Annenin ağıdı bir protesto manifestosudur

Kırk yıldır süren öl-öldür siyaseti bir dönüm noktasında. Yıllardır devam eden çatışmalar toplum vicdanında sürdürülmesi imkânsız refleksler doğurmakta. Dersim halkının çatışmalara bakışı değişiyor. Geçmişte dağ mücadelesi hakkında beslenen romantik duygular artık yerini sorgulayıcı, eleştirici, suçlayıcı değer yargılarına bırakıyor.

19.07.2019 10:00
Cengiz-Kapmaz



 

8 yaşındaki Ayaz ve 4 yaşındaki kardeşi Nupelda Güloğlu, Dersim’in Ovacık ilçesi Bilgeç yaylasında 15 Temmuz günü bir patlayıcının infilâk etmesi sonucu hayatlarını kaybetti. Geride yüreği yangın yerine dönmüş acılı bir aile, pek çok belirsizlik ve soru işareti kaldı. İlk belirsizlik, patlayıcının türüne ilişkin. Görgü tanıkları, çocukların ailenin kaldığı çadıra yakın düzlükte bir patlayıcı bulduğunu, patlayıcı ile oynarken patlamanın meydana geldiğini söylüyorlar. İnfilâk eden nesne el bombası da, mayın da, el yapımı patlayıcı da (EYP) olabilir. Konuyla ilgili kriminal inceleme ve adli soruşturma sürüyor.

 

Patlayıcı el bombası çıkarsa oradan geçmekte olan birileri tarafından düşürülmüş olabilir. Bu, asker de, dağdaki kişiler de olabilir. Veya birileri tarafından bilinçli bırakılmış olabilir. Yöre insanı buna ihtimal vermiyor.  Patlamanın meydana geldiği Bilgeç yaylası ve civarı, zengin bitki örtüsü, balta girmemiş ormanlar ve derin vadilerle kaplı; gerilla faaliyeti için coğrafi açıdan son derece uygun, asker ile PKK’li militanların sık sık karşı karşıya geldiği bir bölge. 25 kilometre uzaklıkta bölgeye hakim bir noktada bir karakol var. Yayla ve çevresinde yakın zamanda asker görülmemiş. Sık sık hava operasyonları düzenlenmesine rağmen o bölgeye hiç kara operasyonu yapılmamış. Ancak yöre insanı, son günlerde bölgede hareket halinde olan bazı PKK gruplarından söz ediyor.

 

Mayın veya EYP ihtimali

 

Patlayıcının mayın veya EYP çıkmasına göre, farklı ihtimaller akla gelebilir. Toprağa gömülmüş mayın veya el yapımı patlayıcı, zamanla yağmur ve sel yüzünden açığa çıkmış olabilir. Veya çocuklar tarafından kazılarak çıkarılmış olabilir. Ancak etrafta ve olay yerinde bu şekilde kazılmış veya eşilmiş bir çukura rastlanmış değil.

 

Dersim Barosu’nun ve insan hakları kuruluşlarının verilerine göre, kent genelinde 10 bin civarında anti-tank ve anti-personel mayın ile toprağa gömülmüş el yapımı patlayıcı var. Bu patlayıcıların yarısını devletin, diğer yarısını da PKK’nin döşediği tahmin ediliyor. “PKK’de mi mayın döşüyor” diye düşünebilirsiniz. Örgütü yakından tanıyan güvenlik uzmanları, PKK’nin hem güvenlik güçlerinin serbest hareket kabiliyetini kırmak için araziye, hem de kendi emniyeti açısından konuşlandığı üs ve kampların çevresine mayın döşediğini vurguluyor. PKK döşediği mayınlarla ilgili veri ve bilgi paylaşmıyor. Yerlerini gizli tutuyor. Ancak asker mayın döşediği bölge ve yerleri bölge insanı ile paylaşıyor. Uyarılarda bulunuyor, mayın döşediği yerleri yasak bölge ilân ediyor.

 

Görüldüğü üzere patlayıcının kime ait olduğunu tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde söylemek olası değil. Ancak devlet, patlayıcının PKK’ye ait olduğundan çok emin görünüyor.

 

Beş önemli sonuç

 

Acı olaydan sonra değişik toplumsal kesimlerin, siyasi renk ve hareketlerin gösterdiği tepkilere baktım. İki çocuk için düzenlenen cenaze törenine yoğun ilgi gösteren kitlenin gösterdiği refleksi yakından izledim. Sosyal medyadaki yorum ve paylaşımları sürekli takibe aldım. Netice itibariyle, gözlemlerimi 5 maddede özetleyebilirim.

 

(1) Sol ve liberal çevre hissedilir bir suskunluğa gömüldü. Dersim Belediye Başkanı Maçoğlu, çok resmi ve kuru bir açıklama yaptı; kurbanlar çocuk olmasına rağmen mesafeli bir tutum takındı. Bu yönüyle büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Dersim Valisi Tuncay Sonel, başından itibaren olaya ağırlığını koydu, ailenin yanında durdu, halkla Cemevi’nde cenaze namazı kıldı, “benim sorumlu olduğum devlet bu tür bir vahşi insanlık suçu işlemez” mesajı verdi.

 

(2) Kırk yıldır süren öl-öldür siyaseti bir dönüm noktasında. Yıllardır devam eden çatışmalar artık toplum vicdanında sürdürülmesi imkânsız refleksler doğurmakta. Ayaz ve Nupelda’nın annesinin, çocuklarının cenazesi başında haykırdığı şu ağıt yeni dönemin bir sloganı mahiyetindedir: Kemer mırê bıwaro, ez se bıkêri! (Üzerime taş yağsın, ne yaparım şimdi!)

 

(3) Dersim halkının çatışmalara bakışı artık değişiyor. Geçmişte dağ mücadelesi hakkında beslenen romantik duygular artık yerini sorgulayıcı, eleştirici, suçlayıcı değer yargılarına bırakıyor.

 

(4) Eğer Dersim coğrafyasında savaş suçları devam ederse, çatışmalardan toplum ve halk zarar görmeye başlarsa, bu sorgulayıcı, eleştirici, suçlayıcı değer yargılarının hedefi devlet değil örgütler olacak.

 

(5) Önümüzdeki dönemde “coğrafya kaderimiz değildir” akımının Dersim’de çok ciddi ve belirleyici bir sosyolojik yapıya evrileceğini, bunun bölgenin diğer illerinde de karşılık bulacağını söyleyebiliriz. Dersim artık çatışmaların sürdürülebilirliği değil, çatışmasızlığın sürdürülebilirliği arayışı içinde.

 

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.