Hayati Yazıcı’dan yargı formülü

Gönül istiyor ki hukuk devletini yeniden benimseyecek adımlar atılsın. Yargıya güven yeniden canlansın. Bu adımlardan ilki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarını uygulamak olabilir. Osman Kavala yargılamasında kararın bir ay sonraya bırakılması, bu açıdan bir fırsat olarak değerlendirilebilir.

Hande Fırat’ın Hayati Yazıcı’dan aktardığı, “Bir formülasyon bulunmalıdır” sözleri yeni bir duruma mı işaret ediyor? Hayati Yazıcı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın en yakınındaki hukukçulardan. AK Parti adına son Seçim Kanunu tasarısını hazırlayan ekibin başı. Söylediklerini “resmi görüş” olarak değerlendirmek yanlış olmaz.

Hande Fırat’ın Kavala ve Demirtaş’la ilgili sorularına Yazıcı’nın verdiği dolaylı cevap şöyle: “Yargılama sürerken konuşmayı yargıyı etkilememek için doğru bulmam. Ancak hep şuna inandım. Yargı mensupları gerekmedikçe iş yapmaz, gerekmeyen kararları vermez. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yargılamasını kabul etmiştir.

Bunun gereklerini karşılayacak bir formülasyon bulunmalıdır.” Türkiye’nin uyma sözü verdiği ve bunun için de altına imza attığı konulardan biri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları. Türkiye’nin Batı ile ilişkilerini zedeleyen en önemli nedenlerden biri, uluslararası sözleşmelere uymaması. Bunun da bedelini ödedik; ödüyoruz. Uluslararası ilişkilerimiz gergin, ekonomimiz sıkıntıda. İçeriye de gergin bir siyasi atmosfer hakim.

Gönül istiyor ki hukuk devletini yeniden benimseyecek adımlar atılsın. Yargıya güven yeniden canlansın. Bu adımlardan ilki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını uygulamak olabilir. Osman Kavala yargılamasında kararın bir ay sonraya bırakılması, bu açıdan bir fırsat olarak değerlendirilebilir.

Umarım Hayati Yazıcı’nın, Hande Fırat’a yaptığı değerlendirme bir yeni anlayışın, yeni yönelişin işareti olur. Artık eskilerin deyimiyle seçim “sath-ı maili”ne girdik. Yargıyı siyasetin egemenliği dışına çıkaralım. Hukukun üstünlüğü hayata geçsin.

Ukrayna: İşgale Hayır

Ukrayna, Rus orduları tarafından acımasızca işgal edildi. Bağımsız bir devlet, bir süper devletin saldırısı altında. Ukraynalılar, kendi topraklarını ve bağımsızlıklarını savunuyor. Bu yapılanın adı “savaş” değil, “istila”. Rusya’ya saldıran yok. Saldırıya hazırlanan da yoktu. Zaten Ukrayna’nın elindeki silahlar savunma silahları.

Ukraynalılar Avrupa’nın parçası olmak ve Putin’in zorbalığından kurtulmak istiyor. Ülke halkı seçimlerde tercihini bu yönde kullandı. Ukraynalılar kendi kaderlerini kendileri belirleme hakkına sahip. Hangi uluslararası kuruluşa, hangi kampa gireceklerine de kendileri karar verir… “Sen Batı’nın ajanısın”, “Sen başına buyruk hareket edemezsin, yoksa gelir ülkeni başına yıkarım” diyen Putin’i, haklı görmek ya da anlayışla karşılamak, zorbalığı meşrulaştırmaktan başka sonuç vermez. YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN