Eski Zaman muhabiri Ahmet Dönmez, Cemaat’in 15 Temmuz darbesine nasıl ‘sürüklendiğini’ anlatıyor: Adil Öksüz’ün “Oraya birini gönderiyorum, mutlaka Hocamızla görüştürün, çok önemli bilgileri var” diyerek Türkiye’den ABD’ye yolladığı Mehmet Değerli, Ocak 2015’ten Haziran 2016’ya kadar Gülen’in yanında yaşadı ve onu Hulusi Akar’ın Cemaat’i kollayan bir darbeye hazırlandığına ikna etti.
Ahmet Vehbi’nin İstanbul Notları’nda bu hafta; İstanbul’da yaşanan midye çılgınlığı, Galata Kulesi’nde yerli ve yabancı bilet farkı, resmi kutlamalarda nihayet yolların kapatılmaması, Havaist’in online bilet meselesi, kafelerde masalarda uzun oturanlardan para alınması var.
İzmir’de, Cumhuriyet Meydanı’na ve Atatürk heykeline bakan, doğup büyüdüğüm eski Akdeniz Apartımanı’nın terasında, belki tam 1951-52’de çekilmiş bir fotoğraf. Arkaplanda körfez; uzakta Bayraklı. Önde, ortada İlhan amcam, yanında eşi Solmaz ablam, bir de ben (dört beş yaşımda). Arka ortada dedem Halil Namık Berktay; bir yanında (solda), Solmaz ablamın büyüğü Güler abla, diğer yanında (sağda) Faika abla. Solculuğun birleştirdiği üç dört ailenin mensupları. Dedemin sevecenliği, sahiplenmesi hepsini sarıp sarmalıyor. Ama şimdi bir ben kaldım hayatta.
Kürtlerin AK Parti’ye yönelmelerini sağlayan bütün dinamiklerde bir yıpranma yaşandı. Kürt meselesinin siyasi çözümünün sözü edilmez oldu. Salt geçmiş hatırlatılması ile bu yıpranmanın önüne geçilemez. Tek bir açıklamayla bu yıkım giderilemez, su tekrardan tersinden akıtılamaz. Çok geç ve çok az; ağızlara bir parmak bal çalınmasıyla alınmayacak kadar çok kırıldı gönüller.
12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra, dergi çıkartamaz, yazılarımızı yayınlayamaz duruma düştüğümüzde, Aydın imdadımıza yetişmiş, “Yaba’yı alın ve yazılarınızı burada yazın” demişti. Bir dönem yazılarımız Yaba’da yayınlanmıştı. Daha sonra, edebiyat ve kültür üzerine özel bir şeyler yazdığımda, Aydın’a yollamayı sürdürmüştüm. Aydın devrimciydi, sosyalistti, edebiyatçıydı. Öyküleri, tiyatro oyunları, romanları vardı.