Muhtemel akıbet

 

Davutoğlu’nun, Erdoğan komutasındaki bir operasyonla denklem dışına çıkarıldı. Ancak bu AKP’de tüm suların durulacağını ima etmiyor. İki büyük problem alanı var:

 

Birincisi, başbakanlıktaki makama kim geçerse geçsin, ona toplum nezdinde bir “emanetçi” gözüyle bakılacak olmasıdır. AKP çevreleri bu düşünceyi ısrarla pompalıyor. Yeni başbakanı tanımlamak için kullandıkları sıfatlarda hep bir küçümseme var. Başbakan için sıralanan özellikler “düşük profilli” olmasıyla başlıyor, “mutlak biat noktasında bir sorun çıkarmaması”, “partinin ve hükümetin gerçek başının Erdoğan olduğunu idrakiyle hareket etmesi, “çok fazla ön plana çıkmaması”, vb. devam ediyor.

 

Müstakbel başbakana biçilen görev alanı da sınırlı. Ondan beklenen, kritik meselelere burnunu sokmaması, Erdoğan’ın çizdiği istikamette yürümesi ve bakanlar arasında koordinatörlük ile yetinmesi. Teşbihte hata olmaz umarım: AKP’de yeniden güncellenecek iktidar haritasında başbakandan durması istenen yer, askeri vesayet döneminde ordunun siyasetçilere çizdiği sınırları anımsatıyor.

 

Arkadan çevrilen dolaplar

 

Varsayalım ki AKP’nin ve hükümetin başına tarif edilen modelde bir genel başkan ve başbakan geçti. Büyük bir ihtimale de öyle olacak. Bu takdirde ortada cevaplanması lazım gelen nal gibi bir soru var: Kitlelerde heyecan uyandırmayan, siyasette farklılık yaratmayan, popüler bir kimlik taşımayan, etkisi ve yetkisi kırılmış bir başbakana kim ve neden güvensin? Bizzat kendi partisinin mensuplarınca profilinin düşük olduğu önceden ilan edilmiş ve daha göreve gelmeden zayıflığı tescil edilmiş bir başbakana kim ve neden itibar etsin ve saygı duysun? 

 

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Önceki İçerikİslamcı ve solcu iki gencin hikâyesi
Sonraki İçerikStresin etkisi anne karnından başlıyor