Siyah ve Hispanik kökenlere sahip bir Dominik göçmeni ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Annesi bakıcı, babası ise tır şoförüydü. Ailesinin geçim sıkıntıları nedeniyle Florida, Venezuela ve Dominik Cumhuriyeti arasında durmadan okul ve ev değiştirmek zorunda kaldı. Columbia Üniversitesi’ni kazandı. Ortadoğu çalışmaları bölümünü seçti. Lisans eğitiminin ardından psikoloji ve sosyoloji üzerine yoğunlaştı. Doktora yapmaya başladı. Doktora tezini yedi senedir yazamadı. Fakat sınıfta öğrendiklerini sokakta test etme şansına sahip nadir kişilerden biri oldu.
Ortadoğu üzerine çalışırken Columbia’daki Filistin destekçisi solcu hocaların etkisiyle Gazze ve Batı Şeria’ya merak duydu, İsrail karşıtı gruplara katıldı, tatillerinde Filistin’e giderek Apartheid rejimini bizzat yerinde gözlemledi. İşçi sınıfı göçmen bir ailenin kızı olması nedeniyle sosyalizme merak duyması kaçınılmazdı, fakat sosyalist gruplarda örgütlenirken bir yandan da Filistin aktivistine dönüştü. Columbia Üniversitesi’nin en tanınan öğrencilerindendi.
Gazze soykırımı ise hayatını tamamen değiştirdi. Mezunu olduğu okula geri dönerek İsrail ile ticari bağlarını kesmeyen Columbia’yı diğer öğrencilerle birlikte protesto etmeye, bahçesinde eylem çadırı kurmaya başladı. Okul yönetiminin İsrail destekçisi mezunlarının baskısına dayanamayarak polisi kampüse sokup kendi öğrencilerini döverek gözaltına aldırması üzerine polis şiddetiyle tanıştı, kelepçelendi, kendi okulunun bahçesinden sürüklenerek çıkarıldı.
Tüm bu süreçte özellikle oruç ibadetinden, Filistinlilerin sabrından ve Müslüman sosyalist arkadaşlarının İslam ve sol benzerliği üzerine anlattıklarından etkilenerek Müslüman oldu. Feminist Müslüman insan hakları savunucusu bir sosyalist olan genç kadın, 2026’da kendisini yerlerde sürükleten okulundan intikamını aldı. Hem de çok yaratıcı bir biçimde.
Columbia’nın içerisinde bulunduğu New York 13. Seçim Bölgesi’nden Temsilciler Meclisi adayı oldu ve 10 senedir vekil olarak görev yapan İsrail destekçisi Demokrat Partili vekile önseçimde meydan okudu. Kimsenin tanımadığı 32 yaşındaki Müslüman sosyalist kadın, Kongre’deki Hispanik Demokrat vekillerin lideri olan, milyonlarca dolar bağış toplayan emektar vekili önseçimde yendi.
Demokratların her seçimde %60-70 oy aldığı bir bölgede partinin adayı olan genç kadının Kasım ara seçimlerini kazanıp meclise girmesi kesin.
Darializa Avila Chevalier, ABD’nin yeni sosyalist vekillerinden biri olacak.

Serbestiyet okurları emin olsun ki Zohran’dan sonra yazı konusu bulmak için uydurduğum hayali bir arkadaş veya Netflix için yazdığım bir senaryonun karakteri değil.
Sadece Zohran Mamdani’nin tıkır tıkır işleyen bir siyasi makine inşa ederek teker teker ABD Kongresi’ne taşıdığı hareketin bir parçası.
İsrail lobisine, Trump’a, Gazze’ye ses vermeyen Demokratlara, zenginlere baş kaldıran, farklı kimliklerden, dinlerden, geçmişlerden, renklerden oluşan büyük bir hareketin ilginç isimlerinden biri.
En az Zohran kadar gerçek, en az onun kadar genç ve etkili.
