Sevgili Kemal Sayar’a
Artık hiç bulaşmayacağım kendime,
Artık hiç didişmeyeceğim kendimle.
Yüzlerin ve tenlerin,
Hayatların ve rüyaların arasından geçerken
Artık hiç uğramayacağım,
İlişmeyeceğim kendime.
Unutmaya başladım bile onu,
Bir rüzgâr nasıl unutmaya başlarsa,
İçinden ve üstünden geçtiği
Ağacı, çiçeği, rüyayı ve gerçeği…
Çünkü her gece damla damla süzülüp
Akıyorum kendimden,
Her sabah maske maske sıyırıp
Atıyorum kendimi
Biraz daha yüzümden,
Biraz daha içimden,
Sanırım, o oluyor bana, o,
Alzheimer diyorlar hani,
Akıl, bellek, muhayyilenin derinlikleri,
Hepsinin ilmek ilmek çözülüp,
Parça parça göğe çekilme hali, yani…
Geri geri akıyor, çünkü, yüzler, sesler,
Ve resimler içimde.
Ger geri yürüyor toprakta karıncalar,
Geri geri sokaklarda insanlar.
Yukarı doğru yağıyor yağmur,
Yukarı doğru
Bilgi, hayal, dil, sanat…
Ve oyunlarım, repliklerim,
Sözcüklerim, ipliklerim, ilmeklerim,
Her biri ayrı bir samanlıkta
Ayrı bir iğne arıyor sanki,
Deliğinden geçip de dönmek için
Belleğimdeki yerine.
Fazla değil, belki bir kaç mevsim,
Belki birkaç konak ötede
Kendimi sokakta, metroda, otobüste,
Belki kendi evimde
Ve ekranın içinde, düşünün,
Görsem tanıyamayacağım günler
Bekliyor beni,
Olsun, olsun, diyorum,
Olsun, böyle böyle arınacağım
Dipten doruğa demek ki!
Böyle böyle, belleğin sandığına teptiğim
Bütün o çul çaput metrukeyi
Sandığın kendisiyle birlikte
Irmağın sularına boşaltıp,
Kıyı çizgisini silerek içimde adım adım,
Irmağın çıktığı yere doğru
Yürüyüp gideceğim, demek ki!
Yoldan kaldırdığı tozu
Otların üzerine bırakıp
Kendi içinde dönüp dolaşıveren,
Sonra yine kendi içinde kaybolup giden
Bir eylül rüzgârı gibi yani…
Böyle böyle yenileneceğim,
Dirileceğim, demek ki,
Bahar gelince tozundan toprağından silkinip
Bir başka sapın üzerinde uyanan
Bir ot, bir diken,
Belki menekşe türünden
Bir hüzün çiçeği gibi…
İnsan ya da çiçek,
İnsan ya da böcek,
Dipten doruğa yeni,
Dipten doruğa özgür!
Ve başım bir minare boyu üstünde, aklın,
Ağızsız, dilsiz, ama ağrısız, sızısız;
Aşkın rüyaların,
İçkin hülyaların içinde…
14 Eylül 2015
‘Acı Otlar’ Kitabı
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.