Konuşulan konu münasebetsiz bir mesele değil, tam da şu anda yaşanan enkazlardaki insanların kaderlerine terk edilmesi. Bu şimdi değil de ne zaman konuşulacak?
İnsanlar eleştirince arama kurtarma faaliyetleri mi aksıyor? Kusura bakmayın bu millet biraz sizi üzecek, ileri geri konuşacak.17 Ağustos’ta nasıl devlet, iktidar eleştirildiyse, bugün de eleştirileceksiniz.Hem de bugün, hemen, şimdi…
Malatya’da bir baba, evinin enkazının altında kalan eşini ve 4 çocuğunu üç gündür evin önünde bekliyor: "Geldiler baktılar ama tercih etmediler. Çalışmalar bugün başladı", "Allah'tan ümidimizi kesmedik. Allah kimseye ciğer acısı vermesin."
“Olağanüstü hal ilanında geç bile kalındı. Olağanüstü halin o gece ilan edilmesi psikolojik olarak toplum üzerinde pozitif etki yapabilirdi. Bu koşullarda olağanüstü hal; devlet-millet-siyaset, siyaset-toplum, ne derseniz deyin adına, bütün bu güçlerin bütünleşmesi ve tek elden bir yaranın sarılmasına yönelik bir yönetme biçimidir. Asker meselesine gelince... Asker bu ülkenin önemli bir kurumu. Birliklerinde büyük imkânlar var, hiyerarşileri var. Tabii emir komuta askeri birlik komutasında kalır ama siyasetin hizmetinde, idarenin hizmetinde kamu gücü olarak devreye girer asker.”
Depremle ilgili eleştirel paylaşımları nedeniyle tutuklananları ve CHP’li belediyelerin deprem bölgelerinde yaptığı çalışmaları hatırlatan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Halkımızın yanındayız. Gelsinler tutuklasınlar” dedi. Pandemi döneminde CHP’li belediye başkanlarının yürüttüğü bağımsız yardım çalışmaları iktidar tarafından ‘izinsiz’ olduğu gerekçesiyle engellenmişti.
Hukukçu Adem Sözüer: “Deprem bölgesinde ağır ve acil ihtiyacı karşılamak için kendisi veya diğer insanlar için, marketleden yiyecek içecek almak zorunluluk halidir. Bu hallerde hırsızlık veya başka suçtan ceza verilmez”