Anasayfa / GÜNÜN YAZILARI / Dindarlar ve para: Ava giderken avlanmak

Dindarlar ve para: Ava giderken avlanmak

Canı cehennemdir masum insanlar soykırım yaşarken onların sözcüsü olması gereken bir ülkeyi haram para sağılacak bir inek olarak görenlerin.
Screenshot

Aslında toplum demokrasinin yokluğuna samimi bir beka endişesi adına rıza gösterirdi. En azından geçici bir süre için bir olağanüstü hal durumu anlaşılır bir durumdu. Fakat çürüme ve emanate ihanetin boyutu bu mazereti de geçersiz kılıyor. Coğrafya ve dış güçler istibdadın mazereti olabilir ama hiçbir güvenlik endişesi iç çürümenin mazereti olamaz. Son derece trajik bir durum ile karşı karşıyayız: Din, vatan, millet bayrağı sallayan insanlar aleni bir soygun yaptıkları gibi dini de darmadağın ettiler, ediyorlar.

Bu son fon vurgunu olayı ortalama vatandaşın havsalasının alamayacağı bir soygun ve kamu vicdanına ihaneti ifade ediyor. Ekonomik zarar, siyasete güven gibi kayıplar astronomik olmakla birlikte asıl tahribat dinde, dine dair anlamda yaşanan kayıptır. Evet, dindarlık resmen havaya uçuruldu. Peki bunu yapanlar ne elde etti?

İki kuruş dünyevi sonradan görmelik için hem onurlarını hem de ahiretlerini harcadılar. Onurlu insanların varlığı ve yokluğundan etkilenmeyeceği iki kuruş fazla para için haysiyetlerini kaybettikleri gibi en kutsalları olduğunu ümit ettiğimiz İslamiyetin bu memleketteki izzetini ayaklar altına aldılar. Kendi çocukları dinden uzaklaşarak kendilerini onların riyasından tenzih ederken, memleketin nice gençleri uyuşturucu ve bahis gibi belaların pençesinde çırpınıyor.

Parayı put edinince yem peşinde avlanıyorsun. Yem bulmuşken yem oluyorsun. Para bulmuşken pul oluyorsun. Başkalarının çocuklarının başına geleni yüreğinde hissetmedikten sonra kendi çocuğunu da kaybetmeye başlıyorsun.

Bugün Türkiye’de İslam adına büyük bir kayıp yaşanıyor. İnsanlığın onurunu vikaye eden bir din, faiz-borsa-fon vurgunları ile zenginliklerine zenginlik katmak isteyen sözde dindar insanların ahlaksızlıkları ile hançerleniyor. İstibdada bir mazeret bulunabilir. Demokrasi her mevsimde yetişmeyebilir. Ama hırsızlık ve ahlaksızlığını bir mazereti yoktur. Hele hele dünyanın en büyük şeytani güçlerinin bu memleketi savaşla yüzyüze getireceği bir sürecin içindeyken milleti temsil iddiasındaki insanların millete ve İslama bu ihanetlerinin bir açıklaması yok.

Bu gidişle ne savunacak bir İslam, ne de savaş zamanı savaşacak bir yeni nesil kalacak. Dinden uzak bir ruh ve bağımlılık ve ego köleliği ile çürümüş bir yeni nesil ile nasıl ayakta kalacasınız? Ben kazanayım, ülke batsın diyenler sadece ülkeyi batırmış olmuyor, kendilerini ve kendi çocuklarını da kaybediyor. Bir davası, insanî bir ideali olmayan, paradan başka bir hedefi kalmamış sürülerden bir millet olmayacağı gibi bir ümmet de olmaz.

İki kuruş para için kendini değersizleştirmek kişilerin kişisel hakkı olabilir. Ancak İslamın bu memleketteki geleceğini ve İslam dünyasının istikbalini iki kuruş menfaat için tehlikeye atmak affedilir bir şey değil. Güya çocuklarına imkan sağlamak mazeretine sığınacak nice insan kendi çocuklarını kaybediyor. Millet adına kaynakları talan edenler milleti kaybediyor. Din adına siyaset veya dine hizmet retoriğini kullananlar dini herkesin nazarında mahçup ediyor. Nice nesiller İslamdan uzaklaşıyor. Başörtülüleri dindarlıktan utanır kılanlar, dindar insanları dindarlıktan dolayı hesap vermeye mecbur bir hale sokanlar acaba hiç düşünmüyor mu? Ne yapıyoruz, nereye gidiyoruz?

Kendinize olan zararınıza insanlar tahammül edebilir. İnsanlar hürriyet yokluğuna da bir süre katlanabilir. Fakat dine, millete, vatana, geleceğe verilen zarara seyirci kalınamaz. İktidarın bu gerçeği görüp kendine gelmesi, istiğfar edip kimin abdi ve hizmetçisi olduğunu hatırlaması gerekir. Ahlaki bir referans olarak Allah’tan ve hukuki bir sorumluluk olarak Halk’tan yana bir endişesi olmayan ve kolektif hayrın peşinde gitmeyen (parti farketmez) tüm siyasetlerin vardığı ve dönüştüğü şey cehennem’dir. Evet, canı cehennemdir sadece kendini düşünenlerin. Canı cehennemdir masum insanlar soykırım yaşarken onların sözcüsü olması gereken bir ülkeyi haram para sağılacak bir inek olarak görenlerin. Canı cehennemdir bilerek emanate hıyanet edenlerin.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın