‘1915-Ermenilerle helalleşme’

( Eski ‘Taraf’ta geçen yıl aynı gün yayımlanan bir yazı )Bir avuç zalim İttihatçının, bir cinayet çetesinin torunları olduğumuzu kabul edip de, onlar adına mı özür ve helalleşme dileyeceğiz?Yoksa, peygamber ahlakına, yaratılış hukukuna, tevhit inancına bağlı müminler, hanif seciye sahipleri olarak bizler,bu canilerle, bu zulüm ve kıyım sürecinin hiç bir dönemindeaynı yerde ve aynı safta olmadığımız, olmak istemediğimiz hâlde,aradan hemen hemen bir yüzyıl geçmesine,suçun büyüklüğünü, korkunçluğunu görmemizeve suçluları tanımamıza rağmen,işlenen bir suç ve suçun tescilli failleri yokmuş gibi davrandığımız,yahut öyle davrananlara ses çıkarmadığımız,suçluların yargılanması ve ihkak-ı hak içinkılımızı kıpırdatmadığımız için mi helallik isteyeceğiz?Biz, büyük ailenin, insanlık ailesinin, aynı evde yaşayan öteki üyeleri olarak,mazlum ve mağdur kardeşlerimizinve onların torunlarının uğradıkları zulmü, sadece onlara değil,bize, hepimize yapılmış gibi görmekte bunca yıl geciktiğimizve mazlumların, mağdurların haklarını savunmak, geri almak,kayıplarını tazmin ve telafi etmek yolunda bunca yılhiçbir şey yapmadığımız için mi, yoksa?Lakaydimiz, duyarsızlığımız, vefasızlığımız için miErmenilerden helallik dileyeceğiz?Yoksa, hâlâ onların sürülüp çıkarıldıkları evlerin, bağların bahçelerin,köylerin üzerinde oturduğumuzyahut oturulmasına bunca yıl ses çıkarmadığımız için mi?Peki, bütün bunlar ve başka borçlanmalarımızlabaşka duyarsızlıklarımız, başka vefasızlıklarımızla yüzleşerekbüyük ve içten bir helalleşmeyi hak etmek içinonları yurtlarına dönmeye davet edecek kadargeniş tutabilecek miyiz gönüllerimizi?Peki, bir büyük helalleşmeyi hak etmek için,onların, köylerine, evlerine, bağlarına bahçelerine güle oynaya,sevinç ve güven içinde dönmelerini isteyecek kadar,bunu sağlamaya çalışacak kadar geniş tutabilecek miyiz yüreklerimizi?Peki, bir büyük helalleşmeyi hak etmek için, onlara,“Yeryüzü Allah’ın mülkü ve çok geniş;yeryüzü Allah’ın ve biz, hepimiz O’nun ailesiyiz;ev O’nun, dükkân O’nun, bağ bahçe, ekin O’nunve sofra, siz, biz, hepimizin;hepimize yeter yeryüzü ve hepimize ait Anadolu”diyebilecek kadar geniş tutabilecek miyiz soframızı?Peki, Ardahan’ın oralardan seslenip sınırın ötesine,“Bakın, aynı göğün altındayız hepimiz,aynı bulutlar geçiyor üstümüzden,aynı yağmurlar ıslatıyor ekinlerimizi ve perçemlerimizi,aynı gecenin içinde görüyoruz hepimiz düşlerimizi;öyleyse, yalnızca kapılarımız değil artık,sınırlarımız da ardına kadar açık size,bakın, sınırlarımız yok hükmünde,ve sizi kucaklamak için açılan kollarımız,dünyanın her yerine, Peru’ya, Arjantin’e, Arizona’ya,oralardaki diasporalara ulaşacak kadar uzun”diyebilecek kadar geniş tutabilecek miyiz kucaklarımızı?Peki, 2015 yılını, ‘Ermenilerin Eve Dönüş Yılı’ olarak ilan edebilecek;onlar için bütün bir yıl eve dönüş şenlikleri, eve dönüş ayinleri,eve dönüş çılgınlıkları yapacak kadarbüyük sevinçler üretebilecek mi yüreklerimiz?Peki, evin bu yitik oğullarını, yitik kızlarını,ailenin bu küskün evlatlarını sadece ana yurtlarındaki evlerine,buradaki bağlarına bahçelerine değil,gönüllerimizdeki evlerine,kollarımız arasında açılan bağlara bahçelere,kardeş dağlara, yaren vadilerinebuyur edebilecek kadar büyük sevgiler,yeryüzüne sığmayacak kadar büyük dostluklar,gökleri dolduracak kadar engin ve kanatlı içtenlik, coşku ve vefaüretebilecek mi gönüllerimiz?Peki, biz Müslümanlar, 2015 yılını, belki yalnızca bizimle Ermeniler için değil,fakat bütün insanlık için bir milat, bir eve dönüş,birbirini yeniden keşfetme yılı,bütün insanlığı, bütün mevcudatı kucaklayan bir büyük akrabalığı,o Tanrı soluğunu yeniden soluma yılı olarak hak etmek için,Tehcir’de, o günün yezitlerince yerinden yurdundan edilen,canlarına kıyılan, yollarda kırılıp gitmelerine çanak tutulançocuklar, kadınlar, yaşlılar için,kirletilen namuslar, yerlerde sürüklenen insan onuru için,Kerbela’da canlarına kıyılanlara, Hasan’a, Hüseyin’eve onların yakınlarına ağladığımız kadar ağlayabilecek miyiz?Peki, 2015 yılı, onların da, evet, Ermeniler’in de,bir vakit evimiz yangın ve talan yerine dönmüş haldeyken,Taşnak’tı, Hınçak’tı, fesat çetelerinin,ailenin öteki oğullarına, kızlarına çektirdiği acılar içinve şu yakınlarda, Karabağ’da yerinden yurdundan edilenler,canlarına kıyılanlar içinve kendi evlerinde şimdi bile tutsak tutulanlar için,Meryem oğlu İsa’ya ağladıkları kadar ağlayarakyahut ağlayanları anlamaya çalışarak hak ettikleriTanrı armağanı bir kavuşma yılı, bir şenlik,bir barışma ve helalleşme yılı olabilecek mi?23 Nisan 2013

Önceki İçerikBabalar ve oğullar*
Sonraki İçerik24 Nisan 1915’te ne mi oldu?