Ülkenin Güneydoğusu’nda yaşananlardan her daim bol vicdan malzemesi çıkaran, gözyaşları Fırat’a, Dicle’ye akacak kadar sesleri gür çıkan ‘Cihangir ‘ tayfası, Cezayir Lokantası’nda ‘vur patlasın, çal oynasın’ eğlencesi düzenlemiş...
Milletin yıkılan duvarlardan taş, stadyumlardan bir koltuk parçası, ağaçlardan bir yaprak kuruttuklarını gördüğümde ağlayan biriyim ben. Eşyaların ruhu olmaz ama orada o mahalde, o yerde, o yörede, stadyumda, yazlık sinemada, o ağacın altında, o sokakta biriktirdiklerimiz var.
AKP daha uzun yıllar Meclis çoğunluğunu sağlayarak tek başına iktidar olabilir. Eğer parlamenter sistem devam edecekse, bunun anlamı meşru bir AKP ‘tahakkümüne’ razı olunması gerekeceği, muhalefetin istediği türden bir denetleme yapmakta zorlanacağıdır. Sırf bu bile Türkiye’nin başkanlık sistemine geçmesini anlamlı kılabilir.
Evet, insanlar ölüyorlar. Hayat hepimiz için zehir gibi acı. Ama bunun nedeni (ezen) devlet/(ezilen) toplum ilişkisi değil. Yaşanmakta olan durum açık bir iktidar mücadelesidir. Devletle halk arasında değil; devletle, devlet olmak isteyen arasında yaşanıyor bu mücadele…
Kurtarılmış bölgeler, kendisi gibi olmayan genci acımasızca döven, hatta öldüren kesin inançlı sağ ve sol fanatikler ve bu kötülüğe karşı tek söz etmemekle kalmayıp, onlara çanak tutan, kendi öğrencilerini veya genç akademisyenleri hedef gösteren veya onlara sahip çıkmayan ahlâksız hocalar…