Ana SayfaGÜNÜN YAZILARIMuhalif medya 'seçilecek aday' dayatmasıyla Kılıçdaroğlu’nu dışladı

Muhalif medya ‘seçilecek aday’ dayatmasıyla Kılıçdaroğlu’nu dışladı

Seçime giden süreçte; Kılıçdaroğlu, sakin ve toplumu uzlaştırıcı bir siyasetle etki alanını genişletmeye çalışırken, “muhalefetin medyası” olarak düşündüğümüz kanallarda, gazetelerde, sosyal medya alanlarında; dışlayıcı ve militan dil daha etkindi. Kılıçdaroğlu “helalleşme” diyor, medya “şeriatçılarla, tarikatçılarla iş birliği hatadır” karşılığını veriyordu.

Kılıçdaroğlu’nun temel stratejisi giderek netleşiyor: Öncelikle seçimli Kurultay’a giderek, parti yönetimini yeniden düzene sokmak ve güven tazelemek… Kurultay’ı da yasal açıdan mümkün olan en kısa zamanda gerçekleştirmek… Eylül olmazsa ekim…

Genel Merkez çevrelerine göre, Kılıçdaroğlu Kurultay’ı açık ara farkla kazanır. Son Parti Meclisi’ndeki tablonun da lehlerine olduğunu düşünüyorlar. Merkez; belediye başkan adaylarını, seçim kampanyasını, diğer partilerle yapılacak ittifak siyasetini belirleme gücünü elinde tutmayı hedefliyor.

Kurultay’ı kazanması halinde Kılıçdaroğlu’nun partiye yeniden egemen olmanın verdiği özgüvenle rahat hareket edebileceğini tahmin ediyor. Belediye başkanlarıyla yapılan toplantıda, Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Kılıçdaroğlu’nun bu atağını görünce, uzlaşma önerisinde bulundu: “İl ve ilçe kongrelerinde ortak listeler yapılsın, Kurultay da yerel seçimler sonrasına bırakılsın.

Aksi halde Parti tamamen ikiye bölünebilir.” Her ne kadar Kılıçdaroğlu konuşmasında “Büyükerşen hocanın önerisini de dikkate alırız” dediyse de genel merkezde Kurultay hazırlıkları başlamış görünüyor.

Hangi CHP sorusunun cevabı

CHP köklü bir parti. Kendisini uzun yıllar Kemalizmle çerçevelenmiş bir ideolojik yapı üzerinde inşa etti. Ancak dünyanın ve Türkiye’nin ihtiyaçları, çağın yeni sorunları, CHP’de değişime yol açtı.

Kürt sorunu, Alevilik, muhafazakarlık, sosyal demokrasi, devletin sivilleşmesi gibi birçok siyasi ve sosyal mesele gündeme oturdu. 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde CHP, Kılıçdaroğlu önderliğinde bir geniş cephe stratejisi denedi. Toplumun ve CHP’nin geniş kesimleri bu yeni duruşu benimserken; muhalif medya içindeki geleneksel devletçi, “ötekileştirici” zihniyet, içten içe mutsuzdu.

Seçime giden süreçte; Kılıçdaroğlu, sakin ve toplumu uzlaştırıcı bir siyasetle etki alanını genişletmeye çalışırken, “muhalefetin medyası” olarak düşündüğümüz kanallarda, gazetelerde, sosyal medya alanlarında; dışlayıcı ve militan dil daha etkindi. Kılıçdaroğlu “helalleşme” diyor, medya “şeriatçılarla, tarikatçılarla iş birliği hatadır” karşılığını veriyordu.

Ortak milletvekili listeleri hazırlanıyor, o cenahtan “Parti sağa kaydı” yorumlarıyla süreç baltalanmaya çalışılıyordu. CHP genel merkezi, 6’lı masayı kuran, değişik siyasi akımları bir araya getiren Kılıçdaroğlu’nun, sürecin sonunda doğal olarak Cumhurbaşkanı adayı olmasını planlarken, muhalif medya “seçilebilecek aday” tartışmasını körüklüyordu.

“Kılıçdaroğlu’nun medyası” olarak düşündüğümüz medya, gerçekte Kılıçdaroğlu’ndan ayrışmıştı. Halk TV ile CHP arasındaki krizin ciddi köklerinin olduğunu ve bunun bir siyasi tercih krizi olduğunu seçimden sonra daha da net şekilde görebildik.

Kılıçdaroğlu ve ekibi, “Bu meseleyi de Kurultay’da halledeceğiz” diyor.

- Advertisment -