Yanlış hayat doğru yaşanmaz. Bu eski ve güçlü aforizma, futbolun da değişmez bir hakikatini anlatır: Yanlış oyun doğru oynanmaz. Yanlış bir oyun düzeni skor üretebilir, hatta bazen galibiyet bile getirebilir. Fakat ortaya çıkan skor, oyunun yanlışlarını örtemez; doğru oyunun yerine de geçemez.
Galatasaray’ın Amedspor’u 4-3 mağlup ettiği karşılaşma, bu hakikatin sahadaki karşılığını bütün açıklığıyla gösterdi.
Maçın en büyük kazanımı, teknik direktörün yanlış tercihlerine rağmen Amedspor oyuncularının şampiyonluk yarışından ne pahasına olursa olsun kopmak istemeyen iradesiydi. Bu karşılaşma, Amedspor’un şampiyonluk yarışında tesadüfen bulunan bir takım olmadığını, yarışın asli aktörlerinden biri olduğunu kanıtladı. Skor tabelası Galatasaray’ı kazanan ilan etti ama sahadaki mücadele Amedspor’un karakterini ortaya çıkardı.
Ne var ki karakter, kötü oyun tasarımının bütün açıklarını kapatmaya yetmedi.
Besnik Hasi’nin Diagne tercihi, Amedspor’un alışılmış oyun sistematiğinin dışına çıkmasına neden oldu. Temposu yüksek, mesafelerin kısa tutulduğu, oyuncuların birbirine yakın durarak alanı daralttığı bir oyunda Diagne’nin varlığı, takımı sayısal olarak eksiltti. Amedspor sahada on bir kişi görünüyordu ama oyunun ilişkiler ağı içinde bir kişi eksikti. Galatasaray bu eksikliği gördü ve sonuna kadar kullandı.
Öyle ki Galatasaraylı oyuncular, baskı altında bile boşta kalan takım arkadaşlarını kolayca buldu. Uğurcan’ın uzun vuruşlara başvurmak yerine boşluktaki oyuncusuna pas vermesi bile bu rahatlığın göstergesiydi. Galatasaray’ın akışkanlığı, Amedspor’un sayısal ve yapısal eksikliğinden beslendi.
Amedspor’un bir başka büyük problemi, baskıdan çıkış planının işlememesiydi. Top Dellova’ya geldiğinde takım arkadaşları baskıyı kırmak amacıyla dört bir yana dağılıyor, fakat bu hareketlilik pas bağlantılarını çoğaltmak yerine ortadan kaldırıyordu. Dellova’nın pas verebileceği oyuncu kalmıyordu. Takım, baskıdan kurtulmak isterken kendi bağlantılarını koparıyordu.
Üstelik Besnik Hasi, defansı fazlasıyla geride tutarak Galatasaray’ın bu akışkan oyununa geniş bir hareket alanı bıraktı. Savunma çizgisi geriye çekildikçe takımın boyu uzadı, mesafeler açıldı, kompaktlık bozuldu. Galatasaray’ın topu dolaştırması, oyuncularını boş alanlarda buluşturması ve ikinci toplara sahip olması kolaylaştı.
Futbolun basit bir geometrisi vardır: Mesafeler uzadığında bağlantılar zayıflar, bağlantılar zayıfladığında oyun parçalanır. Amedspor’un başına gelen tam olarak buydu. Takım hem Diagne nedeniyle sayısal eksiklik yaşadı hem de Hasi’nin geride tuttuğu savunma yüzünden boyu uzayan bir oyuna mahkûm oldu. Bu iki tercih, Galatasaray’a hem oyun hem de skor üstünlüğü sağladı.
İkinci yarıda ise başka bir Amedspor ortaya çıktı. Bu değişimin başlangıcında Dia Saba vardı. Maçı en çok isteyen oyuncu, attığı olağanüstü frikik golüyle kendi arzusunu takım arkadaşlarına bulaştırdı. Bu arzu, kısa sürede bütün takıma yayılan bir salgın gibi oyuncuların bedenlerine ve mücadelelerine yerleşti. Amedspor ayağa kalktı. Oyuncular, skorun ve rakibin büyüklüğünü bir kenara bırakarak maçı yeniden dengelemek için olağanüstü bir çaba ortaya koydu.
