Yazarlar

Türkiye’ye atış serbest!

Gencecik bir çocuğun böyle bir dünyaya sürüklenip genç yaşta ölümü üzücü ama karşımızda bir “gazeteci öldürüldü” hikâyesi olmadığı çok açık değil mi? Mesela DAEŞ’in Dabiq dergisinde editör olarak çalışan biri bir çatışmada öldürüldüğünde de ilk olarak bir gazetecinin öldüğünden mi bahsedilecek?

Kutuplaşma tarihimize yeniden bakış

Gezi’yi, baştan sona meşru bir demokratik protesto olarak tanımlayanlar da haksızlar; açıkça gerçekleri örtüyorlar. İlk birkaç günden sonra bütün eylemlere şiddet egemen oldu. Marjinal gruplar “devrim” hayalleriyle sokağı işgal etti. Meydanlarda Erdoğan’a toplu galiz küfürler savruldu.

Sahi, o masada ne var?

Oslo ve İmralı görüşmeleri, devletin PKK’yı daha yakından tanımasına neden oldu. Sadece devlet değil, millet de bu sürede PKK’yı etüt etme fırsatı buldu. “Kürt sorunu eşittir PKK” anlayışının ne kadar sorunlu bir denklem olduğu zamanla anlaşıldı. Adım adım Kürt meselesini çözen devletin daha büyük bir terör dalgasıyla karşılaşması akılları başa getirmeye yetti.

Yanlış bilinç, hakikat, Demirtaş

Sol bileşenler, yeni proje ve fikir üretmek yerine HDP’ye Erdoğan nefretini aşıladı. Zamanla bu nefret üretimi etkili olmaya, sirayet etmeye, parti üst yönetiminin kafasını çelmeye başladı. DAEŞ’in Kobane işgali bu nefret üretimini zaferle taçlandırdı. Diğer taraftan, çözüm sürecinde aktör kılınan Sırrı Süreya Önder gibi isimler üzerinden de hem İmralı’ya, hem Kandil’e, hem HDP’ye, ilişkide olduğu Marksist, sol liberal entellektüellerin Erdoğan karşıtı atmosferi taşındı.
- Advertisement -

Kutuplaşmaya karşı

Öncelikle sabır gerekiyor, çünkü muhalefet geneline yayılmış bu stratejinin uygulayıcıları sürekli kan kaybetmekteler. Sürdürülebilirliği olmasa da fazlasıyla uzun zamandır muhatap olunan ve çoktan bıktıran bu “siyasetsizlik siyaseti” karşısında toplum, ağır ama düzenli bir biçimde öte tarafa akıyor.

En Son Çıkanlar