ÇEVİRİ | Türk lirasındaki kriz İdlib’i de vurdu

Türkiye’nin yaşadığı döviz krizi, bir yıldan daha uzun süre önce lirayı para birimi olarak benimseyen Suriyeli muhaliflerin yönetimindeki İdlib’e de sıçradı. Esnaf büyük bir endişe içinde: “Türk lirası değer kaybettiğinde fiyatlar derhal yükseliyor. Fakat esnafın satış yapabileceği seviye belli olduğu için artık mal satmak demek zarar etmek demek.”

Jamil Barakat, Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib kasabasında geçinmenin hiçbir zaman kolay olmadığını anlatıyor. Ancak son zamanlarda işler daha da kötüleşti; Türk lirasındaki kriz ve hızla yükselen enflasyon, küçük işletmesini ayakta tutabilmeyi neredeyse imkânsızlaştırdı.

Barakat, Al Jazeera’ya “Ürün fiyatları her gün değişiyor ve müşterileri buna inandıramıyoruz” diyor, “tabii ki kira ve ulaşım masraflarını da göz önünde bulundurmalısınız, onlar da her gün yükseliyor.”

Geçen hafta başında Türk lirasının ABD doları karşısındaki değeri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sert faiz indirimlerini savunmasıyla tarihin en düşük seviyesine geriledi. Geçen yıl Türk lirası yaklaşık yüzde 40 değer kaybetti ve enflasyon da şu anda yüzde 20’yi bulmuş durumda.

Türkiye’nin mali krizi, bir yıldan daha uzun süredir Türk para birimini benimseyen Suriye’deki muhaliflerin elindeki İdlib’e de sıçradı. İdlib’de yaklaşık 4,4 milyon insan yaşıyor, bunların yarısını yerinden edilmişler oluşturuyor.

Suriye düşünce kuruluşu Operasyon ve Politika Merkezi’nin araştırma direktörü Karam Shaar, Al Jazeera’ya “Bu sadece Türkiye ile parasal bağlantıdan kaynaklanmıyor, ticaret bağlantısıyla da alakalı. Pek çok şeyi Türkiye’den alıyoruz. Sınır kapısı Bab al-Hawa ise HTŞ tarafından kontrol ediliyor” diye anlatıyor.

Barakat, liranın krizinden kaynaklanan sorunlardan yakınırken dükkânındaki meyve ve sebzeleri gösteriyor: “Buradaki her şey ithal. Çünkü meyve bahçemiz veya korumuz yok.”

Mohammad al-Ahmad ise fırın işleten bir Suriyeli. Hızla artan un ve akaryakıt fiyatları karşısında fırınını ayakta tutmak için mücadele veriyor. Çünkü un ve akaryakıt gibi ürünlerin tamamı Türkiye’den getiriliyor.

“Bir paket ekmek üretmek üç liraya mal olacak ancak 2,5 liradan satmamız gerekiyor, başka bir seçeneğimiz yok. Zararına çalışmak zorundayız ama insanlar bunu nereye kadar karşılayabilir?”

Al-Ahmad, uluslararası piyasada buğday ve yakıt maliyetlerinin arttığını, bu nedenle Türkiye’deki mali krizin kendisi ve bir düzine çalışanı için ekstra bir yük oluşturduğunu söylüyor: “Lübnan’da kendi para birimiyle çalışan kimselerin bile buğday ve yakıt krizinden etkilendiklerini görebiliyorsunuz.”

Shaar ise, İdlib’deki Suriyelilerin özellikle zayıf ekonomi sebebiyle ancak uluslararası yardım kuruluşları sayesinde geçinebileceğini ifade ediyor. Ona göre günlük fiyat değişiklikleriyle başa çıkmaya çalışmak gerçekten yıpratıcı bir mücadele.

“Türk lirası değer kaybettiğinde fiyatlar derhal yükseliyor. Fakat esnafın satış yapabileceği seviye belli olduğu için artık mal satmak demek zarar etmek demek.”

İdlib’de şu anda pek çok insan yiyecek satın almak için borç para alıyor. Farid  Mahloul gibi dükkân sahipleri, insanların bir şey istemeden önce veresiye satış olup olmadığını sorduklarını anlatıyor.

Mahloul şöyle konuşuyor Al Jazeera’ya: “Her gün yeni bir şeyler oluyor, lira düşüyor ve etiketler değişiyor. Doğru şekilde fiyatlandırmak çok zor. Veresiye satış yaptığımız müşteriler ise bize zamanında ödeme yapmayınca büyük zarar ediyoruz çünkü liranın değeri her gün düşüyor, bu da maliyetlere yansıyor.”

Çok zor

Mahloul İdlib’deki küçük bakkalını ayakta tutabilmek için varını yoğunu ortaya koysa da bunun çok zor olduğunu ifade ediyor.

Ailelerin çok zorlandığını ifade eden Mahloul, zaten çok az para karşılığında uzun saatler boyunca çalışan pek çok kişinin hayatta kalabilmek için zorunlu olan temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamadığını söylüyor.

Fakhri Bitar, sekiz yıl önce savaşın harap ettiği Humus’tan İdlib’e göç etmiş, şimdi taksi şoförlüğü yapıyor. Kazandığı paranın bu kadar az olmasına inanamadığını söylüyor. “Nihayetinde geliriniz için çalışıyorsunuz ve işiniz bittiğinde lira aniden yükseliyor. Tüm çalışmanız ise yalnızca taksi sahibinin payını karşılamaya yetiyor.”

Bitar, üç çocuğu için süt ve bebek bezi gibi temel ihtiyaç maddelerini alamadığını söylüyor. “Bebek bezlerinin fiyatı iki katına çıktı ve bu yüzden çocuklarıma cilt tahrişine neden olan kalitesiz bezlerden aldık. Buna mecburuz çünkü.”

İdlib’deki Suriyeliler için ekonomik anlamda bu kışın hiç olmadığı kadar endişe verici olduğu söylenebilir.

İdlib’de yaşayanlar kış için yapılan yardımın önemli ölçüde azaldığını ve Türk lirasındaki krizin hayatlarına belirleyici bir darbe vurabileceğini söylüyor.

Barakat, bu kış ısınmak için yakıt alamadı. Önceki yıllarda geliri tek başına diğer harcamalara yetmiyordu, sosyal yardımlara muhtaçtı. Şimdilerde daha da kötü durumda.

Endişeli bir edayla dükkânına çeki düzen veren Barakat “Bu ayki ödemeler için karımın nişan yüzüğünü sattık. Yine de yakıt çok pahalı ve kış için hiçbir şey satın alamadık” diyor.

Bununla birlikte durumlarının diğer pek çok kişiye göre daha az bunaltıcı olduğunu ifade ediyor.

Gülerek “Allah’a şükür bende çocuk yok” diyor.

Taksi şoförü olan Bitar’ın ise çocukları var ve soğuk bir kış mevsimi beklendiğinden onların sağlığı için endişe ediyor.

Bitar “Henüz ısıtıcı kurmayı düşünmedik bile, yakıt fiyatları ortada. Çocuklarım soğuktan zaten hastalanıyorlar ve ben onların tedavi masrafını dahi karşılayamıyorum” diyor.

Kaynak: https://www.aljazeera.com/economy/2021/11/27/turkish-lira-crisis-hits-idlib-in-syria

Önceki İçerikCHP Yüksek Disiplin Kurulu: Özcan kararı ertelendi, Sevigen’e ihraç
Sonraki İçerikCumhurbaşkanı Erdoğan’dan Mısır ve İsrail mesajı: “BAE ile atılan adımlara benzer adımlar atacağız”