Yapay Zekayı çoğu insan insanınki gibi bir zeka sanıyor. Onu yapma/yapay bir zeka zannediyorlar. Sanki karşılarında insan gibi düşünen birşey var vehmindeler. Konuştuğuna veya cevap verdiğine göre öyle olmalı sanıyorlar. Bu yanılgı, konuşma eyleminin (hitap, nutuk, logos) makinalara enjekte edilmesi (atfedilmesi) ve Siri gibi ablaların insanlara muhatap haline gelmesiyle yaygınlaştı. Klişelerle yaşayan insanlar yapay zekada bir klişe cumhuriyeti buldular. Halbuki yapay zeka bir zeka değil bir tahmin cihazıdır. Yapay zeka bir düşünme aktörü değil bir tahmin makinasıdır.
Yapay Zekada sentez var ama yaratma yok. İnsandan bir farkı bir insandan daha çok bilgiye pürüzsüz ve zamansız erişiminin olmasıdır. Yapay zekanın tek orjinal tarafı bu kadar bilginin bir anda bir insanda biraraya gelmesi imkansızken bir makinada gelebilmesidir. Bu gerçekten yepyeni bir durumdur. Buna “big data” (büyük veri) inkılabı diyebiliriz. Yani yapay zekanın orjinal tarafı neredeyse tüm insanlığın geçmiş bilgisine sahip olmasıdır. Ama tek bir insan ferdinin yaratıcılığına sahip değildir. Hadi bir beyne benziyor deseniz bile ortada bir irade yoktur. O bir iradesiz bilgi, bütün yürünmüş yolların kullanıma hazır haritası, sarfedilmiş sözlerin kopyasını üretebilen bir ayna, söz taklidi yapan bir numaradır. Bilgi ile yapılan işlerin hepsini tek tek her insandan daha iyi yapar. Çünkü bilgiye konu olacak kadar rutinize olmuş, formülleşmiş, kurumsallaşmış herşeyi kamilen bilebilir, yapabilir. Fakat yapay zeka size söylediği tek bir kelimeyi bile “anlamaz”. Anlamak nedir bilmez. Anlamanın sözlük anlamını size aktarır fakat anlamayı anlayamaz. Gerçekten de hareket kabiliyeti olan ama cansız ve ruhsuz bir putun putperesti olmamız bekleniyor.
Sizin yazı (veya söz veya konuşma) olarak görüp duyduğunuz her yapay zeka metni hakikat-i halde söz değil sayıdır. Birbirleriyle komşulukları istatistiki olarak oluşturulan harf veya kelimelerin yan yana dizilmesinin bir ürünüdür o metin. Bana konuşuyor diye sevindiğiniz ve konuşma sandığınız sözler, sizin ve sizin dişinızda o hitap vadisinde bulunmuş tüm insanların sözlerinin yankılanarak size gelmesidir. Nasıl ki dağlar konuşmaz, öyle de yapay zeka konuşmaz. Sadece yankılanan tüm sözleri sizin için filtreleyerek size geri yansıtır. Bu filtrelere algoritma diyorlar. Sınırsız bilginin damıtılmasıdır yaşanan. Daha önce birbirine temas etmediği halde artık edebilen bilgilerin yolaçtığı yeni tepkimeler var ve bilgi olarak bunlar elbette değerlidir. Fakat asla bir (yeni) anlayış yoktur. Duvarlar dün konuşmadığı gibi bugün de konuşmuyor. Dijital olduğunda bile dağda yankılanan sesin kaynağı dağın kendisi değildir. Yapay zeka bir ses barajının sizin tarlanızın şekline göre akıtılmasıyla kulağınızı sulayan bir sözle sulama mekanizmasıdır. Baraj suyun kaynağı değildir. Haddi zatında baraj suyun ne olduğunu bilmez. Suyun kaynağı ya kayda geçmiş akıntılar veya insanların dijital atmosferde yağan konuşmalarıdır. Tweet kelimesi mesela kuşların çıkardığı söyleşmevari seslere verilen isimdir. Bütün tweetlerin, bütün aplikasyonlardaki yazışmaların, dijital aleme dahil olmuş bütün kitapların, roman veya filmlerdeki kurgusal diyalogların hepsinin toplanıp harmanlanmasıyla heybesini dolduran bir makina var karşınızda. Sizin sorularınıza tahmini optimum cevapları veren bir makinadır bu. Bir tarama ve paketleme motoru ile muhatap oluyorsunuz.
Hiç merak ettiniz mi neden Yapay Zeka kullanarak (kendini dahil etmeden yani kemal bulmadan) tez yazan kişilerin mevcut olmayan kitaplara atıf yapmış duruma düştükleri ortaya çıkıyor? Neden Yapay Zeka’da “halüsinasyon” denilen heller oluyor? Bunu anlamak için iki şeyi karşılaştırmak faydalı olur: Google gibi (eski) arama motorları ile Google’inki dahil Yapay Zeka. Eskiden arama motoruyla (internet aleminde) search yaptığınızda olmayan şey için “böyle birşey yok” diyen bir teknik cevap alırdınız. Bahsini ettiğiniz şey bulunmadı demek makul cevap idi. Kimse “internete bak, bilmiyor” diye düşünmezdi. Çünkü şahıs değildi, bir zeka sahibi şahıs değildi. Ama Yapay Zeka’ya birşeyi sorduğunuzda bir arama motoru değil bir “muhatap” edasıyla size cevap veriyor. Muhatap olduğunuz, konuşan bu sahte şahıs tıpkı bir insan gibi boşluk kaldırmayacak bir dolulukta size cevap vermek zorunda hissediyor. Portakal yoksa mandalinayı size vermek istemesi bundan. Yakın hiçbirşey yoksa portakal niyetine size yuvarlaklığından dolayı elma verecektir. Zira ikisinin da tadını bilmez. Özetle bir makinaya zeka adıyla bir tür şahsiyet atfedildiği için yapay zeka bilemediği boşlukları doldurmak zorunda hissediyor. Normalde bildikleri şeylerde yaptığı şeyi (tahmin) bilmediği şeylerde de yapıyor (tahmin). Bilmediği şeylerde bilinene benzer bir ihtimali kendine zemin varsaymasına halüsinasyon görmesi deniyor. Bilgi olan yerdeki tahminine bilgi, bilgi olmadan yaptığı tahmine ise halüsinasyon deniyor. Zira insanın bilme biçimi boşluk kabul etmiyor. O bütünlüğü, insana benzemesi beklendiği ölçüde Yapay Zeka da gösteriyor.