Ve sadece bir omuz mesafesinde kendisi gibi yüzlerce “yoldaşı” daha var.
Zira New York’ta bu hafta renkli bir devrim yaşandı.
Bu sefer rüzgar soldan esti, “İnşallah” sloganlarıyla kutlandı, takdiri ise Zohran topladı.
New York’un vefa semti
Milyonlarca dolara, eski eyalet valisine, zengin ailelere, Trump’a, İsrail lobisine karşı verdiği uzun soluklu mücadelenin ardından New York belediye başkanı seçilen Zohran, sadece belediye başkanlığıyla ile yetinmedi. Göreve gelişinin birinci senesi dolmadan, 2026 ara seçimleri için New York kentini Kongre’de temsil eden vekilleri mercek altına aldı. Geçmişte kendisinin önüne taş koyan, engelleyen, İsrail’i destekleyen, İsrail lobisinden milyonlarca dolar bağış alan kişilerin karşısına önseçimlerde solcu rakipler çıkarmak için kolları sıvadı.

İlk hedefi İsrail’i en çok destekleyen Demokrat vekillerden Dan Goldman oldu. Goldman İsrail lobisinden bağış alan, İsrail’i eleştirmeyen ve Zohran’ı Filistin destekçisi olduğu için düşmanlaştıran biri. Zohran, Goldman’ın karşısına belediye başkan adaylığından kendisine en çok destek veren Demokratlardan biri olan Yahudi sosyalist ve Filistin destekçisi Brad Lander’ı aday gösterdi. Lander de geçtiğimiz seçimlerde Zohran gibi belediye başkanı adayı olmuş, fakat Zohran’a destek açıklaması yapmış, özellikle solcu Yahudilerin Zohran’a oy vermesini sağlamıştı. Zohran tarafından belediye başkan yardımcılığına atanmayınca Kongre’ye aday oldu ve ilk günden itibaren Zohran’ın yoğun desteğini aldı.
İsrail lobisinin yoğun bir şekilde desteklediği Goldman, seçim bölgesindeki yoğun Yahudi nüfusuna güvenmesine rağmen 30 puanlık bir farkla seçimleri kaybetti. Brad Lander kendisi gibi İsrail’e mesafeli Yahudilerin, gençlerin ve solcuların oyunu alarak Demokrat Parti’nin adayı oldu.
Brad Lander’in genel seçimleri kazanması kesin. Kongre’nin yeni sosyalist ve Filistin destekçisi vekillerinden biri olacak, İsrail’e silah yardımının kesilmesi için çalışacak, Filistin destekçisi on binlerce Amerikalı Yahudi’nin sesini meclise taşıyacak.
Brad Lander, Zohran’ın vefa gösterdiği tek siyasetçi değildi. 33 senedir Kongre’de New York’u temsil eden Porto Riko göçmeni Nydia Velazquez’in emekliye ayrılma kararı alması üzerine boşa çıkan New York 7. Seçim bölgesi için de 37 yaşındaki Claire Valdez’i destekledi.

Velazquez, seçim bölgesinde yer alan Brookyln’nin belediye başkanı olan Dominik göçmeni solcu Antonio Reynoso’yu desteklerken; Zohran, Reynoso’dan daha solda olan ve daha sert bir şekilde İsrail’i eleştiren Valdez’i öne sürdü. Valdez birçok kişinin aksine ilk günden beri Zohran’ın yanında olan isimlerden. Bu nedenle Zohran parti içinden gelen itirazlara kulak asmadı ve siyasi tecrübesi az olan Valdez’e büyük destek verdi. Daha önce garsonluk ve kasiyerlik yapan Valdez, tutkulu bir sendikacı ve aktivist.
Ücretsiz konut ve sağlık hakkını savunuyor, göçmen, eşcinsel, kadın haklarını destekliyor, İsrail lobisiyle mücadele ediyor.
