ABD’nin Filistin vicdanı: Bernie Sanders ve yoldaşları

Geleneksel olarak İsrail’in en sağlam müttefiki olan ABD’de bir şeyler değişiyor. Demokrat Parti içinde Bernie Sanders’in başını çektiği sol demokratlar, Biden yönetiminin İsrail politikasını açıktan eleştiriyor. Filistinli bir Temsilciler Meclisi üyesi Filistinlilerin sesini Kongre’ye taşıyor, New York’un demokrat belediye başkan aday adayı gelen tepki nedeniyle özür dilemek zorunda kalabiliyor, daha önce ses çıkarmayan ünlüler bu siyasetçilerin verdiği cesaretle Filistinliler için konuşuyor.

Dış politikasını demokrasi ve insan hakları temelinde yürüteceğini belirten 46. ABD Başkanı Joe Biden ve yönetimi, son günlerde yaşanan vahşetin ardından Filistinlilerin hak ve hukukuna vurgu yapmayan, karşılıksız olarak İsrail’e destek açıklaması yapan ve sadece İsrail’in kendini savunma hakkının altını çizmekten ibaret olan açıklamalarıyla geniş kesimlerin tepkisini çekti ve savunduğu ilkelerle tutarsız bir tutum sergilediği belirtildi. Biden’in açıklamalarına tepki sadece Türkiye gibi Filistin konusunda duyarlı olan ülkelerden gelmedi, ABD’de de Biden’in tutumuyla alakalı ciddi eleştiriler üst düzey siyasetçiler tarafından dile getirildi. Filistinlilerin hak ve hukukunun gündeme getirilmemesine ve İsrail’in işlediği insan hakları ihlallerine karşı somut adım atılmamasını eleştiren ve Filistinlileri kamuoyu gündemine taşıyan Vermont Senatörü Bernie Sanders başta olmak üzere çoğunlukla sol kanat Demokratlar, ABD müesses nizam medyasının ve siyasetinin neredeyse tamamen yok saydığı Filistinlileri ABD’ye tekrardan hatırlatmak için uğraştı, ABDlilerin vicdanına seslendi.

(T24’te yayınlanan “Biden’in İsrail-Filistin Politikası veya Politikasızlığı” yazımda (https://t24.com.tr/amp/yazarlar/yunus-emre-erdolen/biden-in-israil-filistin-politikasi-veya-politikasizligi,30985) Biden’in Trump döneminden büyük farklılıklara sahip bir İsrail-Filistin politikasına henüz sahip olmamasının nedenlerini iç dengelerle açıklamaya çalışmıştım, bu nedenle Biden’in tutumundan tekrar bahsetmeyeceğim.)

Vermont Senatörü Bernie Sanders

2016 ve 2020 Demokrat Parti önseçimlerinde başkan aday adayı olan, özellikle gençlerin ve sol kanadın desteğini konsolide eden, fakat iki önseçimde de başarısız olan ve merkez kanat adaylara yarışı kaybeden Bernie Sanders, Filistinlileri ABD siyasetinde tutarlı olarak en sık gündeme getiren siyasetçilerin başında geliyor. Seçimleri kazansaydı ABD tarihinin ilk Yahudi başkanı sıfatını alacak olan Sanders, siyasete babasının Holokost’ta Nazilerin vahşice katlettiği ailesinin hikayesini dinledikten sonra girmeye karar vermiş bir isim. Hayatı boyunca tutarlı bir şekilde sol politikaları savunan Sanders, 1960’larda İsrail’deki sosyalist bir yaşam düzeni sunan kibbutz adındaki komün yaşam çiftliklerinde uzun bir süre kalmış biri olarak İsrail’i çok yakından tanıyor.

Sanders, 2020 başkanlık kampanyası boyunca özellikle Trump’ın 2016’dan itibaren İsrail ve Netanyahu ile kurduğu dostluk ilişkisi nedeniyle ABD’nin neredeyse bir iç meselesi haline gelen İsrail ile ilişkiler konusunda müesses nizam Demokratlardan ve özellikle Biden’dan çok farklı politikalar ortaya koydu.

