Milyonları güvencesiz çalıştırma yasası (*)

İktidarın, bir torba yasa içinde sunduğu “İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” bugün (3 Kasım) TBMM’de görüşülecek. Yasanın en kritik maddesi 25 yaş altı ve 50 yaş üstündeki toplam 9 milyon çalışanı ilgilendiriyor. Yasa tasarısı kanunlaşırsa milyonlarca işçi birçok kazanılmış hakkını kaybedecek.

İktidar 16 Ekim 2020 tarihinde Meclise “İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” başlığı ile 43 maddelik bir teklif sundu. İktidar, son derece kapsamlı ve köklü değişiklikler içermesine rağmen konuyu tartışmaya fırsat vermedi.

Kanun teklifinin gerekçesinde, Covid-19 salgınının istihdam üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılması; salgın nedeniyle işçi ve işverenler üzerinde oluşan yükün sosyal devlet ilkesi gereğince paylaşılması ve giderilmesi; istihdamda devamlılığın sağlanabilmesi amacıyla destek tedbirleri düzenlenmek gibi nedenler öne sürülüyor. Ne var ki gerçekte yasa teklifi ile işverenlerin yükü azaltılırken işçilere yeni yükler bindiriliyor.

Torba yasada neler var?

Her torba yasada olduğu gibi bu torba yasada da birçok konu iç içe geçmiş durumda. Teklif sadece çalışma hayatı ile ilgili değil, başka pek çok konuda da düzenlemeler içeriyor. Bu kanun yapımı tekniği bazı önemli konuların dikkatten kaçmasına da neden olabiliyor. Kısaca torbadan ne çıkacağı belli olmayabiliyor.

43 maddelik kanun teklifinde çalışma yaşamını etkileyen çok önemli konular yer almakta:  

  • 25 yaş altı ve 50 yaş üstü işçiler için belirli süreli sözleşmelerin koşulsuz olarak yapılabilmesine olanak tanınıyor.
  • İşverenler için çok sayıda yeni “istihdam teşvikleri ve destekleri” getiriliyor, bu teşvikler ise asıl amacı işsizleri korumak olan işsizlik fonundan yapılıyor.
  • Vergi borcu yapılandırması getiriliyor, yüzde 20 olan Kurumlar Vergisi oranının Cumhurbaşkanının yetkisiyle yüzde 15’e kadar düşürülmesine imkân tanınıyor.
  • 25 yaşın altında ve ay içerisinde çalıştığı saatler toplamı 10 günden az olan işçilere yaşlılık aylığı primi ödeme zorunluluğu kaldırılıyor. Böylelikle 25 yaşın altındaki işçilerin emeklilik hakları tırpanlanıyor.

Yasa tasarısı komisyondan nasıl geçti?

Çalışma yaşamını ve işçileri bu düzeyde etkileyen bu yasa tasarısı hazırlanırken sosyal tarafların görüşüne başvurulmadı, sendikalara haber verilmedi. Bu konuların hepsi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı. Maddeler işçi konfederasyonlarının eleştirilerine rağmen komisyondan geçti. Sendikalar bunu sendikal hak ve özgürlüklerin yok sayılması ve işçilerin güvencesiz hale getirilmesi olarak değerlendirdi. DİSK ve Türk-İş yasaya karşı etkinlikler düzenledi. Hak-İş yaptığı açıklamalarla yasaya karşı tavır ortaya koydu.

Yasayla işçileri koruyan temel haklar geri alınıyor

Yapılan düzenlemenin en kritik maddesi,  işverenlere 25 yaşın altındaki ve 50 yaşın üstündeki işçilerle hiçbir sınırlamaya tabi olmadan belirli süreli iş sözleşmesi yapma olanağı tanınması. Ben de bu yazıda bu düzenlemenin işçiler ve dolayısıyla çalışma yaşamı üzerinde yaratacağı sonuçlar üzerinde duracağım.

Yapılan düzenleme çalışma yaşamının temel prensiplerini değiştirecek nitelikte. Çünkü çalışma yaşamının temel prensibi iş sözleşmesinin sürekliliği yani sözleşmenin belirsiz süreli olması üzerine kuruludur. İşçileri koruyan temel haklar da bu temel prensibe göre şekillenmiştir.

