Dolmabahçe: Mutabakattan kopmaya

Hükümetin üç üyesiyle üç HDP'li milletvekilinin Dolmabahçe'de birlikte fotoğraf çektirdikleri 28 Şubat kayıtlara "Dolmabahçe Mutabakatı" günü olarak geçti.

Bakanlar ile milletvekillerinin ellerinde iki metin vardı. Biri Abdullah Öcalan'ın yazdığı on maddelik bir bildirgeydi.

HDP'liler bu bildirgeyi verdiler, Hükümet üyeleri aldılar. Bu metni almak herhangi bir taahhüt anlamına gelmiyordu.

Metindeki on maddenin çoğu da genel ve uzun vadeli ve çok farklı konular içeriyordu. Bu metin de biraz kez gidip gelmiş ve herkesin öğrendiği şekille açıklanmıştı.

28 Şubat'ta ortada bir başka metin daha vardı. Yazılı da olabilir, sözlü olarak Bakanlara bilgi verilmiş de olabilir.

Bu metin de Abdullah Öcalan'ın Nevruz kutlamasında okunacak mektubuydu ve yayılan beklenti, Öcalan'ın mektubunda KCK'nın 15 Nisan'a kadar kongre toplayarak Türkiye'ye karşı silahlı mücadeleyi durdurma kararı alması için talimat vermesiydi.

Öcalan'ın Nevruz'da okunan mektubu yine barış ağırlıklıydı ve Süleyman Şah türbesi olayına da atıfta bulunuyordu.

Ama 15 Nisan'a kadar kongre toplanması çağrısı Öcalan'ın mektubunda yer almıyordu.

Bu çağrı gelmedi ve Türkiye seçim sath-ı mailine girerken hava da hızla değişmeye başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Dolmabahçe mutabakatını tanımıyorum" demesiyle  28 Şubat öncesinden çok daha geriye gidilmiş oldu.

Seçim kampanyasına da bu geri gidiş veya kopma önemli ölçüde damgasını vurdu. Erdoğan'ın Dolmabahçe mutabakatını önceden bilmediğini söylemesi de "hiç tanımıyorum, hafızamdan da sildim" olarak kayıtlara geçti.

28 Şubat Dolmabahçe toplantısından sonraki bir hafta içinde ne oldu ki Abdullah Öcalan mutabakata uymadı. Bu sorunun cevabın ilişkin bir ima bile HDP tarafından gelmedi.

O sıralar polemik konusu olan, "izleme komitesi" meselesinde de Abdullah Öcalan ısrarcı olmadığı ifade etmiş olduğuna göre başka düzeyde bir fren olduğunu düşünmek durumundayız.

Bu arada HDP'nin de Öcalan'ın Nevruz mektubunun içeriğinin değişmesinin nedenini tam olarak bilmediğini düşünebilir, çünkü HDP heyeti de Nisan ayından bu yana İmralı'ya gidememektedir.

Dolmabahçe toplantısına "mutabakat" adı verilir, barış bekleyenler son aşamaya geçildiğini sanarak sevinirken, mutabakatın bir kopma sürecine dönüşmesinin nedenlerini öğrenmek gerekiyor.

Masanın yine dağılma durumu varsa ve son gelişmeler de bu dağılmaya kuvvet verecek yeni kanıtlar yaratıyorsa, o bir haftada ne olduğunu bilmemiz şart.