ÖZEL HABER: İran istihbaratının yoğun Van trafiği

Geçtiğimiz günlerde MİT Van’da düzenlediği bir operasyonla, Van’da yaşayan İranlı eski savaş helikopteri pilotunu kaçırmak isteyen İran ajanlarının yakalandığını duyurdu. Van, son zamanlarda İran’dan kaçan rejim muhaliflerinin sığındığı bir yer. İranlı ajanlar Van bağlantılı operasyonlarla önceki yıllarda bazı muhalifleri kaçırmayı başarmıştı.

Anadolu Ajansı’nın (AA) 13 Ekim’de yayımladığı bir haberde, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) Van’da yaptığı bir operasyonla 2’si İran ajanı toplam 8 kişinin, İranlı eski pilot Mehrdad Abdarbaşi’yi kaçırmak üzereyken yakalandığı duyuruldu.

Haberin detaylarına göre operasyon 24 Eylül’de düzenlendi, ancak görüntüler kamuoyuna 20 gün sonra servis edildi.  MİT’in operasyonun detaylarını bir devlet kurumu olan AA aracılığıyla duyurması, Ankara’nın, eli Türkiye’ye fazlasıyla uzanan Tahran’a bir mesajı olarak görüldü. Haberin İran-Azerbaycan geriliminin en tepe noktasında servis edilmesi ayrıca dikkat çekti.

Operasyonun ardından, kaçırılmak istenen eski savaş helikopteri pilotu önce Amerika’nın Sesi Farsça, ardından BBC Farsça televizyonlarına bağlanarak başına gelenleri anlattı. Pilotun iddiasına göre, İran istihbaratı tarafından görevlendirilen iki İran ajanı kendisini kaçırmak üzere Van’a geldi ve Van’da oluşturdukları işbirlikçi ağıyla kendisini İran rejimine teslim etmek üzere kaçırma planları yaptı.  

Pilot Abdarbaşi verdiği röportajlarda kaçırma operasyonunun detaylarını da paylaştı. Buna göre, İran’dan geldiği iddia edilen ajanlar, önceden anlaşmış oldukları bir kadından pilotla yakınlık kurmasını istedi ve bunun için 10 bin dolar ödedi. Plana göre, ajanlar tarafından yönlendirilen kadın buluşacağı pilotu ilaçla bayıltacak, pilotu teslim alan ajanlar da onu bir arabayla ve kaçak yollarla İran’a götürecekti.

En başından beri MİT ile tüm süreci paylaştığını söyleyen pilot, bu sayede kaçırılmaktan son anda kurtulduğunu iddia etti ve şu an güvenli bir evde tutulduğunu söyledi.

İran ajanı olduğu söylenen 2 İran vatandaşının, Türkiye’ye gelmek için sınırı kaçak yollarla geçtiğine dair ciddi iddiaların olduğunu da belirtelim.

Öte yandan Mezopotamya Ajansı, tutuklananlardan biri olan Solhaddin Salmanlou’nun kardeşi Ferhat Salmanlou’ya dayandırdığı bir haberde, “Salmanlou’nun İran’ın Hoy kentinde çiftçi olduğunu ve okula gidecek olan çocuklarına ayakkabı, okul kıyafeti, kırtasiye malzemesi ve çanta almak için geldiği Türkiye’de ‘İran ajanı’ olduğu gerekçesiyle tutuklandığını” duyurdu.

İddiaları sormak için aradığımız tutuklu Solhaddin’in avukatı ise henüz randevu talebimize cevap vermedi.

Türk Lirası’nın İran Riyali’nden daha ucuz olmaması (1 Türk Lirası = 4398 İran Riyali) bu iddiaları da şimdilik havada bıraktı.

Sekiz kişiye ‘ajanlık’ suçlamasının yöneltildiği dosyaya jet hızıyla ‘gizlilik kararı’ getirildi.

Van’a kaçışlar ve Van’daki İran istihbarat ağı

İran rejim muhaliflerinin Van’dan kaçırılması teşebbüslerinin öncesi de var.

7 Şubat 2018’de rejim muhalifi gazeteci Arash Shoashargh, Van merkezde bulunan evine gitmek için arkadaşlarından ayrıldı ve kendisinden o günden sonra bir daha haber alınamadı. Shoashargh’ın daha sonra İran’ın kuzeyindeki Rasht kentinde bulunan Lakan hapishanesinde tutulduğu öğrenildi.

9 Ekim 2020’de İsveç’te yaşayan İran rejim muhalifi Habib Farajollah Chaab’ın da başına Van bağlantılı benzer bir olay geldi. Chaab, İran rejim karşıtı “Ahvaz’ın Kurtuluşu için Arap Mücadelesi Hareketi’nin (ASMLA)” İsveç oluşumunun başında yer alan ve 2006 yılında İran’dan İsveç’e giderek vatandaşlık alan bir rejim muhalifiydi.

Chaab, Stockholm Arlanda Havalimanı’ndan uçağa binerek, İstanbul’a “Saberin Saeıdı” takma adını kullanan Zeynab Savari isimli kadınla görüşmek için geldi ve bir daha geri dönmedi. İran ajanı olduğu iddia edilen Savari’nin, 8 Ekim 2020 için Van-İstanbul, 10 Ekim 2020 için ise İstanbul-Van uçak bileti aldığı ortaya çıktı.

Yapılan soruşturma sonucu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İranlı muhalifin kaçırılma olayında Naci Şerifi Zindaşti’nin elebaşı olarak suçlandığı bir suç örgütü olduğunu tespit etti ve Zindaşti ile beraber 12 sanık hakkında dava açtı. 

Kamuoyu Zindaşti’yi, “uyuşturucu baronu” suçlamasıyla yargılanırken Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu üyesi olan Prof. Dr. Burhan Kuzu’nun, hakim Cevdet Özcan’a yaptığı baskı sonucu tahliye edilmesiyle tanıdı. Zindaşti skandal bir kararla tahliye edildikten sonra, hakkında idam cezası olan İran’da, annesinin cenazesinde korumalarıyla görüntülendi.

Nihayet 7 yıldır Van’da yaşayan rejim muhalifi bir gazetecinin İran’da yaşayan ailesine, 3 gün önce gizli numaradan, “Oğlunuz için mezar kazın, Van’da nerede yaşadığını biliyoruz. Birkaç güne kadar göndeririz” mesajı iletildiği ve babasının kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırıldığı iddia edildi.

İran’da bulunan kaynaklar, son zamanlarda İran’dan Türkiye’ye ciddi bir kaçış olduğunu aktardı. İran rejimi bu kaçıştan rahatsız ve yaptığı sınır ötesi operasyonlarla kendi muhaliflerine “gözüm üzerinizde” mesajını vermek istiyor. Türkiye ise rejimden kaçan muhalifler için güvenli limana dönüşmek istemiyor. Çünkü Van, İranlı rejim muhaliflerinin en önemli buluşma noktalarından biri ve bunu bilen İran istihbaratı Van’da ciddi bir ajan ağı oluşturmak niyetinde.

Önceki İçerikMerkel’in uykuları kaçıyor mu?
Sonraki İçerikİstanbul Limanı sahili 200 yıl sonra halka açıldı