Sanders;

  • Uluslararası hukuk kurallarına uygun olarak yapılacak iki devletli çözüm planının desteklenmesi ve uzlaşma yoluyla 1967 sınırlarına geri dönülmesi,
  • İnsan hakları ihlallerini devam ettirmesi durumunda İsrail’e yapılan askeri yardımların kesilmesi ve böylece karşılıksız askeri yardımların yapıldığı dönemin sona erdirilmesi,
  • İsrail’in barış ve iki devletli çözüm için çaba göstermemesi durumunda ABD Büyükelçiliğinin Kudüs’ten Tel Aviv’e geri taşınması,
  • İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim bölgelerinin, yasa dışı olarak kabul edilmesi,
  • İsrail devletinin ve mallarının boykot edilmesini amaçlayan BDS hareketinin ifade özgürlüğü olarak kabul edilmesi,
  • Filistinlilerin haklarının korunması için İsrail’e yoğun siyasi, ekonomik baskı yapılması,

gibi fikirleri savundu ve bu fikirlerin ana akım mecralarda dile getirdi. Sanders sadece bu fikirleri savunmakla kalmadı İsrail Başbakanı Netanyahu’yu “reaksiyoner bir ırkçı” olarak tanımladı, Filistinlilerin haklarını ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına olan desteğini de en çok dile getiren ABDli siyasetçilerden biri oldu. ABD-İsrail ilişkilerinin geliştirilmesini amaçlayan bir lobi kurumu olan ve Netanyahu politikalarına yakın olan AIPAC’in konferansına sert eleştiriler vererek katılmayan (bu konferansa katılmayan nadir başkan adaylarından biri oldu) ve Trump’ın büyükelçiliği Kudüs’e taşıma kararını çok sert bir şekilde eleştiren Sanders, Filistinlilerin argümanlarının ABD kamuoyunda yaygınlaşmasına ciddi anlamda katkı sağladı.

Sanders yaşanan son gelişmeler çerçevesinde ABD’nin sadece sağcı bir hükümeti desteklemekten ibaret bir politika yerine iki devletli çözüm için çabalaması, Filistinliler ile de iletişim kurabilecek bir ABD büyükelçisinin atanması, İsrail hükümeti destekli aşırıcı grupların Filistinlilere saldırılarının, yasadışı yerleşimlerin sona erdirilmesinin ve Filistinlilerin evlerinden zorla çıkarılmasının durdurulmasının sağlanması için Biden yönetimine seslendi.

Sanders’in yoldaşları

Bernie Sanders’in ana akıma taşıdığı bu fikirleri ve söylemleri, Sanders’in desteklediği genç sol kanat siyasetçileri ve önseçimlerde merkez adaylara karşı sol adayları destekleyen toplumsal muhalefet örgütleri de etkiledi. Böylece toplumsal muhalefet ve siyaset alanında Filistinlileri gündeme taşıyan ve ABD’nin İsrail politikasını ciddi bir şekilde eleştirmekten çekinmeyen bir akımın oluşması sağlandı. Özellikle 2018 ara seçimlerinde Ilhan Omar ve Rashida Tlaib gibi Müslüman ve sol Demokratların Temsilciler Meclisi’ne girmesi, Rashida Tlaib’in ilk Filistin kökenli Müslüman kadın Temsilciler Meclisi üyesi olması Filistinlileri kamuoyu nezdinde daha görünür kıldı.

Özellikle Trump’ın 2019 yılında ABD Temsilciler Meclisi üyesi Rashida Tlaib ve Ilhan Omar’ın Batı Şeria’ya yapacağı ziyareti İsrail Hükümeti ile konuşarak engellemesi ve İsrail’in ülkeye girişlerine izin vermemesini sağlaması, bunun akabinde Tlaib’in hala Filistin’de yaşayan anneannesini ziyaret edemediğini açıklaması kamuoyu nezdindeki Trump karşıtlığının Filistinlilerin yaşadıkları ile etkileşime geçmesine neden olmuştu.

