Kore’nin Tiananmen’i ‘Gwangju Katliamı’nın sorumlusu diktatör hayatını kaybetti

Güney Kore’de 1979’da askeri darbeyle iktidarı eline alan Chun Doo-hwan 90 yaşında öldü. Yakın tarihin en acımasız diktatörlerinden olan Chun, yönetimini kabul etmeyip demokrasi talep eden sivil halka helikopterlerden ateş açtırmıştı. 1995’te yargılanmaya başlayan Chun idama mahkûm edilmiş fakat yaş haddinden ötürü idamı gerçekleştirilmemişti. Chun daha sonra ‘sosyal barış’ adına affedilmişti.

Güney Koreli yetkililer uzun zamandır Alzheimer tedavisi gören ve kan kanseriyle mücadele eden eski diktatör Chun’un başkent Seul’deki evinde kalp krizi nedeniyle hayatını kaybettiğini duyurdu. Ülke içinde güdümlü bir basın ve muhalefetle ve demir bir yumrukla iktidarını sürdüren Chun, dışarıda demokratik bir rejim sürdürdüğü imajını vermeye dikkat ediyordu.

Chun, 1979 yılında darbeyle iktidarı ele geçirdikten sonra demokrasi yanlılarını çok sert bir şekilde bastırmıştı. İktidarı döneminde işlediği suçlar nedeniyle hapse girmişti.

6 Mart 1931’de ülkenin güneydoğusundaki küçük bir kasaba olan Hapcheon’da dünyaya gelen Chun fakir bir çiftçi aileden geliyordu. Liseden hemen sonra orduya katlan Chun başarılı bir grafik çizdi ve üst konumlara gelmeyi başardı. Park Chug-Lee diktatörlüğünde saygın bir asker oldu.

Güney Kore’yi 1963-1979 yılları arasında yöneten Park Chug-lee ülkede ilk kez askeri darbeyle iktidarı eline alan bir diktatördü. 1961-1963 yılları arasında askeri diktatörlük başkanı olarak ülkeyi yöneten Park, 1963’te kendisini Cumhurbaşkanı olarak seçtirdi. Onun iktidarı döneminde Güney Kore hızlı bir ekonomik büyüme ve sanayileşme yaşadı. Yönetimi altındaki ülke dünyanın en hızlı büyüyen ülkelerinden biri oldu. Fakat bu yıllarda muhalefet hep bastırıldı, demokrasi talepleri sert şekilde cezalandırıldı. Park, Ekim 1979’da Seul’deki evinde Merkezi İstihbarat Dairesi müdürü tarafından öldürüldü.

Park’ın öldürülmesinin ardından Chun, çeşitli kesimlerle yaptığı ittifakların ardından ülkenin başına geçti. Ancak onun diktatörlüğü selefininki gibi olmadı. İlk günden kitlesel protestolarla karşılaştı ve bir müddet olayların yatışmasını bekledi. Halk demokratik olmayan bir kalkınmayı istemiyordu. Özgürlük, ekonomik refahtan daha önemliydi.

Askeri diktatörlük hülyasını sürdürmek isteyen General Chun Doo-hwan ise protestoların geçmesini iki ay bekledikten sonra askerleri sahaya sürdü. Toplumsal muhalefeti bastırdı; rüşeym haldeki sivil toplumu budadı.

Fakat Kore halkının özgürlüğünü tekrar yitirmeye niyeti yoktu. Zaman zaman kitlesel gösterilerle askeri diktatörlük protesto ediliyor, Chun’un iktidarı demokrasi lehine bırakması için yürüyüşler düzenleniyordu. Chun’un göstericilere tepkisi ise oldukça sertti. Kasım 1979’da başlayan gösteriler 1980 yılı Mayıs ayına değin sürmüştü. Mayıs ayında ise tarihe Gwangju Ayaklanması olarak geçecek hadise yaşandı.

Gwangju Ayaklanması

Chun’un askeri dikta rejimine yönelik ülke geneline yayılan protestolar özellikle Jeolla eyaletinde yoğunlaştı. Askerler kontrolü sağlayamıyordu. Eyaletin başkenti Gwangju kentine “siyah bereliler” denen özel komando birlikleri gönderildi. Kentteki  Jeonnam Üniversitesi öğrencileri 1980 yılının 18-19 Mayıs günü kolluk güçlerinin saldırısına uğradı.  