İşçi ve işveren arasında imzalanan belirli süreli sözleşme, iş ilişkisinin belli bir süreye bağlandığı sözleşmedir. Yani işin başlangıcı ve bitişi bellidir. Kısaca bu geçici işçilik düzenidir. Belirli süreli sözleşme geçici işçiliği doğurduğu için İş hukuku yasasıyla işçilerin haklarını korumak için sınırlandırılmıştır. Örneğin, mevsimlik işler, fuar organizasyonları, dönemsel tarım işleri, turizm sezonuna bağlı işler belirli süreli sözleşmenin yapıldığı işlerdir.

İş hukukunda iş sözleşmesi kural olarak belirsiz süreli yapılır. Çünkü belirsiz süreli iş sözleşmeleri işçilere; kıdem ve ihbar tazminatı, işe geri dönme gibi haklar sağlar. İşte getirilen yasa ile işçilerin kazanılmış hakları (25 yaş altı ve 50 ve üzeri yaştakiler için) ellerinden alınacaktır. İş Kanunu’nun işçiyi koruma ilkesi de çiğnenmiş olacaktır.

Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır

Tasarı ile sırf belli yaş grubunda oldukları için işçilerin bir bölümüne daha kötü çalışma şartları dayatılmaktadır. Bu ayrımcılıktır. Aynı işi yapan iki işçiden birisi 24 yaşında olduğu için ya da 52 yaşında olduğu için kıdem tazminatı ve iş güvencesinden mahrum kalacaktır.  

İşverenlerin istismarına açıktır

Belirli süreli iş sözleşmelerine getirilen ve işçiyi koruduğu düşünülen iki yıl sınırlaması işveren tarafından kötüye kullanıma açıktır. İşçiler iki yıl bittiğinde kâğıt üzerinde bir başka işveren yanında çalışıyormuş gibi gösterilerek 50 yaş üstündekileri emekli olana kadar, genç işçileri ise 25 yaşına kadar belirli süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılabilecektir.

İşçilerin kazanılmış hakları yok ediliyor

Belirli süreli sözleşmeler bitiş süresi önceden belirlenmiş sözleşmeler olduğu için “feshi ihbar etme zorunluluğu/ihbar tazminatı” söz konusu değildir ve daha önemlisi işçi bu nedenle kıdem tazminatı da alamayacaktır. Bu ise işçilerin işten çıkarılmasını kolaylaştıracaktır. Çünkü işveren kıdem ve ihbar tazminatı ödemek zorunda kalmayacaktır. Özellikle DİSK’in ve Türk-İş’in yıllardır kıdem tazminatı hakkı için yürüttüğü mücadeleye rağmen bu yasayla milyonlarca işçi kıdem tazminatı hakkı olmadan çalıştırılabilecektir.

Ucuz iş gücü yaratılıyor

Bu yasa tasarısının hazırlanmasında artan işsizliğin de önemli etkisi var. DİSK-AR’ın araştırmasına göre Covid-19 etkisiyle revize edilmiş geniş tanımlı işsiz sayısı ve iş kaybı Temmuz 2020’de 10,4 milyon olarak gerçekleşti. İktidarın bu değişikliği işsizliğin devasa boyutlara ulaştığı bir zamanda işçi konfederasyonlarının görüşünü dahi almadan alelacele yapması biraz da bu nedenledir. Çünkü ucuz ve güvencesiz işgücünün istihdamı arttıracağı düşünülmektedir.

