Ana SayfaHaberlerLeyla Zana, Urfa’dan CHP’ye yüklendi: Biz kimsenin uşağı değiliz. Kürtler İstanbul’da kime...

Leyla Zana, Urfa’dan CHP’ye yüklendi: Biz kimsenin uşağı değiliz. Kürtler İstanbul’da kime oy verecek diye bekliyorlar. İstanbul’daki Kürtlere sesleniyoruz, kendinize oy verin.

Zana, DEM Parti için Urfa’nın ilçelerinde seçim mitingleri yaptı. Siverek’te 90’larda kendisi için bestelenmiş şarkıyla karşılandı. CHP’yi eleştirdi, Kürt seçmenleri DEM Partisi’ne oy vermeye çağırdı: “CHP şimdi ‘İstanbul’da Kürtler bize neden oy vermiyor’ diyor. Biz kimsenin uşağı değiliz. ‘Oyunu bana ver ama görünmez ol.’ Ama biz hayalet değiliz ki. Bizi aptal yerine koyuyorlar. Diyorlar ki ‘bugün de bizim hizmetimizde olun’ biz de diyoruz ki işinize bakın. Kürtler artık uyanmış. Bunlara oy vermez. İstanbul’da en fazla nüfusa sahip olan Kürtlerdir. Hepsi de mecburiyetten gitmiş. Ama şimdi herkes Kürtler İstanbul’da kime oy verecek, ne yapacak diye bekliyorlar. Gücünüzü görüyor musunuz? İstanbul’daki Kürtlere sesleniyoruz ki, kendinize oy verin. Diyoruz ki artık DEM bizim DEM'imizdir.”

Leyla Zana seçim turlarında Urfa’nın ilçelerini dolaştı.

Siverek’te 90’lı yıllarda adına yapılan “Biji biji her biji xwuşka Leyla her biji” (Yaşa Leyla abla) şarkısıyla karşılandı.

Zana’nın konuşmalarından öne çıkanlar şöyle:

Siverek:

 “Şimdiye kadar kardeşler arasında ittifak yoktu. Ancak bu Kürtlerin kabahati değildi. Bu yüzden birlikteliği inşa etmek gerekiyor. Şu anda tüm partiler tanıtımlarını Kürtçe yapıyor. Allah o kadar kavim yarattı ki herkes birbirinden farklı. Kültürleri, lisanları, yaşamları farklıdır. Kürtlere kimlik, dil, tarih gerekmiyor diyorlar. Biz onurumuzdan vazgeçmeyeceğiz. Kürtlere ‘Bizim gibi davranacaksınız’ diyorlar. Ancak Kürtler bunu kabul etmiyor.”

Hilvan:

“Curnê Reş’e (Hilvan) ilk geldiğimde Mehmet Emin Yavuz arkadaşın evine gelmiştim. Sene 1988’de Amed Zindanında tek kelime Kürtçe konuşmamız yasaktı. ‘Türkçe konuş, çok konuş’ diyorlardı. Kürtçe konuşma bakış. Bu dili bize Allah verdi. Nasıl konuşmayalım? O dönemde ölüm orucu eylemleri başladı. Bizler de Kürt kadınları olarak ölüm orucuna başladık. Dönemin İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu ve Başbakan Turgut Özal, ‘Herkes diliyle konuşabilir’ dedi ve ölüm orucu sona erdi. Ardından kısa bir süre sonra kıymetli yoldaşımız Mehmet Emin Yavuz’un ölüm orucunda hayatını kaybettiğini öğrendik. Bizler de yönümüzü memleketi Hilvan’a çevirdik. İlk gelişim o zamandı. Tarihi hatırlayacağız. Yıllardır binlerce yoldaşımız cezaevinde. Eşsiz bir direniş sergiliyorlar. 40 yıldır bir direniş söz konusu yeni bir yaşamın tohumu burada atıldı.

Ardından kısa bir süre sonra kıymetli yoldaşımız Mehmet Emin Yavuz’un ölüm orucunda hayatını kaybettiğini öğrendik. Bizler de yönümüzü memleketi Hilvan çevirdik. İlk gelişim o zamandı. Tarihi hatırlayacağız. Yıllardır binlerce yoldaşımız cezaevinde. Eşsiz bir direniş sergiliyorlar. 40 yıldır bir direniş söz konusu yeni bir yaşamın tohumu burada atıldı. Ve o tohum şimdi milyonlar oldu. Her halkın onurlu bir yaşam talebi var.

Geçmişte ve bugün de CHP yüz yıla yakındır bu halkın emeklerini, duygularını ve tüm değerlerini sadece kendisi için kullanmak istedi. Burada değerli şahsiyetler yetiştirdiniz. Bunlardan biri de Celal Paydaş’tı. CHP şimdi ‘İstanbul’da Kürtler bize neden oy vermiyor’ diyor. Yüz yıldır Kürt halkı bilinçlendi, örgütlendi, güç haline geldi ve bu iradeyi artık kendisi için kullanmak istiyor. Biz kimsenin uşağı değiliz. ‘Oyunu bana ver ama görünmez ol.’ Ama biz hayalet değiliz ki. Bizi aptal yerine koyuyorlar. Biz aptal bir halk değiliz, biz kadim bir halkız. Bu coğrafyanın en gelişmiş duygu ve düşüncelerine sahip olan kadim bir halkız.

Bizi yok sayamazsın. Senin her şeye hakkın var ama bizim bir oy kullanmaya bile hakkımız yok. Bunu ne vicdan ne de ahlak kabul eder. O nedenle DEM bizim DEM’imiz diyoruz. Oyumuza sahip çıkalım. Sayın Öcalan’ın felsefesiyle bu halk özgürleşiyor. Biz özgür yaşamak istiyoruz. Tüm halklarla omuz omuza özgürce, kendi kimliğimizle yaşamak istiyoruz. O nedenle yüksek bir sesle barışa, demokrasiye, özgürlüğe sahip çakacağız. 31 Mart’ta onlar üzülse de, sevinse de Kürtler kazanacak. Oyunuz sadece belediyeler için değildir kimliğiniz ve varlığınız içindir.”

Bozova:

 “Cumhuriyet kurulduğunda, demişler ki Kürt’ün karnı doymasın. Karınları doyarsa kafaları çalışır. ‘Birlik olmalarına izin vermeyelim.’ Ben 40 yıldır bu siyasetteyim. Hiçbir zaman oyunuzu bize verin demedim. İradenize sahip çıkın diyorum. İradeniz, diliniz kimliğiniz ve tarihinizdir. Bırakmayın birliğinizi bozsunlar. Biz diyoruz ki, DEM başarı, birlik ve sizin zamanınızdır. Diyorlar ki ‘bugün de bizim hizmetimizde olun’ biz de diyoruz ki işinize bakın. Kürtler artık uyanmış. Bunlara oy vermez. İstanbul’da en fazla nüfusa sahip olan Kürtlerdir. Hepsi de mecburiyetten gitmiş. Ama şimdi herkes Kürtler İstanbul’da kime oy verecek, ne yapacak diye bekliyor. Gücünüzü görüyor musunuz? İstanbul’daki Kürtlere sesleniyoruz ki, kendinize oy verin. Diyoruz ki artık DEM bizim DEM’imizdir.”

- Advertisment -