ANALİZ – Yeni Şafak ‘ekonominin Bahçelisi’ imajına soyunmuş gibi…

Yeni Şafak’ın son günlerdeki manşetleriyle, iktidarın ekonomi alanında attığı adımların ‘uyumu’ dikkatten kaçacak gibi değil. Durum ilk bakışta, iktidarın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bir dediğini iki etmemesini andırıyor ama Yeni Şafak’ın böyle bir gücünün olduğunu öne sürmek fazla abartılı olur. Yine de gazetenin mevcut durumdan keyif aldığı ve bu imajını sürdürmeye kararlı olduğu anlaşılıyor. Bugün manşetten duyurulan yeni ‘talimat’ da böyle okunmalı.

“Merkez Bankası’nın faizleri yüzde 19’a taşımasına tepkiler sürerken, gözler kamu bankalarının bu artırımı kredilere yansıtıp yansıtmayacağına çevrildi. Son 20 ayda faiz yanlısı politikaları nedeniyle dört Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alınması, 83 milyonun yüksek faizin faturasını ödemek istemediğini ortaya koydu. Ekonomik aktivitenin korunması ve sürdürülebilir büyüme için kamu bankalarına bu dönemde büyük görev düşüyor. Tıpkı küresel salgın döneminde faiz indirimine öncülük ederek düşük faizli kredi musluğunu açan kamu bankalarının, bugün de elini taşın altına koyarak yüksek faiz ateşini söndürmesi bekleniyor.”

Böyle dedi Yeni Şafak bugünkü (22 Mart) ‘Kamu bankalarına büyük görev’ manşetiyle…

Gazetenin, Naci Ağbal’lı Merkez Bankası’nın yeni politika faizi oranını belirleyeceği günün sabahında çıkan sayısındaki manşet ve ondan sonrasında gelenler, insanlarda bu gazetenin iktidar üzerinde tayin edici bir gücünün olduğuna dair bir algı yarattı. Yeni Merkez Bankası başkanının bir Yeni Şafak yazarı olması da bu algının yerleşmesine ilave bir katkıda bulundu. Algıyla hakikat arasında çok büyük bir fark olsa da gazete belli ki bu imajdan memnun görünüyor ve sürdürmek istiyor.

Serbestiyet’te başından beri izlediğimiz bu imaj yaratma faaliyetinin kronolojisini kısaca hatırlayalım:

İlk dikkat çekici manşet, Merkez Bankası’nın faizi 200 baz puan artırdığı 18 Mart’ta geldi. Gazete, manşetinden “Faizi kim istiyor” diye sordu ve sorusuna ‘faiz lobisi’ cevabını verdi:

“Türkiye %17 faizle dünyanın en yüksek faiz veren ülkelerinin başında geliyor. Ancak faiz lobisi, üretici, ihracatçı, tüketici, yatırımcı, tüccar ve esnafın şikayetçi olduğu bu yüksek faizlerle bile yetinmiyor. Merkez Bankası, bugünkü toplantısını yine ‘faiz artır’ baskıları altında yapacak. İş dünyası ‘bu faiz sarmalından kurtulmalıyız’ diyor.”

Gazete sabah yayımlandı, o günün öğleden sonrasında da artış oranı açıklandı. Merkez Bankası politika faizi oranını, yüzde 17’den 19’a çıkardı.

Ertesi gün (19 Mart) Yeni Şafak çok daha öfkeliydi. Manşette yine bir Naci Ağbal fotoğrafı vardı ve Yeni Şafak soruyordu: ‘Bu operasyonu kim adına çektiniz?’

“Dünya, ekonomideki faiz etkisini azaltmaya çalışırken Türkiye’de Merkez Bankası, 83 milyonun sesine kulak tıkayarak faizi yüzde 17’den yüzde 19’a çıkardı. Piyasa beklentisinin bile üzerinde yapılan 200 baz puanlık müdahale, ekonomik gerekçelerle izah edilemeyen bir faiz artışı oldu. Merkez Bankası’nın Türkiye’nin büyümesini frenleyecek bu operasyonu kim veya kimler adına ve hangi amaçla çektiği merak ediliyor.”

Bu yayınların ardından Naci Ağbal’ın görevden alınması Yeni Şafak’ı tabir caizse biraz ‘havaya sokmuş’ gibi görünüyor. Bu yazının girişine aldığımız, kamu bankalarının ne yapması gerektiğine dair son ‘uyarı’ da girilen bu ruh halinin tezahürü gibi.

Durum, ilk bakışta iktidarın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bir dediğini iki etmemesini andırıyor ama Yeni Şafak’ın böyle bir gücünün olduğunu öne sürmek fazla abartılı olur. Yine de gazetenin mevcut durumdan keyif aldığı ve bu imajını sürdürmeye kararlı olduğu anlaşılıyor.

Bakalım kamu bankaları ne yapacak?