Sendikal hak ve özgürlükler önünde engel

Çıkacak yasayla ilgili önemli bir sorun ise sendikal hak ve özgürlükler hususunda yaşanacaktır. Çünkü belirsiz süreli iş sözleşmesinin işçiyi koruyan yanlarına rağmen zar zor yürütülen sendikal faaliyetler bu yeni düzen ile birlikte çok daha zorlaşacaktır. Getirilen düzenleme sendikalar önünde büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Sendikalaştıkları için işçiler kolaylıkla işten atılabilecektir. 2020 Temmuz ayı istatistiklerine göre 14.251.655 olan kayıtlı işçinin sadece 1.946.165’i sendikalıdır. Yani sendikalaşma oranı %13,66’dır. Sendikalaşma oranının bu kadar düşük olduğu bir ülkede getirilen bu düzenleme ile sendikalaşma oranları daha da azalacak ve özellikle genç işçilerin sendikalaşması engellenecektir. Ayrıca sendikalaşma hakkının ayrılmaz parçası olan toplu sözleşmesi hakkı da belirli süreli iş sözleşmeleriyle yok edilmiş olacaktır. Bu, evrensel sendikal hak ve özgürlüklerin yok sayılması anlamına gelmektedir.

İşçilerin uluslararası kazanımları yok ediliyor

Belirli süreli iş sözleşmesine dayalı çalışmanın getirdiği güvencesizliğe ve düzensizliğe karşın uluslararası alanda bu konu işçiyi koruma açısından ele alınmaktadır. Belirli süreli iş sözleşmesi yapma imkânının sınırsız bir şekilde işverenin tercihine bırakılmaması gerektiği yönünde adımlar atılmıştır. Bu nedenle uluslararası alanda belirli süreli iş sözleşmelerinin yapımında esneklik ihtiyacının varlığı kabul edilmekle birlikte, işverenin belirli süreli iş sözleşmesi yapma hakkını kötüye kullanmasının önüne geçmek için ülkeler arasında farklılıklar olsa da çeşitli sınırlamalar getirilmiştir.

Bu sınırları belirleme açısından Avrupa Birliği Konseyi de 99/70 sayılı Yönerge’yi hazırlamıştır. Yönergeye göre belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışmanın genel kural olduğu, belirli süreli iş sözleşmesinin istisnai nitelikte olduğu belirtilmiştir. Belirli süreli iş sözleşmelerinin kötüye kullanılmasının önlenmesi amacıyla belirli süreli iş sözleşmesinin yenilenmesinin objektif nedenin varlığına bağlanması, zincirleme olarak yapılacak sözleşmenin sayısının sınırlanması ve zincirleme olarak yapılan sözleşmelerde azami bir süre sınırlaması getirilmiştir.

9 Milyon 149 bin kişi ucuz ve güvencesiz çalışacak 

Bu düzenlemeyle 15-25 yaş arası ve 50 yaş ve üzeri 9 milyon 149 bin kişinin iş güvencesi ortadan kalkacak ve kıdem tazminatı hakkı ellerinden alınacak.

Hali hazırda bugün 25 yaş altı 3 milyon 559 bin kişi, 50 yaş ve üstü ise 5 milyon 590 bin kişi istihdam edilmektedir. 14.251.655 olan kayıtlı işçinin 9 Milyon 149 bini bu yaş grubunda istihdam edilmektedir. Bu yasadan etkilenen kesimler geniş kapsamlı tutulmuştur. Belli yaş grubunun seçilmesinin bir nedeni iktidarın tüm işçileri karşısına almaktan çekinmesidir. Bu yaş aralıkları dışında kalan görece daha örgütlü kesim dışarda tutulmuştur. Bu iki yaş grubu öncelikle korunması gereken gruplar olarak kabul edilen kesimlerdir. Dolayısıyla kırılgan gruplardır. Örneğin Covid-19 salgınında en çok iş kaybı 15-24 yaş arasında olmuştur. Bu iki grup, güvencesiz de olsa çalışma potansiyeli en yüksek gruptur.

Yasa tasarısı adaletsizdir

Bu yasa tasarısı geçerse toplumun çok geniş bir kesimi olumsuz etkilenecek. Milyonlarca genç ve yaşlı işçi daha güvencesiz ve daha düşük ücretle çalışacak. Kıdem ve ihbar tazminatı hakkı elinden alınan ve sendikasızlaştırılan işçiler daha kolay işten çıkarılabilecek.

_______________

(*) Çağdaş Küpeli; sendika uzmanı.

Önceki İçerikZeynep Tüfekçi NYT’ye yazdı: Seçim tahminlerine güvenmeyin
Sonraki İçerikTrump son gün tüm tuşlara birden bastı