Ana SayfaYazarlarTSK ve 'darbe' tartışmaları

TSK ve ‘darbe’ tartışmaları

 

Genelkurmay personelini hedef alan canlı bomba saldırının hemen ardından “darbe” tartışmalarının gündeme gelmesi anlamsız olmasa gerek. Fetullahçı liberaller ile paralel medya, kaç gündür gidişattan memnun olmayan TSK’nın ağırlığını yeniden hissettirebileceğini, geçmişte olduğu gibi ülke yönetimine müdahale edebileceğini yazıp çiziyor.

Bu görüşlerin ne kadarının bir temenniyi, umudu veya beklentiyi yansıttığı, ne kadarının somut bir gözleme dayandığı bilinmez; ama mevcut verilere bakılarak, dışarıdan ve içeriden tedavüle sokulan “darbe” tartışmalarıyla TSK’nın bölünmeye çalışıldığı söylenebilir. Kuşkusuz, bu yeni ve TSK’ya özel bir dayatma değil. Toplumsal ve siyasal alanda yaratılan çatlaklara bakıldığında bunun genel bir dayatma olduğu görülür. “Siyasi kutuplaşma” olarak ifade edilen toplumsal ayrışma kendiliğinden oluşmadı. Bilinçli bir stratejinin sonucunda ortaya çıktı. Türkiye’yi kendi içinde kutuplaştıran güç, bunu her alana yayıyor; toplumu bir kesimini etnik sorunlar üzerinden, bir kesimini mezhep farklılığıyla, bir kesimini de ideoloji ve yaşam tarzı üzerinde kışkırtıyorlar. 

Ülkenin toplumsal ve siyasal güçlerini birbirine karşı bölerek, küçülterek kavga ettirmeye zorluyorlar. Fetullahçı kalemlerin (Yeni Gladyo’nun), her gün ayrı bir “…çatlak” başlıklı yazıyla gündem yaratmak istemeleri bu yüzden; “Hükümet içinde çatlak”, “AK Parti içinde çatlak”, “Erdoğan ile Davutoğlu arasında çatlak” vs. 

Muhalefet partilerinin başına getirilen isimler de geçen sürede ülkeyi kutuplaştırmak, ayrıştırmak için çalıştı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına, Demirtaş’ın ise HDP’nin başına getirilmesi, Türkiye’yi içeriden bölme planıyla bağlantılıydı. Devletin bütünlüklü bir yapı olarak hareket etmesi karşısında bundan sonuç alamadılar. 

Gezi’den beri CHP, paralel yapı, HDP, PKK, PYD ve DHKP-C kullanılarak Türkiye bir kaos ortamına sürüklenmek isteniyor. Bu strateji üzerinden etki altına alınmadık kurum, hatta birey bile neredeyse kalmadı; ilişemedikleri tek kurum ise Türk Silahlı Kuvvetleri. TSK, kendini bu dayatmaların ve tartışmaların dışında tutmayı nispeten başardı. Kendisine CHP, HDP ve PKK üzerinden yapılan çağrılara kulak asmayarak, Türkiye’yi Suriye’ye çevirme planına geçit vermedi. 7 Haziran seçimlerinin ardından PKK ve HDP üzerinden kurgulanan Türkiye’yi istikrarsızlaştırma süreci, TSK’nın hükümetin emrinde durmasıyla atlatıldı. 

Cumhurbaşkanlığı, hükümet ve TSK’nın uyumu, devletin bütünlüğünü kaybetmemesi, Türkiye’ye karşı devreye konan uluslararası tezgâhı bozdu. Genelkurmay’a yönelik saldırının nedeni de buydu; TSK teröre geçit vermeyince yeniden hedef tahtasına alındı. Aslında terör saldırısı ve psikolojik harple ordunun hükümetle yakaladığı senkron bozulmaya çalışılıyor. 

Unutulmamalı ki, TSK bölünürse devletin bütünlüğü bozulur, Türkiye’nin bölünme süreci hızlanır. Büyük plan, Türkiye’nin bölünmesini öngörüyor; ancak, TSK’yı kendi içinde bölmeden, kliklere ayrıştırmadan da bu hedefe ulaşmaları imkânsız. TSK disiplini korumayı başarırsa, hiçbir güç Türkiye üzerinde ameliyat yapamaz.

- Advertisment -