90’lardan Tansu Çiller hatırlaması

HDP’yi önemsemek gerekmiyor. Ama ayakta kalmasında ve oyunun içinde olmasında yarar var.

Bugün yaşananların bazılarını 90'larda yaşananlarla kıyaslamak kolay bir siyasi analiz yöntemi oldu.

 

Hangi durumumuz 90'lardan iyi, hangi vakaları 90'lardan daha ağır yaşıyoruz kıyaslamaları sık sık aklımıza düşüyor.

 

Yirmi yıl sonra 90'lardan söz ederken fazla hatırlamadığımız bazı isimler var. Aslında her 90'lardan söz ettiğimizde hatırlamamız gereken bir isimdir Tansu Çiller.

 

Oldukça zayıf siyasi tecrübesine rağmen bir Demirel projesi olarak ortaya çıkmıştır.

 

Demirel de parti liderliğinden, başbakanlıktan Köşke çıkan diğer siyasiler gibi, partisini ve hükümeti uzaktan yönetmeye uygun bir isim aradı ve Tansu Çiller'i buldu.

 

Çiller'in ilk ve belki de son başarılı icraatı da, beklenmedik ustalıkta bir çalımla Cumhurbaşkanı Demirel'i devre dışı bırakmak oldu.

 

Her aldığı kararın, her verdiği talimatın anında hayata geçeceğini, geçmesi gerektiğini düşünen bir siyasiydi Çiller. Siyasi müktesebatının zayıflığı dolayısıyla yeni ve parlak bulduğu her fikrin üzerine hemen atlamak alışkanlığını çok kolay edindi.

 

Tutarlılık ve etik kaygılar olmayınca da her rüzgara eğilmek gibi kaçınılmaz bir kaderi oldu Çiller'in.

 

Türkiye'nin Kürt meselesi tartışılırken birisinden "Bask modeli" diye bir laf duyar duymaz üstüne atladı, devlet tarafı kuvvetle üzerine gelince de aynı hızla çark etti, bir daha Bask ve model kelimelerini aklından ve dilinden yok etti.

 

28 Şubat dalgasının içinde hükümet olarak kalmanın en kolay yolunu hemen tespit etti. En kolay yol her zaman kuvvetli olana "uyum" sağlamak ve mümkün olabildiğince müttefik pozisyonunda durmak olarak ortaya çıktı.

 

Dönemin Genelkurmay Başkanı, Başbakan Çiller ile ilişkileri sorulduğunda demişti ki: "Tak diye emrediyor şak diye yapıyoruz."

 

Bu lafın üzerine çok çene yoruldu ama Genelkurmay Başkanının sözünün içindeki ağır alayın üzerinde duran olmadı. Başbakan, Genelkurmay Başkanının istediği "emirleri" veriyor, Genelkurmay Başkanı da bunları memnuniyetle yerine getiriyordu.

 

Tansu Çiller'in kararları kendisinin verdiğini, ülkeyi kendisinin yönettiğini sanmasında herhangi bir sakınca yoktu.

 

90'larda "beli kırılmıştır" kelimelerini en fazla kullanan siyasi iktidar sahibi de Çiller olmuştur. "Terörün belinin kırıldığını" her gün ilan ediyordu.

 

Çiller'in kısa ama en tepede geçen siyaset macerasının son hamlesi de hakkındaki iddialardan aklanır aklanmaz koşarak siyasetten kaçmak oldu.

 

28 Şubat davası için de mahkeme tarafından çağrılmamış olsaydı, belki biz de Çiller'i hatırlamazdık. Hatırladık ve unutanlara hatırlattık.

    

 

Önceki İçerikHDP yine de barajı geçse mi?
Sonraki İçerikErmeni ‘gaile’sinden Ermeni Soykırımı’na giden süreç-19