Zohran henüz New York belediye meclis üyesiyken ona destek veren, yasa tekliflerine birlikte imza atan genç bir solcu, uzun zamandır Zohran’ın yoldaşı.
Belki 2-3 sene önce “deli radikal solcular” gözüyle aşağılanan iki dosttan biri bugün ABD’nin en büyük şehrinin belediye başkanı, diğeri ise 780 bin nüfuslu bir seçim bölgesinin kazanması kesin vekil adayı.
Brad Lander ve Claire Valdez, Zohran’ın yakın ekibinin bir parçasıyken; Darializa Avila Chevalier daha öncesinde Zohran’ın yakından tanıdığı biri değildi.
Hatta Kamala Harris’e geçmişte küfretmesi, Ukrayna’ya yapılan yardımları eleştirmesi, beyazlarla siyahların sevgili olması hakkında olumsuz konuşması, hapishane, polis teşkilatlarının dağıtılması gibi fikirleri savunması nedeniyle tartışmalı hale gelmesi üzerine arasına mesafe koyduğu biriydi.
Fakat geçmişte Alexandria Ocasio-Cortez gibi genç solcuların meclise girmesini sağlayan Justice Democrats grubunun ve New York’ta Demokrat Parti önseçimlerinde örgütlenerek kendi adaylarını destekleyen Demokratik Sosyalistlerin ısrarıyla genç kadın ile tanıştı, arkadaş oldu ve onu da destekleme kararı aldı.
Genç solcu kadının anketlerde giderek yükselmesi üzerine merkez kanat Demokratların bölgedeki Dominik göçmenlerinin desteğini kırmak için Chevalier’e “Haitili siyah”, Harlem’i Müslümanlaştıracak diyerek saldırması ise Zohran’ın işini kolaylaştırdı. Zohran merkez Demokratları ırkçılık ve İslamofobi ile suçladı. Geçmişte savunduğu radikal fikirler veya yaptığı gaflar unutuldu, İsrail tepkisi her türlü negatif algıyı kırdı. Genç kadının daha önce hiçbir siyasi tecrübesi olmaması bile arka planda kaldı.
Günün sonunda, Zohran henüz başkanlığının birinci senesi dolmadan uzun süredir görev yapan etkili isimleri koltuğundan etti. Desteklediği üç kişinin üçünü de İsrail lobisinin harcadığı milyonlarca dolara rağmen Kongre adayı yaptı.
İsrail destekçisi vekil sayısı azaldı, Filistin destekçisi, Müslüman sosyalist ve solcu vekil sayısı arttı.
Zohran’ın başarısının geçici bir zafer değil, uzun soluklu ve örgütlü bir hareket olduğu kesinleşti.
Zohran sadece şahsi kariyerine odaklanmak yerine kendisini koltuğa taşıyan bu hareketi büyütmeyi tercih ederek çok büyük bir değişimin kapılarını araladı.
“Bombalara değil, bebeklere yatırım”
Zohran’ın arkadaşları çeşitli. Yahudisi’nden Müslümanı’na, göçmeninden beyazına hepsi farklı kesimlerden. Fakat hepsinin görüşleri aynı. İsrail lobisine karşılar, Gazze soykırımı için milyonlarca dolar yardım yapılmasını istemiyorlar. En önemlisi İsrail’e verilen maddi yardımların yerine bu bütçeyle sosyal yardımların artmasını, ücretsiz okul yemekleri verilmesini, sağlık, eğitim ve konut hakkının ulaşılabilir olmasını savunuyorlar. İskandinavya’daki sosyal devlet modelini savunmaları bile Amerika’da “çılgın komünist” ilan edilmeleri için yeterli.
Fakat Zohran’ın arkadaşları kendilerinden önceki Cortez gibi sosyalistlerden daha cesur. Özel mülkiyet kavramını, üretim araçlarının kamulaştırılmasını, sınırların kalkmasını açıkça konuşabiliyorlar, bu konularda kendilerine saldırı geldiği zaman geri adım atmıyorlar, giderek sola yaklaşan seçmen tabanına güveniyorlar.
