Ana SayfaYazarlarErdoğan’a 'çözüm' şantajı

Erdoğan’a ‘çözüm’ şantajı

 

PKK sıkıştıkça Erdoğan üzerindeki baskı da artıyor. PKK’yla masaya oturması için Erdoğan’ı şimdiden zorlamaya başladılar. Bu dayatma dış merkezli, ancak içeride de uzantıları var. Tehditle, şantajla, algı operasyonlarıyla Erdoğan’ı eski noktaya çekmeye çalışıyorlar. Erdoğan’a boyun eğdirebilirlerse Türkiye adım adım dağılacak, parça parça bölünecek. Devletin çökmesi, toplumun dağılması demek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çözüm sürecinde teröre son vermeyi ve Türkiye’nin iç barışını güçlendirmeyi amaçlıyordu. Ancak üçüncü devletlerin çözüm süreciyle yapmak istediği bambaşkaydı; bu güçler, PKK kartını kullanarak Türkiye üzerindeki kuşatmayı daha fazla artırmak, Ankara’yı kıpırdayamaz hale getirmek ve giderek devletin bütünlüğünü bozmayı amaçladılar. Ankara ülkenin iç barışını güçlendirmek için hareket ederken, PKK kartını kullanan üçüncü devletlerin hedefi, Türkiye’nin iç barışını bozmaktı. Bir yandan “çözüm süreci”yle, diğer yandan sokak şiddeti ve terörle Ankara’yı, PKK’ya mecbur kılmaya çalıştılar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “suçu” işte bu büyük oyunu bozmak oldu. Erdoğan, devleti yeniden organize ederek, toplumu hazırlayarak Türkiye’yi uçurumun kenarından döndürdü. Erdoğan ağırlığını koymasaydı bugün Ankara, PKK üzerinden esir alınmış ve kıpırdayamaz hale getirilmiş olacaktı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, bu “suçu”ndan dolayı da bir türlü affetmiyorlar. Muhteşem bir oyun kurgulanmış, Ankara’nın tuzağa düşmesi an meselesiydi; fakat son anda, Ankara elini kolunu bağlayacak, kendisini hareket edemez hale getirecek olan planı gördü ve oyunu bozdu. 

Bu oyunu bozduğu için bütün terör örgütlerini Erdoğan ve devletin üzerine saldılar. İmzacı aydınlar üzerinden üçüncü devletlerin Türkiye’ye çağrılması Erdoğan’a bir gözdağıydı; Ankara’yı “Batı”yla korkutuyorlar. Sanatçıların harekete geçirilerek “siviller ölüyor” yaygarası koparılması da bununla ilgili; devleti, eski durduğu noktaya, yani tuzağa yeniden çekmek istiyorlar. 

Erdoğan’ın eski yol arkadaşlarını bile ona karşı konuşturmaya başladılar; Bülent Arınç’ın “Hemen İmralı’yla görüşülsün, çözüm süreci yarın başlasın” sözleri, devlet adamıyla siyasi aktivist, lider ile politikacı arasındaki ayrımın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.

Türkiye; Suriye’de PYD, içeride ise PKK üzerinden vurulmaya çalışılıyor. Dışarıdan Rusya, İran, Esed rejimiyle, içeriden HDP, CHP ve paralel yapıyla Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Bazen havuçla, bazen sopayla Ankara’yı dize getirmeye çalışıyorlar. Bu baskıya, kumpasa, dayatmaya direnmek o kadar kolay değil; Erdoğan devlet kurumlarını, partisini ve milleti bu baskıya karşı organize ederek direnmeye çalışıyor. 

İster dışarıdan, ister içeriden olsun, tekrar “çözüm sürecine dönün” baskısı, Türkiye’nin bu direnişini kırmayı amaçlıyor. Ankara bu duruşunu bozarsa iradesini ve hareket kabiliyetini tümden kaybeder, bir daha elini kolunu kıpırdatamaz hale gelir. Sonrasını da söylemeye gerek yok; sokaktaki her vatandaş sonrasında ülkeyi bekleyen felaketi biliyor zaten.

- Advertisment -