Yazarlar

İktidar bir PR faaliyeti midir?

İktidarlar sadece PR faaliyetiyle, propaganda makinesinin gerçekleri ters yüz etmesiyle ayakta kalamaz ve ikna edici olamaz. Bunun bu yüzyıldaki en güçlü delili, siyasi propagandanın en profesyonelini yapmış Sovyetlerin yaşadıkları.

2010 referandumunu CHP getirseydi?

‘Kahrolsun YAE’cilik’ tarikatına sormak lazım: Açın bir daha okuyun 2010 referandumunun maddelerini (fakat çoğulcu bir Hakimler ve Savcılar Kurulu’nu mümkün kılan seçim siteminin CHP’nin talebiyle Anayasa Mahkemesi’nde reddedildiğini unutmadan okuyun) ve sorun kendinize: “Bu referandumu CHP getirseydi ‘yetmez ama evet’ der miydim” diye. Utanmayın, sesli söyleyin, biz de duyalım.

Geç kalmış bir fırtına*

Bir başkanın -yani doğrudan hükmeden birinin- kabul edilemez nitelikteki sözlerini alttan alırken henüz adaylık dahi sıfatını kazanmamış birinin sözlerine karşı heyheylenmenin, ne bir yararı var, doğrusunu isterseniz ne de bir anlamı.

Yüz yıl önce kadınlar… Sanki bir şey değişmedi

Aradan geçen yüz yıla rağmen kadın-erkek ilişkisindeki sorunların birçoğu aynı. Erkek egemen söylem de kadınların hak arama hedefleri ve uğradıkları baskı da çok değişmemiş. Prof. Dr. Serpil Çakır’ın “Osmanlı Kadın Hareketi” (Metis Yayınları) isimli kitabını okuyorum. Yüzyıl öncesinin satırlarını aktarıyorum:
- Advertisement -

“Sağcılaşma” meselesi

CHP, belirgin özelliği İslamofobik katı laikçilik olan; bütün demodeliğine karşı eşsiz bir ironiyle kendisini “çağdaş” olarak tanımlayan bu ideolojik versiyonun prangalarından kurtuldukça, demokratik bir muhalefet aktörü olma yoluna girdi. Bu durum doğal olarak, kendi katı ideolojik önyargılarını mutlak siyasi doğrular olarak gören çevrede benlik kaybı duygusunu tetikledi. Kemalist saflığın deforme edildiği, İslamcılığın arkasına takılındığı söylemi tedavüle sokulmaya çalışıldı.

En Son Çıkanlar