Öğrenciler dövüldü, içlerinde ölenler dahi oldu. Bu gelişme kentteki tansiyonu bir anda yükseltti ve Koreliler ellerinde silahlarla polis karakollarını bastı. 100 bini aşkın kişi sokaklara döküldü. Chun’un yanıtı ise on komando taburunu daha Gwangju kentine göndermek oldu.

Yaptığı açıklamada Chun, Gwangju kentindeki ayaklanan halkı komünist teröristler ve yabancı ülkelerin desteklediği hainler olarak niteledi.

Takip eden günlerde şehrin iletişim hatları kesildi ve dünyayla bağlantısı kalmadı. Hatlar kesildikten kısa bir süre sonra, askerle çatışmaya devam eden halkın üzerine helikopterlerle ateş açıldı. 200’den fazla sivil öldürülürken 1800’ün üzerinde Koreli yaralandı.

27 Mayıs’a dek süren bu kanlı şiddet olayları tarihe Gwangju Ayaklanması olarak geçti. 27 Mayıs’ta Chun’un istediği oldu, Gwangju’da sükûnet sağlandı, binlerce kişi hapishanelere gönderildi. Kore’de 5-18 olarak da anılan Gwangju Katliamı toplumsal bir travmaya sebep oldu.

Chun rejimi 1987 yılında yine şiddetli öğrenci protestolarıyla karşı karşıya kaldı. Chun, halkın ülkenin dört bir yanında demokratik bir seçim talep ettiği esnada görevinden istifa etti. İstifasının ardından bir müddet sessizliğe bürünen Chun hakkında 1995 yılında dava açıldı.

General Chun sivil yönetim tarafından vatana ihanet ve kitlesel katliam gibi suçlarla yargılandı. Mahkemede dik başlı bir tutum sergileyen Chun, darbeyi ülkeyi siyasi bir krizden kurtarmak için yaptığını öne sürdü. İki yıl süren mahkeme sonunda idamına karar verildi. Ancak yaşı sebebiyle hüküm icra edilmedi ve Chun bir yıl sonra affedildi. Af kararının ulusal uyumu teşvik etmek amacıyla verildiği ifade edilse de toplum Chun’u hiç affetmedi.

araba, açık hava, ulaşım içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Mahkeme sürerken Chun her duruşmada protesto edildi.

2017 yılında yayımladığı anılarında Chun, göstericilere ateş emri verdiği suçlamasını reddetti, Gwangju ayaklanmasında yaralanan ve General Chun’un davasında tanık olarak dinlenen Cho Chul-hyun’u “yalancı” ve “şeytan huylu” olarak zikretti.

Cho, mahkemede askeri helikopterlerin insanlara acımasızca ateş ettiğini söyledi. Müdahale esnasında hükümetin açıkladığı 200 rakamının doğru olmadığını, daha fazla insanın öldüğünü dile getiren Cho, “o gün orada 2000’den fazla kişinin öldüğünü bizzat gördüm” dedi.


Gwangju Ayaklanmasında helikopter ateşi sonucunda öldürülenleri temsilen yapılan bir anıt

Mahkemeye tanık olarak katılan diğer isimler de Cho gibi binlerce kişinin helikopter ateşi sonucunda hayatını kaybettiğine şahitlik ettiler.

Dava sona erdikten sonra hükümet Gwangju Ayaklanması mağdurlarına tazminat ödedi ve itibarları iade edildi. 18 Mayıs anma günü olarak belirlendi ve anısına bir anıt inşa edildi.

18-27 Mayıs 1980’de yaşanan Gwangju Ayaklanması hatırasına oluşturulan anıt.

metin, kitap içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturulduGwangju Ayaklamasına şahitlik eden, o esnada on beş yaşında bir çocuk olan Hang Kang o günlerde yaşananları “Çocuk Geliyor” kitabıyla anlatmıştı. Gwangju Ticaret Odası’nda saklanan ve olaylara şahit olan Kang, kitabında o gün askerlerin adeta bir soykırım yaparcasına öfkeyle halka hücum ettiklerini yazmıştır. Han Kang’ın kitabı April Yayınları tarafından Türkçeye kazandırıldı.

Önceki İçerikİktidar medyasına göre kur yükselmedi
Sonraki İçerikİklim değişikliği eşine en sadık türlerden ‘albatroslarda boşanmaları artırdı’