Bitaraflık Bayramı kutlu olsun!

PKK niçin koptu “çözüm süreci”nden? HDP’yi nasıl sürükledi ve hizaya getirdi? Demirtaş (i) seçim kampanyasında AKP’yi baş düşman almaktan başlayıp, (ii) geçtiğimiz dört beş ay boyunca PKK’nın çatışmacılığını kâh eleştirmek kâh desteklemekten geçerek, (iii) Aralık başından bu yana hendek-barikat politikasına topyekûn destek vermek suretiyle (iv) “Türkiyeli çözüm”ü iyiden iyiye gözden çıkarmak noktasına nasıl geldi?

 

Uçak Aşkabad Havaalanı’na iniş yaptıktan sonra Cumhurbaşkanı’nın uçakta Fransa Lideri Hollande’la yaptığı telefon konuşmasının bitmesini beklerken başlıyor gazetecilerin etraftaki Türkmence yazıları sökme oyunu.

 

Önce düzeltelim burası havaalanı ya da havalimanı değil, Aşkabad Havamenzili. Konvoyun hemen arkasındaki ambulans da aslında ambulans değil, Tiz Lukmancylyk Kömegi. Türkmenistan’da I’ların Y’leşmesi bir font hatası değil, Lukmancylyk Lokman Hekimden anlaşılacağı üzere tıp, doktorluk demek. Tiz’in acil olduğunu tahmin etmişsinizdir. Kömegi da aracı.

 

Acil bir durumda ambulans yerine Tiz Lukmancylyk Kömegi çağırınca birkaç saniye kaybınız olur belki.  Eczane yerine Dermanhane’ye gitmek herhalde insana daha iyi gelebilir.

 

Eczanelerin vitrinindeki bitkisel ilaçlar üzerine yazılmış cilt cilt kitapları olan beyaz önlüklü adam da gerçekten bir doktor, ama zaten kitaplarının vitrinlerde olmasının sebebi tıbbi değil siyaset.

 

Çünkü o Diş Doktoru Gurbanguly Berdimuhamedov. Türkmenistan Devlet Başkanı. Saparmurad Türkmenbaşı Hastanesinin başhekimi olarak başladığı kariyerinde, 1997’de önce sağlık bakanı oldu, sonra devlet başkan yardımcısı. 2006’da önce Türkmenbaşı cenaze komite başkanı, ardından da yüzde 90 oy alınan seçimlerden biriyle Türkmenistan’ın ikinci devlet başkanı.

 

Ama Atatürk’ün resmini paralardan çıkarıp kendi resmini koyan İnönü’nünkinden daha sert bir geçişten bahsediyoruz.

 

Çünkü bir zamanlar yazdığı Ruhname (Kitabı Türkçe’ye çeviren kişinin cemaat kontejanından AK Parti vekilliği yapmış Muhammed Çetin olduğunu da not düşelim) kitabına kutsal kitap muamelesi yapılan, ayların adına 1948’de Türkmenistan’ı yıkmış büyük depremde kaybettiği annesinin babasının kendisinin adını veren, hâlâ kendi adıyla bir şehir olan Türkmenbaşı’ndan artık bahseden kimse kalmamış. Ayların adı eski standart adlarına geri dönmüş, Ruhname de müfredattan çıkarılmış.

 

Bir normalleşme mi bu? Sayılabilir. İki liderin Doğu’da artık neredeyse bir liderlik nişanesi olan siyah koyu saç boyaları benzese de aralarında epey fark var.

 

Yine de liderlik kültünde doğa boşluk kabul etmiyor. Bir Türkmen’in doğumdan ölüme nasıl yaşayacağı hakkında, dış politikadan beslenmeye kadar her konuda rehber olarak kabul edilen Ruhname gitmiş onun kadar iddialı, hüküm veren olmasa da Berdimuhamedov’un doğal şifa kitapları ve kitabı "Bitaraplyk Syyasaty" gelmiş.

 

Zaten tam bu yüzden Aşkabad’dayız. Çünkü Türkmenlerin Atavatan dediği Türkmenistan Millî Lider’in çizdiği Bitaraplyk Syyasaty’nin 20. yılını törenlerle kutluyor.

 

Bitaraplyk’ın “tarafsızlık” olduğunu herhalde söylemeye gerek yok artık. 12 Aralık 1995’te BM Genel Kurulu’ndan geçen bir kararla Türkmenistan bütün dünyadaki cepheler, ittifaklara, pozisyonlara, gruplaşmalara karşı tarafsızlığını resmen ilan etti. Bunu ilan eden dünyadaki birkaç ülkeden biri olmakla övünen Türkmenler günlerdir bu millî bayramı kutluyor.

