Anasayfa / Dünya / Von der Leyen’in Amerikancılığı ve İsrailciliği Avrupa’yı kızdırdı: “Bizim adımıza konuşma”

Von der Leyen’in Amerikancılığı ve İsrailciliği Avrupa’yı kızdırdı: “Bizim adımıza konuşma”

Avrupa Komisyonu Başkanı Von der Leyen’in ABD-İsrail’in İran’a başlattığı savaşı meşrulaştıran açıklamaları AB’de tartışma başlattı. Fransa, İspanya ve birçok AP üyesi, Von der Leyen’i Avrupa adına tek başına konuşmakla suçladı.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşı savunan ve “kurallara dayalı dünya düzeninin artık sona erdiğini” söyleyen konuşması Avrupa Birliği içinde ciddi bir siyasi gerilime yol açtı.

Von der Leyen’in sözleri yalnızca içeriği nedeniyle değil, aynı zamanda Avrupa adına konuşma biçimi nedeniyle de eleştirildi. Birçok hükümet, Avrupa Parlamentosu üyesi ve analist, Alman muhafazakâr siyasetçinin dış politikada yetkisini aşarak Avrupa’nın ortak görüşünü değil kendi çizgisini dile getirdiğini savunuyor. Eleştirmenlere göre bu çizgi çoğu zaman Washington ve Tel Aviv’e fazlasıyla yakın.

Von der Leyen konuşmasında, “Avrupa artık geri gelmeyecek bir dünyanın eski düzeninin koruyucusu olamaz” dedi. AB’nin kurallara dayalı sistemi savunmaya devam edeceğini söyleyen Komisyon Başkanı, ancak bu sistemin artık Avrupa’nın çıkarlarını korumakta ve güvenlik sağlamada yeterli olmadığını ileri sürdü.

Bu görüşe AB’nin diğer üst düzey isimlerinden itiraz geldi.

Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, Von der Leyen’in yaklaşımını açıkça reddederek, Avrupa’nın uluslararası hukuku savunmak zorunda olduğunu söyledi. Dünya genelindeki Avrupa büyükelçilerine hitap eden Costa, yeni uluslararası düzensizliğin sorumluları arasında ABD ve Rusya’yı da saydı.

Costa, “Biz Avrupalılar kurallara dayalı uluslararası düzeni savunmalıyız. Birleşmiş Milletler Şartı’nda yer alan ilkeleri savunmalıyız” dedi.

Costa’ya göre çok kutuplu bir dünyada çözüm güç siyaseti değil, çok taraflı diplomasi olmalı. “Uluslararası hukukun ihlalleri kabul edilemez; ister Ukrayna’da, ister Gazze’de, ister Orta Doğu’da olsun,” diye konuştu.

Avrupa Komisyonu’nun başkan yardımcısı Teresa Ribera da Von der Leyen’e mesafe koydu. Ribera, “Avrupa’nın bugün uluslararası hukukun değerini kararlılıkla savunması hayati önemde” dedi.

Von der Leyen’in İran’daki rejim hakkında “17 bin genci katletmiş bir rejim için kimse gözyaşı dökmemeli” sözleri ise tartışmayı daha da büyüttü. Bazı Avrupa Parlamentosu üyeleri Komisyon Başkanı’ndan açıklama talep ederken, hatta güvensizlik oylaması ihtimali bile gündeme geldi.

Tepkilerin büyümesi üzerine Avrupa Komisyonu yetkilileri Von der Leyen’in sözlerinin yanlış yorumlandığını savunarak açıklamayı yumuşatmaya çalıştı.

İspanya hükümeti de Alman liderin yaklaşımına sert karşı çıktı. İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares, “Uluslararası düzenin alternatifi düzensizliktir. Hukukun olmadığı yerde yalnızca güç kalır, yani orman kanunu,” dedi.

Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grubu lideri Iratxe García ise sorunun “eski ya da yeni bir dünya düzeni” olmadığını belirterek, asıl sorunun otokratların uluslararası hukuku ihlal etmesine göz yuman siyasi tutumlar olduğunu söyledi.

Von der Leyen’e yönelik eleştiriler aslında yeni değil. Uzun süredir Komisyon Başkanının dış politikada giderek daha fazla rol üstlenmesi ve AB adına tek başına konuşması tartışma yaratıyor.

Eski iç pazar komiseri Thierry Breton da sosyal medyada yayımladığı uzun bir yazıda, Komisyon’un bağımsız bir diplomatik aktör gibi davranmasının Avrupa’nın ortak sesini zayıflattığını söyledi.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot da Avrupa anlaşmalarını hatırlatarak, Birliğin dış politikasını yönlendirme yetkisinin Komisyon başkanında değil, AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi’nde olduğunu vurguladı.

Diplomatik kaynaklara göre özellikle Fransa ve İspanya’da Von der Leyen’e yönelik rahatsızlık giderek artıyor. Bir AB yetkilisi, “Sorun şu ki ortak bir pozisyonu savunmuyor, kendi görüşünü dile getiriyor” dedi.

Gerilim son haftalarda başka bir olayla daha büyüdü. Von der Leyen’in, Donald Trump’ın Gazze için kurduğu ve tartışma yaratan “Barış Kurulu”nun açılışına Avrupa Komisyonu’nun Akdeniz’den sorumlu üyesi Dubravka Šuica’yı göndermesi bazı başkentlerde tepki çekti. Komisyon, Šuica’nın toplantıya yalnızca “gözlemci” olarak katıldığını söyledi.

Ancak Avrupa Konseyi Başkanı Costa bu konuda da Von der Leyen’den farklı düşündüğünü belirtti. Costa, Birleşmiş Milletler’in yerine geçmeye çalışan bir yapının toplantılarına Avrupa Birliği’nin katılmaması gerektiğini söyledi.

Tıpkı 7 Ekim 2023’te Hamas saldırılarının ardından İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşına açık destek vermesi nedeniyle eleştirildiği dönemde olduğu gibi, Trump ve Netanyahu’nun İran’a karşı başlattığı saldırılar da Avrupa Birliği içinde derin görüş ayrılıklarını yeniden gün yüzüne çıkarmış durumda.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın