Manşet

Büyük gerileme çağında göç, hukuk ve gelecek

Bugün İstanbul'un arka sokaklarında, Ankara'nın Önder Mahallesi'nde, Gaziantep'in atölyelerinde gördüğüm Suriyeli veya Afgan çocukların gözlerinde, 40 yıl önce Köln'de, Berlin'de veya Hamburg'da "Ausländer" (yabancı) damgası yiyen, dışlanan, hor görülen bizlerin psikolojilerinden çok daha ağır bir tablo görüyorum. Biz Almanya'da gettolaşmaya, paralel toplumlar kurmaya itildik çünkü devlet göçmenlere "Siz geçicisiniz, bavulunuzu hazır tutun" diyordu. Bugün aynı tarihsel hatayı Türkiye yapıyor. Burada doğan, anadillerinden daha ileri düzeyde Türkçe konuşan, bu ülkenin okullarına giden o çocuklara "Siz misafirsiniz, bir gün mutlaka gideceksiniz" dedikçe, onları bu topluma aidiyet duymayan, öfkeli, marjinal ve kayıp bir kuşak haline getiriyoruz.

Yeşil, beyaz toros derken Bursaspor tribününde yeni rezalet: Binlerce kişi Leyla Zana’ya küfretti

Daha önce tribünlerde "Beyaz Toros" ve "Yeşil" pankartları açan Bursaspor taraftarları Somaspor maçında bu kez de Kürt siyasetinin simge isimlerinden Leyla Zana’ya toplu küfür etti. Pervin Buldan: “Küfürle, hakaretle ne futbol savunulur ne de değerler. İnsan onuru her şeyden önce gelir.” İYİ Partili Selçuk Türkoğlu: “Amed tribünlerinden yükselen bölücü sloganları kınamadan da; bir daha o zehirli dilini sakın ola ki Bursaspor’a değdirme!” AK Partili Galip Ensarioğlu: “Bu tür ifadeler ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinden rahatsız olan karanlık odakların istismar edebileceği zeminler oluşturmaktadır. Bu nedenle, sporun birleştirici ruhuna aykırı olan ayrıştırıcı hareket ve söylemlerden herkesin özenle kaçınması gerekmektedir.”

Serbestiyet bir hafta önce duyurmuştu. Bloomberg: Erdoğan, Putin’e S-400’lerin iadesini teklif etti

Bloomberg’in haberine göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta Türkmenistan’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmede S-400’lerin iadesini gündeme getirdi. Serbestiyet Editör Masası’nda bir hafta önce Yıldıray Oğur, Türkiye’nin F-35 almak için, S-400’leri Rusya’ya iade edebileceğini duyurmuştu.

Belki de çürüyen toplum değildir?

Şiilikte cevaz verilen bir taktik olan ‘takiye’den yıllarca Türkiye’de İslamcıların kendilerini saklayıp laik, demokrat gibi görünmesi olarak bahsedildi. Son medya skandalıyla öğrendik ki aslında seküler hayatlar yaşayanlar da dindar, muhafazakar, yerli ve milli görünerek takiye yapabiliyormuş. Elit pozisyonlara tanıdık nepotizmiyle adam seçerseniz, o pozisyonları korumanın tek kriteri de mutlak sadakat ve parti çizgisini savunmak olursa sonucun ne olmasını bekliyordunuz ki? Bu dar kadroculuğun doğal sonucu sığlaşma, kalitesizleşme, ahlaki yozluk olacaktı tabii.
- Advertisement -

Mahalle Dindarlığı: Mehmet Akif Ersoy olayına Kierkegaardçı bir bakış?

Dindar bir okulda okumak, muhafazakâr bir ailede doğmak, "o mahalle"de büyümek Kierkegaard’ın perspektifte dindarlık değil, sadece sosyolojik bir coğrafi kaderdir. Siz aslında sosyolojik bir grubun üyesisiniz. Bir kişi muhafazakâr bir çevrede yetişmiş ve tamamen o normları gösteriyor gibi gözükebilir. Ama bu kişi hala içsel olarak Estetik Evrede olabilir. Dışarıdan görünen o "dindar" kabuk kırıldığında ortaya çıkan yaşam tarzı (eğlence, cinsellik, mal hırsı gibi), kişinin aslında başından beri manevi olarak estetik evrede olduğunu gösterir. Yani bir "savrulma" değil, bir "ifşa" söz konusudur.

En Son Çıkanlar