Biden yönetiminin İsrail politikası Alexandria Ocasio Cortez, Rashida Tlaib, Ilhan Omar’in sert muhalefetiyle sınanıyor.

Alexandria Ocasio Cortez, Rashida Tlaib, Ilhan Omar, Mark Pocan, Ayanna Presley, Paramila Jayapal gibi isimlerin başını çektiği sol kanat Demokratlar, Biden yönetiminin öldürülen Filistinli çocuklar nedeniyle İsrail’i kınamaması, Filistinlilerin yaşadığı vahşeti ve insan hakkı ihlallerini gündeme getirmemesi nedeniyle ciddi bir biçimde mevcut yönetimi eleştiriyor ve kamuoyu nezdinde özellikle İsrail’in işlediği insanlık suçlarının videolarını sosyal medyada paylaşarak gündeme getirmeye çalışıyor. Bu isimler bu konuda duyarlı olmayan başka siyasetçiler nezdinde de baskı kuruyor. Örneğin, New York Belediye Başkan aday adayı Demokrat Andrew Yang’in Filistinlilerden bahsetmeyerek İsrail lehine desteğini belirttiği açıklamasına tepki gösteren Cortez, böyle bir tepki veren Yang’in Ramazan ayında Müslümanların yoğun yaşadığı bir bölgeyi ziyaret etmek istemesini (sonradan iptal edildi) sert bir şekilde eleştirmişti. Gelen tepkiler üzerine Yang, açıklamasını düzeltmek zorunda kalmıştı.

Macintosh HD:Users:yildirayogur:Desktop:AP21093543934217.jpg

Kalabalık bir Yahudi nüfusunun yaşadığı New York’un belediye başkanlığına aday olan, eski Demokrat başkan adayı işadamı Andrew Yang özür dilemek zorunda kaldı.

Sol kanat Demokratlar, Biden yönetiminin açıklamalarına veya sessiz kaldıkları hususlara da sosyal medya ve basın aracılığıyla dikkat çekiyor. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price’in ısrarlı sorulara rağmen öldürülen Filistinli çocuklar için İsrail’i kınamayı reddetmesi, özellikle sol Demokratların da başarılı bir şekilde bu anı gündeme getirmesiyle ABD kamuoyu nezdinde bir karşılık yarattı ve ciddi manada tepki doğmasına sebep oldu.

ABD’de genel olarak müesses nizam siyasetçilerin her iki tarafı da kınayan açıklamalarını eleştiren ve iki tarafı da eşit şekilde kınamanın İsrail’in Filistinliler nezdindeki şiddetini arttıracağını ifade eden sol Demokratlar, kamuoyu nezdinde İsrail-Filistin’i konuşurken Filistinlileri yok saymayan yeni bir söylem ve dil kullanılması için de farkındalık oluşturmaya çalışıyor.

Sol Demokratlar sadece sosyal medyada değil, Filistinlilerin yaşadıklarını Temsilciler Meclisi’ne de taşıyor. Geçtiğimiz gün, sol Demokratlar meclisteki bir oturumda resimler eşliğinde Filistinlilerin maruz kaldıkları zulmü meclise ve halka anlattılar. Özellikle Filistin kökenli ilk Temsilciler Meclisi üyesi olan Rashida Tlaib’in yaptığı konuşma oldukça etkileyici bir anın yaşanmasına sebep oldu. Tlaib daha öncesinde de Biden’a Filistinli bir ailenin evlerinin basılması görüntüsünü paylaşıp Biden ve Dışişleri Bakanının İsrail’i eleştirmek konusunda çekinceleri varsa bu ailenin Filistinli olmadıklarını hayal edebileceklerini söylemiş ve yönetimin tavrını sert bir şekilde eleştirmişti.  

A picture containing text, person, indoor

Description automatically generated
Rashida Tlaib, Filistinlilerin sesini Kongre’de duyurdu.

