İslami kimlik iddiası taşıyan bir örgütün bunları yapması, Batı’da yaşayan Müslümanlar için hayatı çok daha güç bir hale getiriyor. IŞİD, “Müslüman” denildiğinde akla gelen bütün önyargıları pekiştiriyor. Böylelikle Müslümanları IŞİD ile özdeşleştiren, onların yaptıklarının acısını Müslümanlardan çıkarmak isteyenlerin sayısı artıyor.
Önümüzde “senkronize olmak” ile ilgili 7 Haziran’dan 1 Kasım’a uzanan altı aylık başarılı bir dönem var. Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın uyumu, bu uyumun AK Parti kongresine yansıtılması; parti kurullarının ve milletvekillerinin belirlenmesi sırasında ortak çalışılması, AK Parti’ye tarihi bir seçim başarısı getirdi.
Kürt sorununu PKK’nın elinden almanın yolu aslında Kürt vatandaşların (ve diğerlerinin) farklılıklarının önüne konulan tüm yasakların kaldırılmasından geçiyordu. Ama başından beri bu gerçeğe “ülkeyi böleceği” gibi saçma bir görüşle karşı çıkanlar oldu belki hâlâ var ama eskisi kadar değil artık.
Tok ve modern dünyanın (!) daha da fazla yiyebilmek için başlattığı savaşlarda, ülkemiz mültecilerin sığınma limanı oldu. Canlarını kurtarmaları önemliydi; gelenler kurtardı bir şekilde. Ya kopup geldiğin yurdundan yeni geldiğin yerde tutunmak, hayatta kalmak ve en önemlisi açlıkla mücadele etmek, işte asıl zor olan oydu…
(1) İsterseniz sorunu “gerekli ve yeterli koşullar” çerçevesinde düşünelim. Sırf yoksulluk ve eşitsizlik, insanları ölüme yürümeye azmettirebilir mi? Çok güçlü bir inanç devreye girmeden ve ikna edici rol oynamadan, şiddet, terör ve hele intihar eylemi olur mu? (2) Sonuçta, “hangi yorum, hangi İslâmiyet” tartışması önemsiz değil; tersine son derece önemli. Selefîlik sorununu belki tek başına halledemez. Ama gene de, cihadizmi giderek tecrit edip alanını daraltan bir ayrışmaya hizmet edecek.