Karşımızdaki tehditleri göz ardı eden kimsenin olmadığı bir ortamda onları abartarak çözüm aramak, gerçekte ‘çözümsüzlüğü’ bir siyasi tehdide dönüştürmeyi ifade eder.
Millet bu darbe simsarları karşısında; AK Parti’nin, TSK’nın, Erdoğan’ın ve devletin siyasi aklının; gerek hukuk yoluyla, gerek eldeki teknik askeri imkanlarla, hiçbir ayrım gözetmeksizin bütün vatandaşların yaşam, refah ve güvenliğini temin için çalıştığına inanıyor.
Terörle mücadele dâhil her konuda AK Parti’nin karşısında yer almaya özen gösteren CHP Genel Başkanı, eğer son saldırılarda bariz bir güvenlik açığı görülen Belçika’da ana muhalefet lideri olsaydı ne yapardı sorusu takılıyor insanın aklına ister istemez.
Bu legal düzey ile terör organizasyonları arasındaki ilişkinin oldukça açık ve gözler önünde olmasına rağmen, bir alacakaranlık kuşağı, hukuksal anlamda işleri içinden çıkılmaz bir bataklığa çeviren süreçler yığını ile birlikte geliyor. Açık ki “insan hakları , örgütlenme ve ifade özgürlüğü” gibi temel hakları kullanmak ile terörün açık bağlantısı / uzantısı olmak arasında bir belirsizlik, bir sisli alan yaratan bu durumun bir an önce çözülmesi gerekiyor.
Göğü açın efendiler! Allah bize göğe bakmamızı emrediyor, siz onu plazalar, hanlar ve devasa alışveriş merkezleri ile kapamayın. Tabiat bize Allah’ın emanetidir, ona ihanet etmeyelim. Bir geleneği olmayan gelecek inşa edemez. Geleneği bilmeyen geleceği de tar ü mar eder. İnsanın göğe bakma ve kuşun gökte uçma hakkını Allah vermiştir, kimse gasp edemez.