Yazarlar

Evrim ve Yaratılış gerginliğine dair: Yanlış ve tehlikeler

Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni hazırlayacağı müfredatta evrim teorisinin yer almayacağı, onun yerine Yaratılış Teorisi’nin benimseneceği söylentileri sosyal medyada çok sayıda paylaşıma ve tartışmaya neden oldu. Genelde tartışmalar biyologların evrim savunusu etrafında şekilleniyor. Elbette bu konunun çok önemli bir boyutunu oluşturuyor. Ancak bir Müslüman felsefeci olarak ben bu yazıda farklı bir boyutuna odaklanmak istiyorum: Yaratılış inancını, evrim teorisinin karşısına konumlandırmak teolojik olarak da yanlış ve tehlikeli bir hamledir.

Anadilin tercümesi olmaz

Bir dilin inkarı aslında o dili konuşanların insaniyetinin inkarıdır. Dili insandan ve insanı dilden koparamıyorsun. Dilin baskılanması, insaniyet imkanının baskılanmasıdır. Çünkü dil insanı vareder. Dil ile konuşmaz, dil ile ünsiyet ederiz. Dil varlığın evi değil, insanın varlıktaki evidir.

BAFTA töreninde Filistin’e destek ve “Israelism”: Amerikalı Yahudi Gençlerin Uyanış Hikayesi

İngiltere’nin Oscar’ı BAFTA Ödülleri’nin bu seneki sahipleri belli oldu. Oppenheimer ve Poor Things’in ödülleri topladığı törene Prens William, Düşes Catherine ciddi sağlık sorunlarıyla boğuştuğu için yalnız katıldı. Gecenin en çarpıcı anı, Holokost (Yahudi soykırımı) hakkındaki filmiyle ödül alan yapımcı James Wilson’ın konuşmasıydı, konuşma BAFTA’nın kendi YouTube hesabında kesilip sansürlendi. Sansür ve engellemelerle karşılaşan bir diğer film “Israelism” ise Amerikalı Yahudilerin çocukluktan itibaren İsrail konusunda nasıl bir indoktrinasyona maruz kaldıklarını anlatan, bu süreci kendileri de yaşamış olan iki Yahudi’nin yönettiği bir belgesel.

Serbest dalış: Pekiyi, Çok iyi…

İlkokulda not sistemi de değişti,”Pekiyi”miz “Çok iyi” oldu epeydir. “Orta, Zayıf” da kalkmış; yeni sistemin Ortası -bize- “Yeterli”, beteri “Geliştirilmeli”… Kırıcı olmayan söylemiyle biteviye “Gelişmekte Olan Ülkeler”e biçilmiş kaftan. Milli Eğitim’de de sonsuz imar izniyle biteviye inşaat var zaten. Çok katlı, ruhsatı “daima daima daima” hazır. İnsan kendini o inşaatın duvarlarındaki bir tuğla gibi hissediyor. Genç fidanlarken Pink Floyd’un “Duvar”da yankılanan nidâsı öyle de sar(s)mıştı bizi: “Hey, öğretmen, çocukları rahat, bi’ serbest bırak!”
- Advertisement -

Tek adamlar, neden çiçekleri sevmez?

Putin’in Rusyası artık hiç olmadığı kadar Stalin’in Rusyasına benziyor. Navalny’nin cenazesi hala annesine teslim edilmedi. Rejim annesinin kalabalık bir cenaze ile oğlunu herkesin ziyaret edebileceği merkezi bir yere gömmesini istemiyor, annesi ısrar ederse cesedin çürüyeceğini söyleyip tehditler savuruyor. Zira Putin için hala ülkesini terk etmemiş bir avuç muhalif, birkaç buket çiçek ve bir ceset, sürgündeki binlerce muhaliften çok daha tehlikeli. Navalny’nin destekçileri ise Rusya’nın büyük şehirlerinde Stalin döneminde hayatını kaybedenler için yapılan anıtlara Navalny anısına çiçekler bırakıyor. Zaten Navalny de tam da bu nedenle canı pahasına ülkesine dönmüştü.

En Son Çıkanlar