Bir köy ahalisinin bir kaç gece üst üste hep beraber aynı rüyayı görmesi çok iyi bir sinema filmi fikri. Kurtuluş filmi bu fikrin etrafında kurgulanmış bir senaryoya sahip. Gerçek bir olaydan esinlenilmiştir işareti var filmin başında. Ama senaristin yani yönetmenin yani Emin Alper’in esinlendiği hikayenin tam olarak ne olduğunu bilmediğim için bu kollektif rüya meselesinin, gerçeğinin neresinde ne kadar olduğunu tam bilmiyorum. Belki verdiği / vereceği röportajlardan bunu öğrenirim.
Bir topluluk veya bir köy hep beraber aynı rüyayı görebilir mi ya da bilinen insanlık tarihinde yaşanmış benzer bir örnek var mı diye araştırdım. Yani Gemini’ ye sordum aslında, araştırdım dediğim de bu.
Gemini:
‘’Bir köy halkının veya geniş bir grubun tıpatıp aynı rüyayı (aynı mekan, aynı olay örgüsü ve aynı diyaloglar) görmesi bilimsel ve tıbbi açıdan mümkün kabul edilmez. Ancak, tarihte ve psikoloji kayıtlarında bu duruma çok yaklaşan “Kolektif Sanrılar” veya “Kitlesel Histeri” vakaları mevcuttur. İşte bu konudaki gerçekler ve tarihteki ilginç benzerlikler:’’
dedikten sonra bazı örnekler verdi ve ben şahsen inandım. Ben hemen her şeye inanıyorum. Tarihteki örnekleri merak ederseniz sorduğum soruyu sorup Gemini’den veya benzerlerinden ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. Ben buraya yazarsam ayıp olur, kopyala yapıştır bedavadan, sonra de ki Serbestiyet’te yazım var, ayıptır.
Psikiyatristleri ekolllerine göre ayırabiliyorsak bence yönetmenleri ve senaristleri de Freudcu, Jungcu falan diye ayırabiliriz. Ben Kurtuluş filminin yönetmenini Jungcu yönetmenlerimizden sayarım bu durumda. Çünkü Emin Alper, Jung’un Kollektif Bilinçdışı, Kollektif Rüyalar ve İnsanın Sembolleri üzerine çalışmalarına epik bir selam çakıyor. Bunu bilinç düzeyinde yani bilinçli bir şekilde yapmış olması da gerekmiyor ayrıca. Sanatçının sezgisel olarak ürettiği eser de dedik ya işte kollektif bilinçdışına dahil değil midir zaten? Sezgiler de zihinde oluşmuyor mu? Yoksa fiziğin dışından mı geldiğini düşünüyorsunuz? Hatta özgür bir iradeniz olduğunu varsayıyor olabilirsiniz o halde? Sadece sordum.
Kurtuluş Emin Alper’in en iyi filmi. Yönetmenin daha önceki filmlerinde de yarattığı gergin atmosfer burada artık tepe noktasında. Seyirciyi ürpertecek kadar korku unsurlarına dönüşüyor hatta bazı sahnelerde. Senaryo, oyuncu yönetimi, müzik ve ses, görüntü. Teknik olarak bence hiç bir eksiği olmayan bir sinema filmi. Emin Alper’i, oyuncuları ve ekibi kutluyorum.
Kürtler birbirlerini mi öldürdüler kardeşim bu topraklarda? Bu filmde kan davası var? Mardin’de ya da Şırnak’ta görülmüş şey mi insanların birbirlerinin canına bir sahte şeyh uğruna kastettikleri? Filmin bir sahnesi var ki hele, Türk askeri bir sivili sırtından vurarak öldürüyor, bu nasıl bir hezeyan uydurma? Yoksa içinde bulunduğumuz bu çözüm sürecine ihanet mi bu film? Tam da birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olduğu zamanlarda zamanla mı manidar? Bu tarz soruları soracak insanlardansanız ve dalga geçtiğimi anlamadıysanız sakın seyretmeyin filmi. Sinirleriniz bozulur.
Ama Türkiye sinemasından iyi bir film çıktığı için sevinenlerdenseniz, mutlu olanlardansanız kaçırmayın. Çok neşeli bir film değil ama her aynaya baktığımızda neşelenmiyoruz zaten değil mi?
Kurtuluş, Amerikan yerlilerine dair benzer bir hikaye de anlatsaydı yine şahane bir film olurdu. Ben filmlere biraz da böyle bakarım.
Film ve Emin Alper’e dair son sözümü de söyleyeyim, içimde kalmasın:
Ben Emin Alper’in yerinde olsaydım onun yaptığı gibi filmimi Berlin’e gönderir, o yarışmaya katılırdım. O konuşmayı da yapardım. Sonra da ödülü reddettiğimi söyler ve ‘Sen de mi faşo oldun be koca Wim Wenders’ der alkışlarla inerdim sahneden. Tabii ben biraz şov insanıyımdır ve belki nazik bir insan da değilim. Zaten film de Emin Alper’in ve kimse bir diğeri değildir.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.