Aynı zamanda Cortez’den çok daha örgütlüler. Hepsi Demokratik Sosyalistlere mensup siyasetçiler. Geçmişte başka siyasetçilerin kampanyalarında çalışan, sıra kendilerine gelene kadar örgüt için çaba göstermiş emektarlar. Demokratik Sosyalistler, sadece Kongre düzeyinde değil kent meclisi ve eyalet senatosunda da çok önemli zaferler elde ettiler. New York’ta sosyalist rüzgarın esmesinin en büyük sebebi de bu örgütlülük haliydi. Bu yüzden de anketlerde giderek sosyalizme destek artıyor. Amerika’da önyargılar yıkılıyor. New York’un artık Filistin kökenli başörtülü bir Müslüman eyalet senatörü bile var.

Özellikle eğitimli beyazlardan ve gençlerden yüksek oy alan adaylar; Zohran’ın etkisiyle solun tabanını da genişletiyor ve siyah seçmene belki de ilk kez ulaşabiliyor. Gazze soykırımının etkisiyle İsrail’e tepkili Yahudilerin, siyahların da uzun bir zaman sonra ilk kez solcu adaylara oy vermesi büyük bir eşik.
Zohran ve arkadaşları, İsrail eleştirilerini solcu fikirlerle harmanlayarak Müslüman azınlıklarla solcu gençleri yan yana getiriyor. Gazze’ye destek verirken, İsrail uğruna harcanan milyonlarca doların sosyal programlara ayrılıp Amerikalı yoksullara dağıtılmasını istiyor.
Bu yüzden bu seçimde sloganları “bombalara değil, bebeklere yatırım”dı. Bir sloganla hem Filistin hem de solcu fikirleri seçmene yansıtmayı başardılar.
Solcu fikirleri camilerde Cuma cemaatlerine İslam ile anlattılar, bir yandan da kadınları, eşcinselleri, gençleri yani klasik sol tabanı bırakmayarak görüşlerini her ortamda çekinmeden açıkladılar. İlginç bir sokak ittifakı oluşturdular. Görüşlerinden taviz vermeden sol ile İslam’ı birlikte ele alıp New York’a özgü bir sentez kurdular.

Bu başarının üç sırrı vardı. İlki elbette ekibiyle birlikte örgütlü bir siyasi makine kuran ve seçimleri kazanmasına rağmen bu makineyi durdurmayan Zohran. İkincisi ise tabii ki başarılı bir sosyal medya kampanyası ve kapı kapı gezen çalışkan bir saha ekibi. Üçüncüsü ise sürpriz bir şekilde Filistin lobisi.
Daha önce seçimler için tek başına milyonlarca dolar harcayan İsrail lobisi AIPAC’in artık bir rakibi var. American Priorities PAC, yeni kurulan bir siyasi kampanya fonu. Amerika’daki orta üst sınıf Müslümanlar ilk kez binlerce dolarlık bağışlar yaparak İsrail karşıtı adaylar için kampanya yapan bir fon oluşturdular. Bu fon doğrudan adaylara bağış yapmasa da Filistin destekçisi siyasetçilerin seçilmesi için bağımsız reklam filmleri yayınlıyor, önseçimlerde pahalı ve etkili reklamlar çekiyor.
Zohran’ın arkadaşlarının milyonlarca dolarlık İsrail lobisinin karşısında dayandıkları duvarlardan biri de işte bu yeni gruptu.
İlk kez Filistin lobisi kendi adayları için reklam çekti, kampanya yaptı, para topladı.
Bu bile Amerika’da yaşanan büyük değişimin özeti.