 

Herhalde Türkmenistan dünyada Birleşmiş Milletlerin en popüler olduğu ve en çok saygı gördüğü ülkelerin başında gelir. Tarafsızlığın anlatıldığı objeleri BM logoları süslüyor. Televizyonlarda tarafsızlık için okunan şiirler, bestelenmiş şarkılar ve marşlar, binlerce insanın görev aldığı stadyum gösterileri…

 

20. yıl kutlamalarının en önemli parçası 80 ülkeden devlet, hükümet başkanları ya da bakanların geldiği Tarafsızlık Konferansı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’la birlikte, Pakistan, Tacikistan, Belarus, Özbekistan, Kırgızistan, Afganistan liderleriyle birlikte 80 ülke heyetinin geldiği 1 milyon nüfuslu başkentte konferans için olağanüstü hâl hatta yarı sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

 

2017 Asya Oyunları'na ev sahipliği yapacak şehirde olimpiyatlar için yapılan dev ve ultra lüks oteller ilk kez ülke tarihinin bu en büyük uluslararası zirvesi için erken açıldı.

 

Heyetteki gazeteciler arasında buraya Turgut Özal’la birlikte ilk kez gelmiş Yavuz Donat, 90’larda defalarca gelmiş Emin Pazarcı’nın anlattıklarına bakılırsa Aşkabad yeniden inşa edilmiş bu 20 yılda. Çin ve Vietnam’dan getirilen beyaz mermerle yapılan dev binaları geniş yollar kesiyor. Binaların en görkemlileri devlet başkanı ve bakanlıklara ait olanlar. Dokuma Bakanlığı, At Bakanlığı onlardan ikisi.

 

Mihmandarımızın söylediğine göre üzerine Sewda Merkezi yazan binalara giren Türkiye’den ilk kez buraya gelenler karşılarında alışveriş merkezleri görünce hayal kırıklığına uğruyormuş.

 

Ama AVM’lerin insana kendini evinde ve güvende hissettirdiği şehirlerden biri Aşkabad.

 

Gecenin gündüzden daha aydınlık olduğu söylenebilir. Bütün şehir dev ve bolca lambalarla ışıklandırılmış. Işığın bolluğu elektriğin bolluğundan; onun sebebi de elektriğin üretildiği doğalgazın bolluğundan.

 

Zaten bütün refahın arkasında doğalgaz var. Masaların üzerinde duran mecmualarda üzerine Millî Lider, tarafsızlık dışında şiirler yazılan üçüncü başlık o yüzden gaz.

 

Ama gaz üzerine kurulan bütün hayallerin arasına hep Ruslar giriyor. Çünkü Türkmen gazını onlar alıp satıyor ve bu lükslerini kaybetmek istemiyorlar. Deniz mi göl mü olduğu belirsiz Hazar Denizi’nin altından gazın Batı’ya ve Türkiye’ye geçişinin önünde de bu denizde hak iddia eden Rus ve İranlıların rezervi var. O yüzden üzerine şiirler yazılan TAPİ gibi projelerle Türkmenler gazlarını Afganistan, Pakistan ve Hindistan’a satmak için girişimler yapıyor. Aslında bütün bunlar; 1991’de Moskova’dan aldıkları bağımsızlığı siyasi, ekonomik, kültürel bağımsızlığa döndürmek için adımlar. Tarafsızlık siyaseti işte bu hassas konjonktürün gereği, Ruslar, Çinliler ve İranlılarla yan yana yaşayan bir ülkenin kendini koruma refleksi.

 

Akla aynı saiklerle çıkmış “aman bizim başımız ağrımasın”cı "Yurtta Sulh Cihanda Sulh"u getirmiyor değil.  Aşırı barış, kardeşlik mesajları, ağır bir milliyetçiliğin ortasında şık bir paket olarak epey sahte duran bir evrenselcilikle neredeyse aynı.

 

Her şeyin aşırısı bir defoyu örtmenin yolu herhâlde. Devlet Başkanı’nın partisinin adının Demokratik Parti olması da bunlardan biri olmalı. Tabii isterseniz Girişimciler ve Köylüler Partilerine de oy verebilirsiniz. Bir tür korporatist mesleği temsil gibi düşünün. 7 tv kanalı var ama hepsi aynı haber bültenini veriyor. 4G’nin “Yokary tızlıklı internet” ilanlarıyla tanıtıldığı ülkede epey yaygın VPN teknolojisi sayesinde girilmeyen site, görülmeyen bilgi yok.

 

Ama bazı şeylerin aşırısında hayırlar olduğu açık. Mesela ülkenin lideri doktor olunca sadece caddeler sabunlu bezlerle silinmiyor, sokaklarda sigara içmek de yasak. Hatta 2017’de sigaranın ülkeye girişi de yasaklanacakmış.

 

Seçimlerin çözemeyeceği bazı sorunların bu şekilde çözülmesi insanın demokrasiye inancında sarsıntılara neden olsa da, insan kendi ülkesindeki kavga-dövüş siyasi ortamı, bağırış-çağırış tv’leri, gazeteleri özlüyor…

 

Kıymetini bilelim.