Özellikle de bütün eksikliklerine rağmen bu ülkenin kadim sorunlarını çözmeye en yakın siyasi alternatifin Ak Parti olduğunu, diğer alternatiflerin hiç umut vermediğini düşünenlerin, tepkisel bir tutum almak yerine, her şeye rağmen ona söz söyleyebilecek bir mesafeden doğruları dile getirmeye devam etmeleri gerek.
İktidar bloğundaki ikili karar mekanizması, iktidara yakın gazeteler için de büyük bir sıkıntı kaynağıydı. Şimdi, Davutoğlu’nun gitmesiyle birlikte birlikte bu sıkıntı kökten halledilmiş oldu. Bu durumda, basınımızın bir bölümü için ‘geçmiş olsun’ dileğinde bulunmak yerinde değil mi?
Gül’den Arınç’a, Babacan'dan Davutoğlu'na kadar, partinin kuruluşunda ve kazandığı başarılarda rol oynamış siyasetçiler, Erdoğan karşısında bir alternatif üretemediler. Siyaset sahnesini terk ettiler.
Artık bu sorular Davutoğlu’nun kişiliğinden, Hocacılık adlı olmayan düşmanlardan gelen sorular da değil. AK Parti’nin seçmeniyle bundan sonraki güven ilişkilerini belirleyecek sorular...