İnşallah yoldaşlar, inşallah
Zohran arkadaşlarının zaferini, “devamı gelecek inşallah” diyerek kutladı. Seçim ofislerine toplanan genç solcu Amerikalılar ise bu sözü duyduktan sonra yüksek sesle “inşallah” diye haykırdı. Zohran’ın duasını Amerikalı solcu gençler tekrarladı.
Son zamanların en ilginç sahnelerinden biriydi.
Oruç ibadetinden etkilenerek Müslüman olan siyah bir Hispanik göçmen sosyalist kadının kefiyesini çıkarmadan, Gazze’yi sözünden düşürmeyerek yaptığı kampanya ile Manhattan’ın göbeğinden Kongre adayı seçilmesini kutlayan Amerikalıların şehrin ilk Müslüman belediye başkanının gözlerinin içine aşkla bakarak “İnşallah” demesi.
Aslında bu film gibi sahne pek de şaşırtıcı değil. Yahudi sosyalist Brad Lander da bir Cuma namazı sonrası New Yorklu Müslümanlara barış ve Gazze için İhlas Suresi okumuş, bu ilginç ittifakın en ikonik anlarından birini yaşatmıştı.

Evet belki dünyada İsrail’e meydan okuyabilen, ekonomisiyle, demokrasisiyle, hukuk devletiyle, ordusuyla demir bir kubbe örebilen Müslüman bir ülke yok. Gazze’deki katliam ateşkeslere, barış anlaşmalarına rağmen bir türlü sona eremedi. ABD’nin desteğini kaybetse de İsrail tek başına hayatta kalabilecek bir noktaya ve teknolojiye ulaştı.
Fakat Gazze soykırımı, Batı’da büyük bir dönüşümün kapılarını araladı.
Amerikalı solcular ve gençler ile Müslümanlar arasında uzun soluklu bir yoldaşlık başlattı.
Müslüman sosyalistler her seçimde daha fazla oy alıyor, daha çok görünür oluyor, daha çok sandalye kazanıyor.
Amerikalı solcu gençler İnşallah haykırışlarıyla örgütleniyor, seçim kazanıyor, yıllardır siyaset yapan İsrail destekçisi dinazorlarla mücadele ediyor.
İslam hakkında özgün tartışmaların, yeni akımların, yeni yorumların yapıldığı en aktif şehir ne ilginç ki artık New York.
Yeni ittifakların örüldüğü, İsrail’in en çok korktuğu gençler Manhattan’ın çocukları.
Gazzelileri en çok umutlandıran konuşmalar İngilizce yapılıyor.
İsrail’in Gazze davasını yok etmesi için artık New York’u da bombalaması, yerle bir etmesi şart.
Tam da bu nedenle günlerdir Zohran’ın seçim kazanan arkadaşları hakkında kara propaganda yapılıyor. Yahudi sosyalist Brad Lander’a bile antisemit deniyor.
İsrail’in korkusu en az kaybı kadar büyük.
Her kurulan sandıkta kaybetmenin paniği bu.
Milyonlarca dolar harcanarak esir altına alınan Amerikan siyaseti ilk kez zincirlerini kırıyor.
Gazze’de batırılan güneş, sanırım Manhattan sokaklarından doğacak.
Tıpkı bu sürpriz seçim sonuçları gibi bir sabah ansızın gelecek New York’tan aydınlık.
Zohran ve yoldaşlarının da dediği gibi: İnşallah.
İlgilisine duyuru- 4 Temmuz 1776’da bağımsızlığını ilan eden Amerika Birleşik Devletleri’nin 250. yılını önümüzdeki hafta 4 Temmuz 2026 Cumartesi günü Levent’te konuşacağız. Magazinden siyasete, Trump’tan Zohran’a yüz yüze Amerika’nın röntgenini çekeceğiz. Bol ikramlı bir sohbet olacak. Bilet almak için: https://www.biletimgo.com/etkinlik/250-yilinda-abdyi-anlamak-28450
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.