GÜNÜN YAZILARI

Bir emekçiydi Maduro!!!

Maduro, sendikacılıktan gelen, Latin Amerika’ya özgü bir işçi hareketi lideri olarak da tanımlanabilir. Haksızlığa, yoksulluğa isyan eden Venezuellalıların bir anda sözcüsü oldu. Sözcüsü olmakla kalmadı, lideri haline geldi. İşte o andan itibaren problem de başlamıştı. Yoksulların sözcüsü olarak yola çıkan Maduro, demokrasi-hak-hukuk-adalet gibi noktalarda duyarsızlaştı. Sonunda da halkını daha da büyük yoksulluğa mahkum etti. Geçmişte dünya yoksullarının umudu olan Maduro, bir halk devrimcisinden, bir despota dönüştü.

Neden ‘Saraydan Kız Kaçırma’dan daha kolay oldu?

Maduro’nun yatağından eşiyle kaçırılmasında hala hukuk, meşruiyet, demokrasi arayanlarınki artık bir çeşit mafyatik liberalizm oluyor herhalde. Zulüm altında inleyen halklara özgürlük ve demokrasi dağıtan ABD hikayesine Trump bile kıs kıs gülüyor olmalı. En son Danimarka Krallığı altında inim inim inleyen Grönlandlı yerlileri özgürleştirmeyi vaad etti, Kolombiya’nın görev süresi Mayıs’ta dolacak devlet başkanını “hasta kokain mafyası” ilan edip devirmekle tehdit etti. Çünkü derdi halkları özgürleştirmek değil, Batı Yarımküre’de patron kim göstermek.

ABD terörü ve rızanın çözülüşü

Hepimiz biliyoruz ki Maduro ABD ve ortaklarının dümen suyundaki bir lider olsaydı, ülkesinin kaynaklarını onların yağmasına açmayı kabul etseydi, çok muhtemeldir ki katliam da yapsa bunlar başına gelmeyecekti.

Cübbeli Bürokratın “Düşüncesizliği”: Hukuk Neyi Korur?

Anayasa Mahkemesi HAGB kararında, ilk bakışta son derece sade ama etkisi atomik bir tespit yapıyor: “Kamu görevlileri tarafından işlenen işkence ve eziyet suçlarında, sanık hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı verilemez.” O hâlde insan şu soruyu sormadan edemiyor: Anayasa Mahkemesi neden 2026 yılında, bu kadar "apaçık", bu kadar temel bir ilkeyi yeniden hatırlatma, adeta heceleme ihtiyacı duydu?
- Advertisement -

İmzalı ama “yayınlan(a)mayan” mevzuat: Deprem güvenliğini kim, neden engelliyor?

Olası depremden sonra ben mühendis olarak kıyas yapsam; binanın izin verilen projesi yıkılıyor ama mevzuatın yürürlüğe girmesi gecikmese ve geciktirilen mevzuata uygun tasarım ve imalat yapılsa yıkılmayacaktı desem; bu durumu mühendislik hesaplarıyla da göstersem, vefatların hukuki sorumluluğu kimde olacak? Hukuki sorumluluğu geçelim. Olası bir depremde, bu gecikmeler nedeniyle bir can dahi fazladan kaybedilirse bunun vebali ödenir mi?

En Son Çıkanlar