Ana SayfaYazarlarLe Pen’in ittifak ve açılım çabaları

Le Pen’in ittifak ve açılım çabaları

 

Fransa Cumhurbaşkanlığı ilk tur resmî sonuçlarına göre, yüzde 24, 01 (8 milyon 657 bin 326 oy) ile ilk sırayı alan Emmanuel Macron’un ardından yüzde 21,3 (7 milyon 679 473 oy) ile ikinci tura kalan Marine Le Pen geçen hafta anketlerde aleyhine olan farkı bir ölçüde kapattı. Odaxa’nın Le Point için periyodik olarak yaptığı anket, iki aday arasındaki farkın Bayan le Pen aleyhine 24 Nisan’da 63’e karşı 37 iken, 28 Nisan’da 59’a karşı 41 oranına gerilediğini, ayrıca yüzde 20 oranında kararsız seçmen bulunduğunu ortaya koyuyor.

 

Odaxa Enstitüsü Başkanı Gaël Sliman, Marine Le Pen’in yoksul kesimlerde, Macron’un ise üst sınıflarda daha çok destek gördüğünü belirtirken, iki aday arasındaki farkın azalmasını radikal Sol aday Jean Luc Mélenchon’un seçmenine “beyaz oy” tavsiyesinde bulunmasına bağlıyor. Sliman’a göre, Macron’a Mélenchon seçmeninden gelen oylarda 13 puanlık düşüş gözleniyor.

 

Bu farkın daha da kapanması mümkün görünüyor çünkü kararlı seçmenin sadece yüzde 45’i Macron’a, yüzde 35’i de Le Pen’e oy vereceğini deklare ediyor. Geri kalan yüzde 20, iki aday arasında ve sandığa gitmeme hususunda henüz karar vermiş değil. Bu da yarışta dezavantajlı durumda olduğu için “Gaulliste” aday Dupont-Aignan ile ittifaka giren ve merkez Sağ’a ve radikal Sol’a bazı açılımlar yapan Bayan Le Pen’i umutlandırıyor.

 

Le Pen- Dupont-Aignan ittifakı

 

Nicolas Dupont-Aignan kendisini “Gaulliste” ve “egemenlikçi” (souverainiste) olarak tanımlayan, dolayısıyla AB’ye ihtiyatla yaklaşan bir politikacı. Bugün Cumhuriyetçiler (Les Républicains) adıyla anılan eski UMP ve RPR’in içinde bir dönem bulunmuş olan Dupont-Aignan, 1999’da kurduğu “Debout La France” (Ayağa kalk Fransa) hareketinin lideri olarak girdiği seçimlerin ilk turunda yüzde 4,7 (1 milyon 695 bin 186 oy) gibi küçümsenmeyecek bir oy oranıyla 6. sırayı almıştı.

 

Fransa ve Fransızların çıkarlarını öncelemeleri” nedeniyle AB’ye yaklaşımları benzeşen Le Pen ile Dupont-Aignan Cuma günü bir araya gelerek “yurtsever ve Cumhuriyetçi” bir ittifakın (alliance patriote et républicaine) altına imza attılar. İttifakın en dikkat çeken noktası, Le Pen’in Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde Dupont-Aignan’ın müstakbel hükümetin Başbakanı atanacak olması.

 

Öncelikleri kamuoyuna 6 ana başlık altında  sunulan İttifak’ın Dupont-Aignan’ı Le Pen’in seçilmesi halinde kurulacak hükümetin Başbakanı ilan etmesi, bu olasılıkta iki partinin 11 ve 18 Haziran’daki iki turlu genel seçimlerde çok sıkı bir işbirliğine gideceğini gösteriyor. Yarı-başkanlıkla yönetilen Fransa’da seçilen Cumhurbaşkanı’nın seçmenden birlikte çalışabileceği uyumlu bir Meclis çoğunluğu istemesi temel ilke. Bu nedenle genel seçimler, 2002 anayasa değişikliği ile görev süresi 7 yıldan 5 yıla indirilmiş olan Cumhurbaşkanı’nın seçilmesinin hemen ardından yapılıyor. Ayrı bir tartışma konusu kuşkusuz ama Türkiye’deki referandum kampanyasında “Hayır” cephesinin savunmuş olduğu “Cumhurbaşkanı ve Meclis seçimleri aynı zamanda yapılmaz” argümanının ne kadar yanlış olduğunun bu vesileyle altını çizmekte yarar var.

