GÜNÜN YAZILARI

Bir Çirkin Adam

Yılmaz Güney’in hayatı film oluyormuş. Merakla, biraz da heyecanla bekliyorum. Yılmaz Güney, yakın tarihin anlaşılması, işlenmesi ve anlatılması en güç isimlerinden biri. Kimilerine göre büyük bir sanatçı, bir özgürlük savaşçısı, bir devrimci. Kimilerine göreyse katil, kadın düşmanı, şiddet faili bir manyak. Her şeye rağmen devrimci portresinin perdeye yansıması açısından Arkadaş ve Bir Gün Mutlaka filmlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Devrimci bir karakteri gerçek insan ilişkileri içinde, kendi çelişkileriyle işlemeye en yakın olan sanırım hala Yılmaz Güney…

Yine ve yeni Adalar Meselesi

Adalar için kara belediyelerinden farklı yasal bir statü gerek. Birçok çağdaş ülke böyle yapıyor. Adalar ile mesela Bala ilçesinin statüleri farklı olmalı. “Adalar sadece yürüyüş içindir” diyenlere cevabım: 85 yaşında bana adada yer yok mu? 24 yıldır adaya kayıtlıyım ben. Protesto edelim; ama resmin tamamını da görelim. 40 yıl önce adalar şöyle idi böyle idi diye hayıflanmak gereksiz.

İYİ Parti neden olmadı?

Kürtleri hesaba katmadan sağda bir siyasi merkez inşa etmek mümkün değildir. Akşener bu noktada gereken cesareti, atılganlığı, entelektüel tavrı gösteremedi. Frene bastı. Geleneksel ülkücü söylemden pek kopamadı. Geleneksel ülkücülerden tek farkı ülkedeki kadınların sorunlarını biraz daha fazla gündeme getirmesi oldu. Sonuç olarak, yeni şeyler bekleyen merkez sağcı seçmen hayal kırıklığı yaşadı.

Güçlü lider meselesi…

1950’lerde Menderes ve DP, 1960’larda Demirel ve AP, 1970’-lerde Ecevit ve CHP, 1980’lerde Özal ve ANAP, 2000’lerde Erdoğan ve AK Parti hep bu sırrın ürünü oldular. Ancak bu durum aynı zamanda iki ucu keskin bıçak gibidir. Başarıları yanında, bu dönemlerde yaşanan sorunlardan birisi, siyasetin kurumlaşması ile sahsileşmesi arasındaki balansta, ikinci kefenin açık ara ağır basması olmuştur. Sonuncusu AK Parti örneği, siyasi lider etrafındaki şahsileşme hali…
- Advertisement -

Montella’yı kovmak yetmez, Taksim Meydanı’nda sallandırın

Bu ülkeye gelen çok sayıda bilgili teknik adamın arkasına teneke bağlayıp gönderdiğimiz gibi, Montella’nın da aynı şekilde gönderileceğinden hiç kuşkum yok. Futbolun kişisel menfaatlere dayalı çarklarının oluşturduğu düzen, buna müsait çünkü. Bu düzeni şu anda dünyanın en iyi teknik direktörleri olarak gösterilen Guardiola da değiştiremez, Jurgen Klopp da. Aynı şey onların da başına gelirdi kaçınılmaz olarak.

En Son Çıkanlar