Ocak 2025’te Serbestiyet programında “Trump Avrupa ile kavgaya geliyor” demiştim. Öyle de oluyor.
Trump’ın gözünde dünyayı yönetecek üç devlet var: ABD, Rusya ve Çin. Öbürleri “çerez”. Hindistan şimdilik soru işareti.
Trump açıkça Putin’in Ukrayna’yı yenmesini istiyor. Birleşik bir Avrupa istemiyor. Avrupa’nın burnunu sürtmek istiyor. Bayrağı Trump’a ilk açan İspanya’yı ticari bakımdan cezalandırmak istediğinde “Olamaz, o AB üyesi” cevabını aldı. AB çökerse üyelerini tek tek hizaya sokacak. Bu nedenle AB’yi sıkıntıya sokması için Macaristan’da Orban’ı destekledi. Olmadı.
ABD, Clinton yönetimine kadar AB oluşumuna kuşkuyla baktı. Bir buçuk yıl önce Trump’ın kamuoyunun önünde Ukrayna liderini haşlaması ilk değil. Benzeri, İkinci Dünya Savaşı öncesinde kapalı kapılar ardında Churchill’e de yapıldı. İngiliz Başbakanı’nın önerisiyle “Lend-Lease” (Ödünç Verme ve Kiralama) formülüyle Avrupa’ya silah verildi. ABD’nin harbe girişi, Japonların Uzak Doğu’da ABD donanmasını imha etmesi sayesinde oldu.
Avrupa aklını başına toplamalı ve ABD’ye hiç güvenilemeyeceğini anlamalı. NATO anlaşması güvenilir olmaktan çıktı. Elon Musk’ın Starlink sistemini (uzay iletişimi) kuracak teknoloji herhalde Avrupa’da var ya da olmalı. Amerika’da yönetim değişse de Trump politikasının kırıntıları kalır.
Avrupa halkı İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki rahatlığı unutsun. Avrupa’da, İkinci Dünya Savaşı sırasında Churchill’in İngiliz halkına yaptığı konuşmada olduğu gibi, “Size ancak gözyaşı verebilirim” diyecek düzeyde lider var mı?
Trump’ı alttan alarak yola getirme imkânı yoktur. Trump’ın çok beğendiği İtalyan Başbakanı dahi Ukrayna konusunda sesini yükseltti. Cesur liderler lazım.
Harpler artık sadece cesur askerlerle değil, elektronik sistemlerle kazanılacak.
Amerika’nın sınır ötesi operasyonları başarılı olmadı. (İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki Almanya ve Japonya hariç. Onlar zaten sanayi toplumlarıydı.) Vietnam, Afganistan, Libya, Irak… Hangisi başarılı?
Buradan İran savaşına gelelim.
Amerika, Orta Doğu’da üslerinin bulunduğu Arap ülkelerini koruyamadı. Bırakın korumayı, kendi uçaklarını ve üslerini koruyamadı.
Trump, “İran medeniyetini imha ederim” dedi. Medeniyetlerin imha edilemeyeceğini dahi bilmiyor Trump ve diğerleri.
Hürmüz Boğazı’ndan ücret alınamaz diyorlar. Türkiye, İstanbul Boğazı’ndan Montrö Sözleşmesi çerçevesinde ücret alıyor. Hizmet veriyor.
Amerika, zaten karışık olan Orta Doğu’yu daha da karıştırmayı başardı. Filistin meselesini daha da karıştırdı. Birleşmiş Milletler’in yerine ne olduğu belirsiz bir Orta Doğu konseyi kurdu!
İran ellerini ovuşturuyor olmalı.
Gelelim Amerika kıtasına…
Herhalde ABD, dünyanın coğrafi yönden en şanslı ülkesi. İki okyanus tarafından korunuyor. İki yumuşak komşusu var: Kanada ve Meksika. Toprağın altı ve üstü inanılmaz zengin. Kısacası kim olsa başarır.
İki asır önce ilan edilen ve özü “Amerika Amerikalılarındır” ilkesi olan Monroe Doktrini, her Amerikan yönetimini belirli ölçüde etkilemiştir. Trump’ı ise tamamen…
Trump buna dayanarak güneyindeki bazı ülkelere karışıyor. Venezuela’yı ele geçirdi. Petrol zenginliğini ise “Galip malı götürür” diyerek izah ediyor.
Arjantin’de kendisine yakın lideri destekledi. Şimdi Brezilya seçimlerinde kendisine yakın Bolsonaro’yu destekliyor. Malum, Bolsonaro’nun karşısındaki Lula solcu ve Brezilya da BRICS üyesi…
Küba ile uğraşıyor. Kısacası Monroe Doktrini’ni uyguluyor.
Bir ara “Kanada 51’inci eyaletimiz olsun” dedi. “Hayır” cevabı aldı.
İsrail seçimlerinde ise Netanyahu… Onu da pek istemeyerek destekliyor. İran işine bulaştırdığı için kızıyor. Ama ara seçim öncesinde ABD’de Musevi kaynaklı şirketlerin desteğini kaybetmekten çekiniyor.
Evet, Trump her yeri karıştırıyor. Dünyaya ve hatta Amerikan halkına bela… Onun sayesinde ABD karşıtlığı dünyada yeniden güç kazanıyor.
Tek isteğim bizden uzak durması.
Trump’ın eski gelin adayı, büyük diplomasi deneyimi (!) dolayısıyla Yunanistan’a sefir olmuş. 100 bin dolarlık rüşvet dolayısıyla görevden alınmış.
Eski gelin adayı etrafına bir baksa “küçük” yolsuzlukların yakalandığını, büyüklerin ise arada kaynayıp gittiğini görürdü…
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.