 

Yurtsever ve Cumhuriyetçi İttifak’ın önceliklerine gelirsek, “Avro bölgesinden çıkma” seçeneğinin öncelikli olmadığının ilanı özellikle dikkat çekiyor. Ortak metinde bu bağlamda “tek paradan ortak paraya geçiş ekonomi politikasının ön koşulu değil” ifadesi yer alıyor. Bu aslında Le Pen’in Dupont-Aignan’a ve onun şahsında merkez Sağ’a verdiği önemli bir ödün olarak nitelendiriliyor. Dupont-Aignan iki ay kadar önce LCP’ye verdiği demeçte, “avronun iyi yanını yani devalüasyonları engellemek için parasal eşgüdümü muhafaza etmek istiyorum” demişti.

 

Le Pen ise, Pazar günü Le Parisien’de yayımlanan söyleşisinde ikili bir para biriminden söz etti. “Avro öldü” diyen FN Genel Başkanı, avronun tek para olmaktan çıkıp ortak paraya dönüşmesinin, “günlük hayatta değil ama büyük şirketlerce uluslararası ticarette kullanılacak para birimi olması” anlamına geldiğini vurguladı.

 

Vaucluse milletvekili Marion Maréchal Le Pen’e göre, teyzesinin asıl niyeti İtalya’da Beppe Grillo’nun AB karşıtı 5 Yıldız hareketi gibi müttefiklerinin başarılı olacağını umduğu 2018 Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerini beklemek. Ondan sonra “Fransız hukukunun Avrupa hukukuna üstünlüğü” başta olmak üzere ulusal çıkarları önceleyen adımlar atmak ve tüm bu konuları referandumla halk oyuna sunarak gereğini yapmak.

 

Marine Le Pen’in Dupont-Aignan’a verdiği başka ödünler de var. Örneğin FN’in flaş önerilerinden biri olan yabancı öğrencilere eğitimin paralı hale getirilmesinden vazgeçilmesi. Bu konuda geri adım atılıyor olsa da bu ödün, Fransa’da yasa dışı yaşayan ailelerin sınır dışı edilmesinden de vazgeçildiği anlamına gelmiyor.

 

Marine Le Pen bu İttifak ve verdiği ödünlerle sadece  Dupont-Aignan seçmenlerini değil kararsız seçmenleri de cezbetmeyi öngörüyor. Ancak Dupont-Aignan’a yönelik ilk tepkiler hiç de olumlu değil. Le Monde bu konuda Dupont-Aignan’ın Marine le Pen ile bir araya gelmesini “büyük utanç” ( L’« immense honte » du ralliement de Nicolas Dupont-Aignan à Marine Le Pen) olarak niteliyor.

 

Siyasi tepkiler arasında seçimin favori adayı Emmanuel Macron’un Dupont-Aignan’a yönelik imalı sözleri dikkat çekiyor. Macron bu bağlamda FN’in bu ittifakla “inanılırlık”, ortağının ise “finansal” sorunlarını çözdüğünü söylüyor. Finansal sorunlarının çözülmesiyle kast ettiği, yüzde 4,7 oranında kaldığı için yüzde 5 üzerinde oy alan adaylara verilen Hazine yardımından  yararlanamayan Dupont-Aignan’ın seçim masraflarının bu İttifak karşılığında FN tarafından ödendiği iddiası. Dupont-Aignan yayımladığı bildiriyle “her şeyin parayla satın alınmadığını, partisinin bağımsız olduğunu ve FN ile herhangi bir finansal anlaşma imzalamadığını” dile getiriyor ama merkez Sağ ve Sol’daki politikacılardan aldığı hakaret niteliğindeki tepkilerin ardı arkası kesilmiyor.

 

Hollande’ın eski Başbakanı Manuel Valls ve LR adayı Fillon’un ön seçimdeki rakibi eski Başbakan Alain Juppé, Dupont-Aignan’ı “ihanet” ile suçlarken, merkezdeki MoDem’in lideri ve Macron’un destekçisi François Bayrou Le Monde gibi “büyük utanç” sözcüğünü kullanıyor. LR Genel Sekreteri Bernard Accoyer’nin eleştirilerinin dozu ise çok daha sert. Dupont-Aignan’ı  “sözde Gaulliste fikirlerle François Fillon’a karşı alternatif bir aday olmak ve adayları ve siyasi ailelerinin ikinci tura geçmesinin engellenmesine katkıda” bulunmakla suçluyor. FN ile bir araya gelerek maskesinin düştüğünü söylüyor ve ekliyor: “bir Gaulliste FN ile bir araya gelirse onurundan kaybeder. Dupont-Aignan kendisininkini kaybetmiş oldu.”

 

“Asi Fransa” seçmenine çağrı

 

Kabul etmek gerekir ki Dupont Aignan’ın 1 milyon 700 bine yakın seçmeni arasında da FN ile yapılan İttifak’ı kabul etmeyenler var. Bu oyların ikinci turda bütünüyle Marine Le Pen’e yazılması söz konusu değil. Ama ne kadar olacağını ölçümleyebilmiş bir anket de bu yazıyı kaleme aldığım sırada yoktu. Bu oran ne kadar olursa olsun Marine Le Pen’in yüzde 41’lik halk desteğinin üzerine ekleneceğine kuşku yok.

 

Bununla birlikte, Marine Le Pen, Dupont-Aignan ile yaptığı İttifak’ın seçimi kazanması için yeterli olmadığının ve geleceğini olasılıkla Mélenchon’un radikal Sol seçmeninin tutumunun belirleyeceğinin farkında. O bakımdan geçen Cuma merkez Sağ’a yaptığı açılımla yetinmeyip Twitter hesabından yayımladığı bir video mesajıyla “Asi Fransa” seçmenini, “Macron’a karşı baraj yapmaya” çağırdı.

 

Mélenchon’un bayraklı ve milli marş Marseillaise’li “saygıdeğer” seçim kampanyasından övgüyle söz eden Bayan Le Pen, Macron’un politikasının işçiler başta, yoksul kesimlerin çıkarlarıyla bağdaşmadığını vurguluyor. Asi Fransa seçmenine yönelik mesajında, “Macron bir bankacı” diyor ve ekliyor: “François Hollande’ın mücadele edeceğini söylediği ama gelişmesine izin verdiği kibirli finans (çevrelerini) temsil ediyor. (…) Genelleştirilmiş serbest piyasa yanlısı. Ücretlilerin korunmasında en ufak bir iyileştirmeyi kabul etmeyecektir.” Le Pen, Asi Fransa seçmeninin haftalarca sokak gösteriyle protesto ettiği yeni İş Yasası’nı (Loi travail) da derhal iptal edeceğini söyleyerek onların gönüllerini almaya çalışıyor.

 

Ne var ki Marine Le Pen, her ne kadar merkeze doğru çekmeye çalışsa da, partisinin Fransız kamuoyundaki imajı son derece olumsuz. Sağ-Sol ekseninde bölünmüşlüğü hâlâ yaşayan bir toplumda FN’e olabilecek en son desteğin bu harekete mensup bireylerden geleceğini kabul etmek gerekir. O bakımdan Mélenchon’un 7 milyon dolayındaki seçmeninden sağlayabileceği en büyük katkı 7 Mayıs’ta çoğunlukla sandığa gitmemeleri olur. Nitekim Mélenchon’un ortaya koyduğu görüş de “bu seçimin temsili en düşük düzeyde bir seçim olmasını sağlamak” yönünde.

 

Sonuçta Fransız toplumunun ikiye mi, yoksa katılım oranının aşırı düşüklüğü nedeniyle Asi Fransa hareketinin liderinin istediği gibi üçe mi bölünmüş olduğunu 7 Mayıs’ta hep birlikte göreceğiz.         

- Advertisment -