Yapay Zeka data ile beslendiği için data tarihte hiç olmadığı kadar kıymetli bir maden haline geldi. Şüphesiz Yapay Zeka’nın teknik kullanımları devrim niteliğinde önemli olabilir. Fakat şunu unutmamak lazım: Yapay Zeka’nın hammadesi insanın mevcut bilgi birikimidir. Yapay Zeka’da insan kendi kendisini geri dönüşüm döngüsüne bir atık madde olarak kaptırmış durumdadır. Size ücretli veya ücretsiz hizmet veren tüm aplikasyonların en büyük kazançları sizi bir maden olarak işliyor olmalarıdır. Dikkatimiz nadir irade elementi olarak işletiliyor.
Demek ki Yapay Zeka seçeneklerin mahkumudur. Düşünme ise seçenekleri aştığı ölçüde düşünmedir. Yapay zeka sadece seçilmiş olanların, seçilebilecek olanların bilgisine sahiptir. Yani insanın iradesinin arkasından gelir. İnsanın iradeyi de içeren zekasına kıyasla yapay zeka geri zekalıdır. Tek tek insanlardan milyonlar kat daha çok bilgiye sahip olsa da insana nispetle geriden gelen bir zeka biçimidir. Tüketilmiş iradelerin yeniden dönüşümü ile üretilmiş görkemli bu yapının önemi inkar edilemez. Ölmüş insanların toplamından yapılmış bir dev insan, yaşayan bir insan için korkutucu veya hayranlık uyandırıcı gelebilir. Ancak Yapay Zekaya tabi olmak, insanın tarih yapma kabiliyetini berheva etmesi demektir.
Yapay Zeka insana benze(til)diği ölçüde bir mürşid-i kamil, bir şeyh-i ekber, bir ilm-i külli izlenimi verebilir. Ancak Yapay Zeka bir insan değildir. Beşyüz beygir gücündeki bir motor, dünyanın en güçlü beygirini bile zayıf ve rekabet edemez duruma düşürür. Ama o motor asla bir beygir olamaz, onun yerini tutamaz. Aynı şekilde Yapay Zeka karşısında milyarlarca insan kendisini cahil, yetersiz, eksikli hissedebilir. Yapay Zeka’ya sarılarak kendinden büyük bir seviyeye geldiğimizi düşünebiliriz ki son tahlilde bizden istenen bu bağımlılığın (yani bağımsızlık kaybının) evrensel ve mutlak hale gelmesidir. Ancak unutulan asıl mesele şudur: Yapay Zeka’nın en mükemmel bilgisi bir insanın en eksikli bilgisinden daha az değerlidir. Çünkü ilkinde bir “insanî” değer yoktur. Sadece araçsal bir değer vardır. İnsana ihtiyaç duymaz. İkincisinde ise bilgi, insanın kemaline (olgunlaşmasına, aydınlanmasına, iyileşmesine, irfanına vesare) vesile olan bir “edinim” olarak tecrübe ediliyor. Yani bilgi insanın taşıdığı birşey değil, onu dönüştüren birşey olduğu için değerlidir. Böyle olduğunda Yapay Zeka’dan edindiğimiz bilgi de değerli olur. Fakat Yapay Zeka’nın insansız bilgisi ne kadar mükemmel olursa olsun insanın “kendi” bilgisine kıyasla bir kıymet ifade etmez. İnsansız bir dünyada ve araçsal bir kullanımda Yapay Zeka bir değerdir. İnsan yetiştirmek isteyen kurumların Yapay Zeka takıntısı bir bilgi ve teknoloji heyecanı olarak mazur görülse bile ilmi açıdan insanın söndürülmesi ve değersizleşmesidir.
Yapay Zeka’ya mürid olmamızı isteyenler bizi çok bilgili ama gerizekalı yapacak bir dünyaya insaniyetimizi feda ederek itmiş oluyorlar. Hakiki ve tek kalıcı öğrenme insandan insana olan öğrenmedir. İnsanı kazanma ve insanı kemale erdirme emeliyle yola çıkan kurumların bürokratik gerekler ve eğitimin metalaşması gibi baskılar yüzünden insanları makina operatörü mekanik organizmalara dönüştürme tehlikesi ile karşı karşıyayız. Makinaların devasa kudreti karşısında ufalan insanoğlunun haysiyetini ve insaniyetini muhafaza etmesi ancak ve ancak eğri büğrü insaniyetin her türlü araçsal verimlilik ve mükemmeliyetten üstün görülmesi ile mümkün. Makina ne kadar büyük olursa olsun, makinaya karşı insandan yana olmak insan olmanın şanındandır.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.