Bu reaksiyon değerliydi ama oyun aklı bakımından eksikti. Çünkü ikinci yarıdaki mücadele, büyük ölçüde kişisel iradenin ve bireysel çabanın eseriydi. Takımın kolektif oyun düzeni aynı ölçüde değişmedi.
Oysa Galatasaray karşısında geri dönüşün yolu belliydi: Savunma çizgisini en az on metre öne taşımak, takımın boyunu kısaltmak ve Gökhan Gül’ün yerine Lutin’i oyuna almak. Böylece Amedspor hem merkezdeki mesafeleri daraltabilir hem de Galatasaray yarı sahasında daha fazla oyuncuyla bulunabilirdi. İkinci topları kazanmanın, rakibi kendi yarı sahasına hapsetmenin ve oyunun yönünü değiştirmenin yolu buydu.
Skorun 3-0, 5-0 olması bile bu oyun tercihini değiştirmemeliydi. Çünkü mesele, tabeladaki rakamları kovalamaktan önce sahadaki oyunun kontrolünü ele geçirmekti. Amedspor’un kim olduğunu göstermesinin yolu da buydu. Defansı bu kadar geride tutarak Galatasaray yarı sahasında top kazanmak mümkün değildi. İkinci topları kazanmadan geri dönüş de mümkün değildi.
Ali’nin oyuna alınmasının hangi oyun düşüncesine dayandığı ise açıklanmaya muhtaçtı. Gökhan Gül’ün oyundan çıkarılması anlaşılabilirdi; fakat bu değişikliğin Lutin’le yapılması, takımın ihtiyaç duyduğu merkez bağlantısını ve ileri itme gücünü sağlayabilirdi. Maçı çevirmek için gereken şey daha fazla bireysel çaba değil, oyunun geometrisini değiştirecek bir müdahaleydi.
Besnik Hasi’nin Diagne ısrarı ise bütün bu yanlış tercihlerin merkezinde duruyordu. Bu tercih, Amedspor’un kendi oyun kimliğinden uzaklaşmasına ve Galatasaray’ın güçlü olduğu alanlarda mücadele etmesine yol açtı. Bir teknik direktörün taktik tercihi, oyuncuların yeteneklerini çoğaltabileceği gibi onları oyunun dışına da itebilir. Diagne tercihi, ikinci ihtimalin sahadaki karşılığı oldu.
Galatasaray 4-3 kazandı. Fakat bu skor, Amedspor’un doğru bir oyun oynadığını göstermediği gibi Galatasaray’ın da kusursuz bir oyun sergilediği anlamına gelmiyor. Skorun arkasında, Amedspor’un kendi oyun ilkelerinden uzaklaşmasının yarattığı yapısal bir üstünlük vardı.
Bu maçtan çıkarılacak en önemli sonuç, Amedspor’un şampiyonluk yarışındaki iddiasını korumasından daha derin bir yerde duruyor. Takım, doğru oyunla yanlış oyun arasındaki farkı yeniden hatırlamak zorunda.
Çünkü futbol, iyi niyetlerin, yüksek arzuların ve olağanüstü mücadelelerin toplamından ibaret değildir. Bunların anlam kazanması için doğru bir oyun düzenine ihtiyaç vardır. Karakter oyuncuyu ayağa kaldırır; oyun aklı takımı ayakta tutar.
Amedspor bu maçta karakterini gösterdi. Şimdi ihtiyacı olan şey, o karakteri taşıyabilecek doğru oyuna yeniden dönmek.
Yanlış hayat doğru yaşanmaz. Yanlış oyun da doğru oynanmaz. Skor değişir, oyun ilkeleri değişmez.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.
