Erdoğan da konuştu… İstanbul Sözleşmesi’ne ne olacak?

İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili Erdoğan hem eleştirenlere yüklendi, hem “özgün ve öncü metinler çıkarmak”tan bahsetti. Eski KA.DER Başkanı Çiğdem Aydın: “Cumhurbaşkanı’nın konuşmasıyla ortalığı yatıştırmak istediğini düşündüm. 6284 Sayılı Kanun’la ile ilgili geri adım sinyali ise tedirgin edici.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Sözleşmesi ile ilgili nihayet konuştu, AK Parti’nin 19. kuruluş yıldönümü töreninde sözleşme tartışmalarına ilk kez dahil oldu.

Erdoğan konuşmasında İstanbul Sözleşmesi’ndeki tavırları nedeniyle AK Partili kadınları ve KADEM’i eleştiren isimlere, başta “AKP’nin papatyaları” başlıklı bir yazı kaleme almış Abdurrahman Dilipak olmak üzere sert sözlerle yüklendi:

“AK Parti’nin kadınları için, ‘AKP’nin papatyaları’ gibi yakıştırmalarla, yeşil sermaye gibi yaklaşımlarla, ben ağzıma almaktan edep ediyorum, küfrî bir ifadeyi kullanmak suretiyle bu tür yakıştırmaların içine giren köşe yazarları noktasında da, kusura bakmasınlar, tüm kadın kollarım adına ve tüm kadınlar adına kendilerini kınıyorum. Eğer AK Parti’nin genel başkanı, ülkemin cumhurbaşkanı olarak kadınlarımıza sahip çıkmada geri duracak olursak, bunun hesabını bu dünyada da ebedi alemde de Rabbimize veremeyiz. Maalesef yıllardır gerek kalemiyle gerek aktivizmiyle bu millete hizmeti geçmiş kimi isimler kendilerine asla yakıştıramadığımız çirkin ifadelerle bu tartışmanın içinde yer almıştır. Biz her türlü fikre, teklife, eleştiriye, mücadeleye saygı gösteririz. Ama kadınlarımızın haysiyetine, onuruna, kişiliğine, iffetine yönelik en küçük bir saldırıya da müsaade etmeyiz. Adı, unvanı ne olursa olsun, birilerinin edebimizin el vermeyeceği ifadelerle AK Partili kadınları istiskal etmesine asla sessiz kalamayız. Yapılan bu saygısızlığın en kısa sürede telafi edileceğine ve tekerrür etmeyeceğine inanıyorum.”

Aynı konuşmada Erdoğan’ın İstanbul Sözleşmesi ile ilgili sözleri ise bu konuda  nasıl bir adım atılacağı hususunda kafaları karıştırdı:

“İlla bir tanımlama yapılacaksa, Türk milleti aileerkil bir millettir. Ne kadına şiddetle mücadelemizin zafiyete uğratılmasına ne de bir avuç marjinalin aile değerlerimizi zedelemesine izin veririz. İnsanı ve insan onurunu yücelten, aileyi merkeze alan, toplum dokumuza uygun, özgün ve öncü metinler çıkarma potansiyeline ziyadesiyle sahip olduğumuza inanıyorum. Şimdiye kadar oluşan uluslararası külliyattan da istifade ederek, tercüme metinler yerine kendi çerçevemizi kendimiz belirlememiz gerekiyor. Hani diyorum ya, Kopenhag kriterleri diyeceğimize Ankara kriterleri der, yolumuza devam ederiz.”

Hürriyet’ten Gizem Karakış’ın haberine göre, AK Parti’nin gündeminde İstanbul Sözleşmesi’nin tartışmaya açılan maddelerine şerh koymak var. Bunlar, “toplumsal cinsiyet kimliği” ve “cinsel yönelim” ifadelerinin geçtiği maddeler.

Habere göre Sözleşme’yle ilgili Adalet Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve AK Partili hukukçular arasında bir çalışma yürütülüyor. Bu çalışmalar 18 Ağustos salı günü Erdoğan başkanlığında toplanacak MYK toplantısına sunulacak.

“Erdoğan ortalığı yatıştırmak istiyor, ama bizi parlak günler beklemiyor”

Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA.DER) eski başkanı ve Serbestiyet yazarı Çiğdem Aydın’a göre ise Erdoğan konuşmasıyla ortalığı yatıştırmak istedi. Ama Aydın, 6284 Sayılı Kanun’un ve TCK’nın 103. maddesinin uygulamasında geriye gidilebileceğine dair güçlü sinyaller aldığını da söylüyor.

Çiğdem Aydın’ın değerlendirmesi şöyle:

“Erdoğan’ın konuşmasını ben çok ürkütücü bulmadım. Cumhurbaşkanı’nın ortalığı yatıştırmak istediğini düşündüm. Ancak bir taraftan da bir sus payı gibi, taviz gibi, kendi yasamızı kendimiz yaparız tarzında bir şey de söyledi. O manada da 6284 Sayılı Kanun için tedirgin oldum, bazı değişiklikler mi geliyor acaba diye düşündüm. Çünkü o yasada revizyon yapılması istenen ve konuşulan bir şey. Örneğin o yasaya arabuluculuk koymak istiyorlar. Biz kadınlar ise istemiyoruz. Ama İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmayı söylemiyor, o konuda bizi yatıştırıyor gibi düşündüm.

“Aynı şekilde bir müddettir kadın hareketinin uğraştığı TCK’nın 103. maddesi var, yani cinsel istismarcılara af diye andığımız bir mesele daha var. İzliyorsunuzdur, KADEM’in İstanbul Sözleşmesi’ni çok savunan gibi görünen açıklamasının sonunda da “ama işte mağdur olanlar da var bu erken evliliklerden. Onlar için de bir düzenleme düşünülecek elbette” diye açıkça yeşil ışık var mesela. Tüm bunları düşününce, ‘kendi metinlerimizi yazarız’ lafından 6284 ve TCK 103 için biraz tedirgin oldum.

“Sözleşme kaldırılmasa da uygulamada geri adım gelebilir, örnek: Kürtaj”

“Bir de bu hükümetin neyi nasıl yaptığı konusunda ipuçları var. Mesela kürtajı kaldıracağız, yasaklayacağız dediler, kadın hareketi ayağa kalktı. Geri adım atıldı, kürtaj yasaklanmadı, ama ne oldu? Şimdi artık devlet hastanelerinde kürtaj yapılamıyor. Hiçbir doktor yapmıyor. Yasal olarak kalkmadı, ama geçerli değil. Kullanılabilir bir hak değil. Aynı şekilde İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanamaz hale getirilmesinden korkuluyor. Yani kaldırıp kaldırmaması çok mühim değil bu noktada. Hakimdir, savcıdır, doktordur, kimi ilgilendiriyorsa, herkes geri adım atacak. Sözleşme’yi kaldırır ya da kaldırmaz noktasından çıktık. Sözleşmeyi kaldırmasalar da bizi çok parlak günler beklemiyor.

“Aileerkil diye bir şey yok”

“Bir de ‘aileerkil meselesi’ne ne diyeceğimi bilemiyorum. Tamamen uydurulmuş kavramlar. Yok böyle bir şey, ne demek aileerkil? Aileyi önceleyen politikalar için bastıranların ağzına bir parmak bal bu.”

Önceki İçerikBağdat-Ankara arasındaki drone krizi tırmanıyor
Sonraki İçerikErkekler ve kadınlar (2)