Sol Demokratların çabası MoveOn gibi Demokrat Parti’deki değişimi destekleyen ve genç, kadın adaylara destek veren politik aksiyon örgütlerine de yansıdı ve toplumsal muhalefetten de çeşitli destek açıklamaları geldi. MoveOn, Biden’in insan hakları söylemi konusunda tutarlı olması gerektiğini, Filistinlilerin yaşadığı inşan hakkı ihlallerinin durdurulması için çaba göstermesi gerektiğine dair net bir açıklama yaptı.

Sonuç olarak?

Sol Demokratların bütün bu çabalarının bir somut örneği, 25 Temsilciler Meclisi üyesi Demokratın İsrail’e insan hakları ihlalleri nedeniyle baskı uygulanması ve Filistinlilerin evlerinin zorla ellerinden alınmasının kınanmasını isteyen ve Dışişleri Bakanı Blinken’a hitaben yazılmış olan mektup oldu. Mektup büyük bir ses getirmedi ve şimdilik bir sonuç doğurmadı. Her ne kadar somut bir değişim olmasa da ABD’de bir şeyler değişiyor. Filistinli bir Temsilciler Meclisi üyesi Filistinlilerin sesini Kongre’ye taşıyor, bir belediye başkan aday adayı gelen tepki nedeniyle özür dilemek zorunda kalabiliyor, daha önce görülmemiş bir yoğunlukta ABD’nin İsrail ile ilişkilerini gözden geçirmesi gerektiğine dair sesler daha yüksek çıkıyor. Daha önce bu konuda ses çıkarmayan ünlüler bu siyasetçilerin etkisiyle konuyu sosyal medyada gündeme getiriyor. Belki de en önemlisi ABD kamuoyuna, vicdanlara seslenen ve Filistin’in sesini ABD’ye taşıyan siyasetçilerin sayısı her seçim sonucunda giderek artıyor, çünkü sol Demokratlar daha fazla önseçim kazanıyor ve yıllarca mecliste görev almış, İsrail-Filistin konusunda geleneksel bir politikaya sahip merkez kanat isimler daha fazla önseçim kaybediyor. Sol Demokratların sayısı arttıkça da Filistinlilerin hak ve hukukunu gündeme getirenlerin de sayısı ciddi anlamda artıyor. Sol Demokratların konuyu tutarlı bir şekilde gündeme getirmesiyle de merkez kanatta yer alan bazı isimler de yavaş yavaş pozisyon değiştiriyor ve Filistinlileri gündeme getirme konusunda bu ivmeye zaman içerisinde dahil oluyor.

Macintosh HD:Users:yildirayogur:Desktop:bae8b9b5-9589-425f-b62d-295b29413cbf.jpg
Filistin asıllı Temsilciler Meclisi üyesi Rashida Tlaib’in yemin töreni…

Bu durum ABD’nin politikasını, Biden’in tutumunu ne zaman ve nasıl etkileyecek bilmiyoruz, fakat ABD’de Filistinlilerin hikayesini dile getiren, duyan vicdanlı isimlerin sayısı da gücü de etkisi de eskiye nazaran daha fazla. Bu nedenle önümüzdeki günlerde ABD’nin İsrail’e karşılıksız askeri yardım dönemine son vermesi, insan hakları ihlali işlemesi durumunda İsrail’e askeri yardımları kesmesi, İsrail’e diplomatik baskı uygulaması ve Filistinlilerin haklarını gündeme getirerek iki devletli bir çözüm için çaba göstermesi gibi talepler her ne kadar somut bir şekilde karşılık bulması için reel düzlem elverişli olmasa da özellikle parti içi muhalefet tarafından daha yüksek sesle dile getirilecek ve Biden nezdinde bir baskı oluşturulmaya çalışılacak.

Bütün bunlar olurken de ABD’deki sol Demokratlar kadar Filistinlileri gündeme getirmeyen, İsrail’i eleştirmekten çekinen, vicdanları Filistinlilere kapayan siyasetçiler, ülkeler ABD’de başlayan bu değişimi görünce utanacak mı? Sanırım bunun da cevabı şu anda belirsiz, maalesef.

Önceki İçerikUnder bombardment
Sonraki İçerikİsrail’in vurduğu Gazze’deki medya binası canlı yayında yerle bir oldu