Anasayfa / GÜNÜN YAZILARI / Beşiktaş genişledi, Marsilya seyretti. 4-1

Beşiktaş genişledi, Marsilya seyretti. 4-1

Beşiktaş’ın Marsilya karşısında aldığı 4-1’lik galibiyet, skoru kadar oyunun kendisiyle de konuşulmayı hak ediyor. Çünkü bu maçta skor ile oyun arasında ciddi bir mesafe var. Beşiktaş, ilk yirmi dakika dışında oyunu domine etmedi. O ilk bölümdeki üstünlüğü de rakibin bütün direnç noktalarını kıracak bir keskinlik taşımıyordu. Goller, oyunun kendisinden daha fazla göz kamaştırdı.

İlk yarı aslında bize Beşiktaş’a karşı nasıl oynanması gerektiğine dair iki önemli ipucu verdi.
Bruno, Beşiktaş’ın genişlemesine genişleyerek karşılık verdi. Beşiktaş kanatlara açıldıkça Marsilya da açıldı. Böylece Beşiktaş’ın istediği oyun geometrisi oluştu ve gol geldi.
Golden sonra Marsilya’nın yaptığı ise daha ilginçti: Daralmak yerine tempoyu yükseltti.
Bu yüksek tempo Beşiktaş’ın savunması ile orta sahası arasındaki ilişkiyi bozdu. Beşiktaş ikiye bölündü. Marsilya ikinci topları toplamaya başlayınca oyun yeniden dengeye geldi ve beraberlik golü geldi.
İşte Bruno’nun maç içinde gördüğü ilk doğru burada ortaya çıktı: Beşiktaş’ın genişlemesine aynı genişlikle cevap vermek doğru değildi.
Ama ikinci doğruyu tam olarak uygulayamadı.
Beraberlikten sonra Marsilya daha alçak bir savunma düzenine geçmeye çalıştı ve Beşiktaş’ı kenarlara yönlendirdi. Fakat yeterince daralamadı, yeterince kompaktlaşamadı. Beşiktaş’ı kenara sürmek başka şeydir, kenarda etkisiz bırakmak başka.

Eğer Marsilya gerçekten daralıp bütün hatlarını birbirine yaklaştırabilseydi, Beşiktaş’ın genişliği kendi aleyhine çalışan bir geometriye dönüşebilirdi. Çünkü Beşiktaş kenara indiğinde, oradan içeriye girecek yaratıcı planı her zaman üretemiyor. Genişlik var; fakat genişliği içeriye çevirecek bağlantılar ve hareketlilik aynı ölçüde güçlü değil.
Bruno bunu sezdi ama savunma bloğunu o kadar iyi kapatamadı.
Dolayısıyla maçın paradoksu burada: Marsilya, Beşiktaş’ın zaafını gördü ama onu sonuna kadar kullanamadı.
Beşiktaş’ın genişlemesi gerçekten cezalandırılmak isteniyorsa, rakibin de genişlemesi değil, ikinci bölgede daralması gerekiyor. Top kazanıldığı anda ise tempo yükseltilmeli. Çünkü Beşiktaş savunması ile orta sahası arasındaki mesafe yüksek tempolu oyunda kolayca açılıyor. Bağ koptuğu anda takım iki parçaya ayrılıyor.

İlk yarının asıl taktik dersi bu.

