Ne ‘bay kontrol’ olmak, ne ‘sayın profesör’lük yaramdan sızan kanı durdurabilir. Babama bakıp da ağladığım o günden, kendime bakıp da ağladığım bu güne geldim. Ben bir tamirci çırağıyım artık. Ustamla birlikte kendimi onarmanın sevdasındayım. Kendimi onarırsam şayet, dünyayı da onarabileceğim. Şükür olsun, aşk olsun.
“Kraliçe tesettüre girdi” başlığı, bir mizah konusu olarak gündeme gelse bile; İngiltere’de de, İslamofobik tepkiler, laikliğe ilişkin korkular, bir ölçüde hissediliyor. Londralı seçmeni kutlamak gerek.
Sykes-Picot anlaşması hiçbir zaman uygulanmadı. Zaten bu süreçlerden bağımsız olarak İngilizler Musul-Kerkük bölgesini de Fransızlara bırakmadı. Bugün Türkiye’de kalmış Şanlıurfa, Gaziantep de Fransızlara yâr olmadı. Modern Orta Doğu’yu hukuken çizen anlaşmalar Sevres ve Lozan oldu.
Aklı başında herkesin aklında aynı sual var: “Partisiyle ve medyasıyla Davutoğlu’na bunu yapan, bir başkasına ne yapmaz?” En başta genel başkan adayları olmak üzere bütün AKP’liler bu sual üzerinde düşünmeli.
Bu ülkede yaşayan insanların ötekinin tecrübesine bigâneliği, duyarsızlığı aşılsa, ortak kelimeler duygular tahayyül ve tasavvurlar ortaya çıkacak. Kader birliğinin başka yolu var mı?