Kürt sorunu ve PKK, hem birbirinden farklıdır hem de birbirinin nedeni ve sonucudur. 40 yıldır değişmeyen Kürt sorunu, çözüm sürecinin, hendeklerin, Demirtaş ve diğer HDP’lilerin tutuklanmasının ardından 2018 yılında bile, annesinin asker yolunu bekleme hayalini kurduğu 19 yaşındaki Diyarbakırlı bir gencin Galatasaray çarşaflı yatağından çıkıp, çayını içtikten sonra dağa gitmesi sorunudur. Sorun, onun kurtarılması gereken bir evlat mı, etkisiz hale getirilmesi gereken terörist mi olduğuyla ilgili kafa karışıklığıdır.
Ekrem İmamoğlu, İYİ Partililerin de HDP’lilerin de oylarını alarak yüzde 54 gibi oldukça yüksek oyla seçildi. Onun bu tweetini nasıl okuyabiliriz? Şu mesajı vermek istemi̧s olabilir mi? “CHP olarak HDP’yi bir kenara itmiyoruz, İYİ Parti’nin de bu gerçeği görmesini diliyoruz.” Ya da “8 Mart kadınları birleştiren bir gündür. Ortak noktalarımızda neden birleşmeyelim!”
Sabiha ve Zekeriya Sertel Türkiye’nin 100’er yılını devirmiş iki büyük sorununa karşı bariz bir ilgisizlik içindeydi; Sertellerdeki ulusçu eğilimlerin gücünü gösteren bir ölçü… Zaten Korhan Atay’ın kitabının ana fikirlerinden biri de bu olsa gerek: Türkiye solunun enternasyonal yanı hiçbir zaman ulusçu yanından daha güçlü olmadı.
Böylece Şeddadîler, daha önce Gürcü kralına bıraktıkları Rustavî’ye ek olarak, Gürcistan ile İslam diyarları arasındaki son nokta olarak bilinen Tiflis’e de hâkim oldu. Özellikle Sultan Alparslan döneminde Şeddadî- Selçuk ilişkilerinin iyiydi ve Roma’ya karşı birlikte hareket ettiler. Urfalı Mateos’e göre, Şeddadî hükümdarı Fadl b. Şavur, Alparslan’ın 1070 yılındaki Urfa kuşatmasına katılmıştı.
"Bir kesim, Cumhuriyet dönemi boyunca tek renk bir toplum yaratmaya çalıştı. Şimdi o tek renkliliği dindar eğilimli yeni yönetim, sürdürüyor. Dün de yanlıştı. Bugün de yanlış. Bu ülkeye barışı ve huzuru, farklılıkların bir arada yaşamasını kabul eden bir anlayış getirebilir. Olumlu değişiklikler olduğu zaman destek verdik... Kim olsa verirdik. Şimdi pek umutlu değilim."