiğinde “okumuşlar”ımızın aklına çoğunlukla Angelopoulos ve klasik bir sinema anlayışı gelir. Ekonomiden bahis açılınca, bazılarımızın aklına “Yunanistan’ın iflası” bazılarımızın aklına da tam tersine Yunanların her şeye rağmen bizden iyi koşullarda yaşıyor oldukları gelir. Yunanistan’ı, aramızdaki tüm komşuluk ve akrabalık ilişkilerine karşın, klişelerle tanıyor, yüzeysel olarak biliyoruz. Yunanistan’ı Norveç’i, Şili’yi veya Japonya’yı tanıdığımızdan daha yüzeysel, daha eksik, daha çarpık şekilde tanıyor bile olabiliriz.

Bu yüzeyselliğin bir boyutunu da Rum imgesi oluşturuyor. “Entel” diyebileceğimiz bir kitle, Rumları yakından takip etmeye, Yunan kültürünü onların çağrıştırdıkları üzerinden yorumlamaya eğilimli. Rumlar başta olmak üzere Türkiye’deki gayrimüslim azınlıklar hem kendi kültürlerinin hem de İstanbul-Beyoğlu kültürünün geleneksel yüzüdür bizdeki okur-yazar kitle için. Oysa Yunanistan düşünüldüğü gibi bir nostalji parkı değil. Dünyadaki diğer ülkeler kadar “modern” bir ülke. Dünya ortalamasından daha “Amerikanize” bir ülke. İnsanların İngilizce bilgi düzeyinin dünya ortalamasının çok üstünde olduğu bir ülke. İsveç ve Japonya kadar elektronik olmamakla birlikte, gayet de güncel trendlerin içinde olan bir ülke.

Ayvalık’tan Midilli’ye bakmakla sınırlı

Ayvalık’tan Midilli’ye geçenlerin büyük kısmının vardığı yüzeysel sonuç, kıyının iki yakası arasında pek fark olmadığıdır. Peki bu gerçekten böyle mi? Midilli-Ayvalık meselesini şimdilik başka bir yazıya bırakarak, “sürpriz”lere devam edelim. Belki şaşıracaksınız ama Yunanistan tıpkı bizim gibi tv dizileri, komedi dizileri üretiyor. Yunanistan gezilerimde otellerde bu dizilere denk geldikçe “Keşke Acun Ilıcalı Yunanistan’da tv programı yapmakla yetinmeyip, Yunanistan’dan bize dizi de ithal etse” diye düşündüğüm oluyordu. Neredeyse tek kelime Yunanca bilmeyen bir kişi olmama rağmen o dizilerdeki enerjiyi hissedebiliyorum.

Evet, Türk dizileri Yunan kanallarında yayınlansa da Yunan dizileri Türk kanallarında yayınlanmıyor. Yunanistan Acun Ilıcalı’yı tanıyor ama biz Yunanistan’ın tv yıldızlarını, tv şovlarını bilmiyoruz. Oysa Yunan televizyonculuğu her yönüyle renkli ve bizimle yarışabilecek zenginlikte. Yunanistan’da sırf tv kanalları için çekilen filmler var mesela. Ben bu filmleri şahsen Yunan sanat filmlerinden daha çok seviyor, daha önemli görüyorum. Burada bir parantez daha açayım: Türk dizileri küresel ölçütlerde klasik kalan diziler oldukları için, hemen her ülke Türk dizilerini sindirebiliyor. Yunan dizileri, göstere göstere içki içilen diziler. Çoluk çocuk aile cümbür cemaat hep birlikte şampanya patlatabiliyor. Başta Müslüman dünya olmak üzere dünyanın büyük kısmının sınırlarını zorlayan içerikler söz konusu yani.

Adli cinayetler

Belki şaşıracaksınız ama Yunanlar da tıpkı Türkler gibi (ve dünyadaki tüm toplumlar gibi) birbirlerini öldürebiliyorlar. Ödipus’un babasını öldürmesini kastediyor değilim, önemli siyasi suikastleri de kastediyor değilim. Şu anki ve yakın geçmişteki Yunan toplumundaki “adli” cinayetlerden söz ediyorum. Yunanistan’ın yakın tarihinde efsaneleşmiş cinayetler, seri katiller var. Yunanlar bunların kaydını tutmayı, bu konularda veri biriktirmeyi seviyorlar. Örneğin 1931 yılında Yunan tarihinin en ünlü cinayeti gerçekleşmiş. Atina’da genç bir kadının müteahhit kocasını öldürdüğü bu cinayeti anlatan şarkılar bile yazılmış. Belki şaşıracaksınız ama Yunanistan polisiye romanları olan, üstelik bizdekinden daha tuhaf ve şaşırtıcı polisiye romanları olan bir ülke. Bu konulara dair konuşulabilecek çok fazla şey olsa da yazıyı şimdilik noktalıyorum. Ama Yunanistan yakın tarihinin inanılmaz ilginçlikteki cinayetlerini ve Yunan televizyon dünyasının labirentlerini size anlatmaya devam edeceğim.