Ankara’yı sevmek, o aidiyeti yaşayan insanın kendisini de sevmesiyle büyüyen bir sır sanki. Temelinde sadakat, bir tür güven filan var. Sürprizsiz… Yani kedi sevgisi gibi değil, daha çok köpek sevgisi gibi. İstanbul’un kedilerini ise edebiyatı, hikâyesi, hayatla, denizle, balıkla iç içe efsaneleriyle de tanıyoruz. İstanbul’la sadece “rakı-balık” özdeş değil, “kedi-balık” da var. Başkentin ise Ankara Kedisi… Hayatım boyunca şahsen tanışamadım.
Tayvan’daki yerel seçimlerde Tayvan’ın bağımsız bir devlet olmasını savunan iktidardaki Demokratik İlerleme Partisi ağır bir yenilgi aldı, birçok şehirde belediye seçimlerini kaybetti. Yenilgi üzerine Devlet Başkanı Tsai Ing-wen, parti genel başkanlığından istifa etti. Ülkenin başkenti Taipei’de belediye başkanlık seçimlerini ülkenin ilk devlet başkanı Çan Kay-şek’in 43 yaşındaki torunu Çan Wan-an kazandı. Çan Wan-an, Tayvan yönetimini meşru Çin yönetimi olarak gören ve bu nedenle bağımsızlığa karşı çıkan milliyetçi parti KMT’nin yeni yıldız isimlerinden biri olarak görülüyor. Çan Wan-an Taipe tarihinin en genç belediye başkanı oldu.
Özgür-Der Başkanı Rıdvan Kaya: “Açıkçası ‘ama ulusal menfaatlerimiz bunu gerektiriyor’ söylemini ilkesizlikten öte, iğrenç buluyorum. Ulusal menfaat denilen şey eğer ahlaktan ve vicdandan sıyrılabilecek bir şey ise bir Müslüman olarak bundan beriyim...” Yazar Adem Özköse: “Kimse bizlerden Rabia meydanındaki katliamı gerçekleştiren darbeci bir katilin elinin sıkılmasını normal bir davranış olarak görmemizi beklemesin.’’
75 yaşındaki Enver İbrahim bu hafta yemin etti ve Malezya’nın 10. başbakanı olarak göreve başladı. Enver İbrahim’in başbakanlığa uzanan macerası engellerle doluydu; 1998 yılında bir komplo ile başbakan yardımcılığından uzaklaştırılmış, eşcinsel ilişki yaşadığı iddiasıyla hapse atılmış, karakolda dövülmüş, 5 yıl hapis yattıktan sonra adı BM Genel Sekreterliği için geçmiş, siyasete geri dönünce yine aynı iddialarla hapse atılmış, eşinin kurduğu partinin seçim kazanmasıyla özgürlüğüne kavuşmuştu. Enver İbrahim’in 24 yıllık mücadelesi sığındığı Türkiye Konsolosluğu’ndan karakollara, cezaevlerine uzanan çetrefilli fakat nihayetinde hukuksuzluğun, siyasi güdülerle hareket eden mahkemelerin kaybettiği umut dolu bir hikâye.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İBB’de işe alınan 1668 kişinin veya onların yakınlarının “terör örgütü ile irtibatı” olduğunu, altısının da doğrudan PKK/KCK adına silahlı faaliyette bulunduğunu iddia etti. Soylu’nun sözlerine İBB Başkanı İmamoğlu’ndan yanıt geldi: “‘Toplamda 700 terörist tespit ettik’ dedi. Bir mahkeme açıldı, 41 kişi yargılandı ve hepsi beraat etti. Yalanı tescilli bir insandır.”