Marsilya’nın geri düşmesinin başka nedenleri de vardı: Tempoyu istediği biçimde yükseltemedi, çok sayıda pas hatası yaptı ve ikili mücadelelerin büyük bölümünde Beşiktaş’a üstünlük sağlayamadı.
Fakat Beşiktaş’ın oyundaki en büyük avantajını taktik tahtasında aramak da eksik kalır.
Tribünde aramak gerekir.
Beşiktaş taraftarı, deplasman ile ev sahibi olmanın arasındaki farkı sahaya koydu. Taraftar, oyunun dekoru değildir. Rakibin karar verme süresini daraltan, nefesini bozan, zihni ile kasları arasındaki iletişimi zorlaştıran gerçek bir oyun basıncıdır.
Sert bir rüzgâr gibi sürekli karşı kaleye doğru eser.
Ses yükseldikçe rüzgâr şiddetlenir.
Rüzgâr fırtınaya dönüştüğünde ise rakip oyuncunun ayağındaki top artık eskisi kadar sakin değildir.
Marsilya’nın ikinci yarıdaki ciddiyetsizliği de bu atmosfer içinde anlaşılmalı. 1-1’den sonra maçı çantada keklik gördükleri izlenimini veren davranışlar ortaya çıktı. Gereksiz paslar, gösterişe kaçan tercihler, basit oynanabilecek pozisyonlarda zorlamalar… Pas hatalarının bir bölümü, oyunun gerektirdiği sadelikten uzaklaşmanın sonucuydu.
Ve Beşiktaş bunu affetmedi.
Gollere bakınca da Marsilya savunmasının zaafları çıplak biçimde görülüyor.
İlk golde İlhan ritmini aldı. Marsilya savunması o ritmi bozamadı. İlhan, savunmanın içinden koşusuyla geçerek golü buldu.
İkinci golde Crney kalecinin burnunun dibine kadar sokuldu. Savunma onu izledi.
Üçüncü gol kornerden geldi. Kafayı vuran oyuncu neredeyse çay içer rahatlığında yükseldi.
Dördüncü gol ise artık maçın psikolojisini de anlatan bir son dokunuş oldu.
Böyle bir savunma zaafı yaşayan takımın karşısında tribünün yarattığı basınç da oyunun doğal bir parçasına dönüşür. Rakip nefes almakta zorlandıkça Beşiktaş daha fazla cesaret bulur.
Bu yüzden 4-1’i sadece Beşiktaş’ın oyun gücüyle açıklamak doğru olmaz.
Beşiktaş’ın taraftarı maçı taşıdı. Marsilya oyuncularının ikinci yarıdaki ciddiyet kaybı sonucu ağırlaştırdı. Beşiktaş ise kendisine verilen alanı ve zamanı gol olarak geri gönderdi.
Ama bütün bunların Beşiktaş’ın oyun sorunlarını ortadan kaldırdığını düşünmüyorum.
Tam tersine, Marsilya maçı bu sorunları daha görünür hâle getirdi.
Beşiktaş genişliyor ama küçülmekte zorlanıyor. Kenarlara açılıyor ama kenardan içeriye girecek yaratıcı bağlantıları her zaman kuramıyor. Yüksek tempo karşısında savunma ile orta saha arasındaki mesafeyi korumakta zorlanıyor. İkinci toplar rakibe kaldığında takımın dengesi bozuluyor.

İtalyano’nun skordan memnun olması anlaşılır.
Fakat oyundan aynı ölçüde memnun olduğunu düşünmüyorum.
Çünkü 4-1’in arkasında, Beşiktaş’ın çözülmemiş oyun problemlerini örten iki güçlü faktör var: tribünün olağanüstü enerjisi ve Marsilya’nın ikinci yarıdaki ciddiyet kaybı.
Bruno ise maç içinde doğru soruya ulaştı:
Beşiktaş genişliyorsa, sen de genişleme.
İkinci bölgede daral.
Kenarlara yönlendir.
Topu kazandığın anda tempoyu yükselt.
Çünkü Beşiktaş’ın genişliği, doğru karşılandığında kendi içine kapanan bir oyuna dönüşebiliyor.
Fakat bunun için daralmak yetmez.
Gerçekten kompaktlaşmak gerekir.
Marsilya bunu gördü ama yeterince yapamadı.
Yapsaydı, bu maçın hikâyesi büyük ihtimalle başka türlü yazılırdı.
Skorun 4-1 olması, Bruno’nun doğruyu görmediğini değil; gördüğü doğruyu sahada yeterince eksiksiz uygulayamadığını anlatıyor.
Ve maçın belki de en önemli gerçeği şu:
Beşiktaş’ın oyunu henüz 4-1’lik skor kadar ikna edici değil. Ama Beşiktaş tribünü, 4-1’lik skor kadar gerçek.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın