PORTRE | Kılıçdaroğlu’nun yeni başdanışmanı Jeremy Rifkin: Bilim karşıtı bir şarlatan mı, vizyoner bir ekonomist mi?

77 yaşındaki Amerikalı ekonomist Jeremy Rifkin, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 3 Aralık’ta yapacağı İkinci Yüzyıla Çağrı toplantısı öncesinde Kılıçdaroğlu’nun yeni başdanışmanı olarak açıklandı. Almanya eski başbakanı Angela Merkel, Çin Başbakanı Li Keqiang gibi birçok lidere danışmanlık yapan Jeremy Rifkin radikal fikirleriyle tanınan bir yazar, aktivist ve ekonomist. Diğer taraftan Rifkin Harvard, MİT gibi üniversitelerde görev yapan bazı bilim insanları tarafından “şarlatan” olarak nitelenen tartışmalı ama popüler bir isim.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeni başdanışmanı Jeremy Rifkin 1945 yılında ABD’nin Colorado eyaletinde dünyaya geldi. Plastik çanta üreticisi bir baba ile Rusya’dan ABD’ye göç eden Yahudi bir annenin çocuğu olan Rifkin Chicago’da büyüdü. Pennsylvania Üniversitesi Wharton Finans ve Ticaret Okulu’nda ekonomi lisans eğitimi aldı, ardından Tufts Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler yüksek lisansı yaptı. Rifkin daha sonra herhangi bir doktora eğitimi almadı, bu nedenle “Dr.” unvanı bulunmuyor.

Rifkin özellikle üniversite eğitiminden itibaren sol hareketlerin içinde yer aldı -bugün savunduğu sol fikirlerin başlangıcının Vietnam Savaşı’na karşı gelişen savaş karşıtı hareketler olduğunu vurguluyor. Lisans eğitimi döneminde yoğun bir sosyal aktivite içinde oldu, okul başkanı seçildi. Yüksek lisans eğitimi sırasında, en büyük savaş karşıtı protestoların düzenlenmesinde rol aldı, 1970 yılında ABD’yi savaş suçlarından dolayı yargılayan temsili mahkemelerin kurulmasında önemli roller üstlendi. Bu mahkemeler adına ABD ordusunda görev yapan askerlerin yeminli ifadesini almak için eyalet eyalet dolaştı.

Yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra Halkın İkinci Yüzyılı Komisyonu’nu kurdu ve bu komisyon aracılığıyla ABD’nin kuruluşunun ikinci yüzyılında sosyal devleti temel alan, daha kapsayıcı bir Amerika’yı hedefleyen çeşitli çalışmalara imza attı. ABD’nin ikinci yüzyılının konuşulduğu bir dönemde iklim değişikliği, hayvan hakları, sosyal adalet, gelir eşitsizliği gibi konuları gündeme getirdi, bu tür konuları daha 70’li yıllarda ana akımda vurgulamaya çalışan nadir isimlerden biri oldu. Rifkin ve arkadaşları tartışmalar düzenleyip içerik yayımlamakla yetinmedi, eyleme de geçti. 1973 yılında, Boston’da İngiliz koloniciliğine karşı çayların denize dökülmesinin 200. yıl dönümünde iklim krizine dikkat çekmek amacıyla Boston Limanı’nda denize boş petrol varilleri attılar, petrol şirketlerine tepki gösterdiler.

Bilim karşıtlığıyla suçlanan bir “şarlatan”

Rifkin, 1977 yılından itibaren artan biyoteknoloji çalışmalarına tepki göstermeye başladı. Bu konuda ABD’deki en eleştirel isimlerden biri oldu. Rifkin’e göre DNA konularında yapılan araştırmalar durdurulmalı, insanlığın geleceğini tehdit olan biyoteknolojik deneyler iptal edilmeliydi. Rifkin bu amaçla konferanslara katıldı, konuşmalar yaptı, Kongre üyelerini ikna etmek için çabaladı. Bu çalışmaları nedeniyle New York Times’in kapağına çıktı: “Genetik mühendisliğine savaş açan aktivist.”

Rifkin sadece bir sene içinde 60 Hıristiyan ve Yahudi dinî kanaat önderini ikna etti ve Kongre’ye onların imzasıyla genetik mühendisliğinin yasaklanmasını isteyen bir mektup gönderdi. Açık havada yapılan mikroorganizma deneylerinin yasaklanması için çevre aktivistleriyle birlikte davalar açtı, askeri tıp deneylerinin yasaklanmasını savundu. Bilim alanında herhangi bir uzmanlığının olmamasına rağmen bu konularda aktivist bir tutum alması tepki çekti. Nobel ödüllü biyoloji uzmanı MIT profesörü David Baltimore, Rifkin’i “Konuştuğu şey hakkında hiçbir fikri yok. Sadece kişisel şöhret peşinde” cümleleriyle eleştirdi. New York’taki Rockefeller Üniversitesi’nde görev yapan genetik uzmanı Norton Zinder, Rifkin’e “salak ve şarlatan” dedi. Harvard’daki biyoloji profesörü Jay Gould ise Rifkin’in genetik çalışmalarını eleştirdiği Algeny kitabı hakkında uzun bir eleştiri yazdı, Rifkin’i çok ağır bir şekilde eleştirdi: “Bu kitap, çok zekice kurgulanmış bir anti-entelektüel propaganda. Sanırım daha önce bu kadar kalitesiz bir kitap okumamıştım.”

Rifkin, biyoteknoloji çalışmaları sonucunda yeni hastalıkların ve “yeni nesil insanların” ortaya çıkacağını, bunun da insan neslinin sonunu getireceğini savundu. Rifkin’in komplo teorileri birçok Demokrat ve Cumhuriyetçi siyasetçiyi de etkiledi, bilimsel çalışmalar hakkındaki komplo teorileri daha fazla alıcı buldu.

Bilim insanları bir süre sonra Rifkin’i “Ludist” olarak tanımlamaya başladı. Ludistler, 19. yüzyılda İngiltere’de işsiz kalma korkusuyla yeni teknoloji ürünü makineleri kıran eylemci tekstil işçilerine verilen ad. Rifkin de bilimsel gelişmelerden korktuğu için deneylere, bilimsel araştırmalara avukat timi aracılığıyla dava açarak veya halkın Kongre üzerindeki baskısını arttırarak karşı çıkan, bir nevi bu gelişmeleri kırmaya çalışan biri olarak bu sıfata layık görülmüştü.

Jeremy Rifkin, 1989 yılında da Galileo uzay sondasının fırlatılmasına karşı çıktı, bu atışın başarısız olacağını ileri sürdü ve çevrecilerle birlikte dava açtı. Rifkin davayı kaybetti, sonda başarılı bir şekilde fırlatıldı ve uzay çalışmalarına başladı.

Rifkin, bu çalışmalarını İkinci Yüzyıl Komisyonu’nu temel alarak kurulan Ekonomik Trendler Derneği’nin maddi desteği sayesinde yapabildi. 1984 yılında bu komisyonun yıllık geliri 100 bin dolardı, Rifkin üniversitelerde seminer vermek için günlük 2-3 bin dolar arasında bir ücret talep ediyor, komisyondaki yöneticilik faaliyetleri nedeniyle kendisine yıllık 30 bin dolarlık bir maaş ayırıyordu.

Dünya liderlerinin aranan danışmanı

Jeremy Rifkin, mezunu olduğu Wharton Finans Okulu’nda yönetim dersleri vermeye başladı, günümüze değin üçüncü endüstriyel dönüşüm, yeşil ekonomi, iklim krizi ve gelir adaletsizliği gibi konularda toplam 22 kitap yazdı. Özellikle 2008 krizinin ardından dünyadaki gelir eşitsizliğinin artması, otomasyon nedeniyle birçok kişinin işsiz kalma korkusu yaşaması ve iklim krizinin büyümesi nedeniyle Rifkin’in yıllardır savunduğu sosyal politikalar önem kazandı, liderler tarafından daha sık aranmaya başladı. Böylece Rifkin’in dünya liderleriyle uzun mesaisi başlamış oldu.

Jeremy Rifkin, 2000 yılından itibaren Avrupa Birliği yönetimine danışmanlık vermeye başladı. Bu kapsamda Romano Prodi, Jose Manuel Barroso ve Jean-Claude Juncker gibi Avrupa Komisyonu başkanlarıyla çalıştı. Avrupa Parlamentosu Başkanı David Sassoli, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen gibi siyasetçilere danışmanlık vermeye hâlâ devam ediyor. Rifkin ayrıca geçmişte Almanya Başbakanı Merkel’e yeşil dönüşüm ve Üçüncü Endüstriyel Devrim ekonomisi gibi konularında danışmanlık verdi. Bir mülakatta Rifkin’in kitaplarını okuyup etkilendiğini açıklayan Çin Başbakanı Li Keqiang ile buluştu, Çin’in sanayi politikaları hakkında da kısa süren bir danışmanlık hizmeti verdi.

Bu konulardaki çalışmaları sayesinde geçmişte bilim karşıtlığı ile manşet olduğu gazetelerde kendisinden övgüyle bahsedilmeye başladı. Dönemin Alman Ekonomi Bakanı Sigmar Gabriel onun için “enerji dönüşümünün dünyadaki ekonomik ve ekolojik temsilcisi” dedi, European Energy Review dergisi Rifkin’in Avrupa’nın iklim ve enerjiye bakış açısını kökten değiştirdiğini söyledi. Üçüncü Endüstri Devrimi kitabı New York Times’in çok satanlar listesine girdi, Rifkin bu konu hakkındaki geniş yazılarını da NYT’de yayımladı.

Rifkin, günümüzde hâlâ Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm ve dijital politikaları hakkında konferanslar düzenliyor ve danışmanlık hizmeti verdiği şirketi aracılığıyla devletlere, özel şirketlere projeler sunuyor.

Zamanında ABD’nin daha kapsayıcı bir ikinci yüzyıl yaşaması için çabalayan Rifkin, bugün ikinci yüzyılına giren Türkiye için fikir üretmek ve sosyal devlet politikalarına katkı sağlamak için ana muhalefet partisi CHP’nin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başdanışmanı olarak göreve başlıyor.

Jeremy Rifkin Türkiye’de kamuoyu karşısına ilk kez 3 Aralık’taki İkinci Yüzyıla Çağrı lansmanında çıkacak. ABD’de hem övülen hem eleştirilen tartışmalı popüler ekonomist bakalım Türkiye’de nasıl karşılanacak?