Büyükada’nın ıhlamur günleri…

Ada yaza hazırlanıyor. Yazlıkçıların birer ikişer gelişini izliyoruz. İstanbul’un keşmekeşinden kurtulduğumuz için kendimizi şanslı hissediyoruz. Ama Beyoğlu’nu da çok özlüyoruz. Adada yazlar heyecanlı geçer. Her an her yerde özlediğimiz bir yüz çıkar karşımıza. Kimi zaman kalabalıktan sokağa çıkamayız, kimi zaman kalabalıktan vapura binemeyiz.

Sapsarı çiçeklerle bezeli ıhlamur dalları yatak odamızın penceresinden kokusuyla yaza merhaba diyor. İsmail, sabah erkenden birkaç ıhlamur dalını bahçeye bırakıp gitmiş. İpek’le, ıhlamur çiçeklerini dallarından ayırıp teker teker sepete koyuyoruz. Şimdi adada ıhlamur zamanı. Bu kışın bol yağışlı geçmesi ağaçlara çiçeklere yaradı.

Adanın her yanı rengarenk güller, begonviller, zakkumlarla kaplı. Şimdi onlara ıhlamur kokuları eşlik ediyor. Sarı çiçekleriyle adanın dört bir yanını süslüyor. Bugün şehre gideceğim. İki kıştır adada kalmanın verdiği rehavet üzerime çökmüş durumda. İstanbul’un trafiğini, gürültüsünü patırtısını ve her geçen gün artan kalabalığını düşünüyorum.

Bir de bunun üzerine alışılmadık bir hayat pahalılığı eklenince korkutucu bir tablo ortaya çıkıyor. Ayaklarım geri geri gidiyor derler ya… O hesap. Bu ruh hali, giderek şehre yabancılaşmaya da neden oluyor. Gerekli olan bazı durumlarda bile şehre gitmemenin yollarını bulabiliyoruz. Birçok kültür sanat etkinliğini de bu nedenle kaçırıyoruz.

İki yıllık bir pandemi sonrası

Ada yaza hazırlanıyor. Yazlıkçıların birer ikişer gelişini izliyoruz. İstanbul’un keşmekeşinden kurtulduğumuz için kendimizi şanslı hissediyoruz. Ama Beyoğlu’nu da çok özlüyoruz. Adada yazlar heyecanlı geçer. Her an her yerde özlediğimiz bir yüz çıkar karşımıza. Kimi zaman kalabalıktan sokağa çıkamayız, kimi zaman kalabalıktan vapura binemeyiz.

Ama kış boyunca göremediğimiz dostlarımızı arkadaşlarımızı sık sık görür, keyfini yaşarız. Mete-Sevgi’nin kızları Rana ve Mina’yı merak ediyoruz. Onlara topal kargayı anlattığım günler geride kaldı. Şimdi genç kızlığa adımlarını atıyorlar. Sevim ile Mehmet’in kızları Elif’i ayda bir de olsa gördük.

Bu yaz bir de Ayda ile Levent’in torunu Mira var. O da yürüdü, yürüyecek. Bisiklet ve akülü araçlar sorunu çözüldü çözülecek diye bekliyoruz. Akülü araçları ticari taşıma amacıyla kullananların sayısının giderek arttığına tanık oluyoruz. Denize giden yolumuzun altyapı tamiratı bitmedi, asfaltı da daha dökülmedi.

Sebze ve meyvelerin fiyatları geçmişte tanık olmadığımız ölçüde zıplamış durumda. Pazar esnafına bir ürünün fiyatını sorduğunuz zaman, utanarak söylüyor. Adada perşembe günleri kurulan pazar, belki bu yüzden, pek bir cansız görünüyor. Gemi ve motor fiyatlarındaki artış günübirlikçileri ne kadar etkiledi daha anlayamadım.

Turistler eskisi gibi gelmeye devam ediyor. Her geçen gün sayıları artan butik oteller okulların tatil olmasını bekliyor. Hafta sonları dolu ama hafta içi çok düşük kapasiteyle çalışıyorlar. Tüm okurlarımıza sağlıklı, bol eğlenceli bir yaz tatili dileriz.…

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN