Amerika’da ara seçimlerin yolaçtığı sarsıntı devam ediyor. Bugüne kadar Trump’ın MAGA’sı üzerinden göçmenleri ICE ile, Müslümanları da İslamofobi ile sürekli terörize eden siyasi denklem meşruiyet krizine düştü. Terör örgütünün Amerikan siyasetini esir alan duvarlarında bir büyük delik açıldı. Müslümanların yüzünde bir tebessüm var. Bir hapishaneden çıkmış insan ferahlığı diyebilirsiniz. Müslümanlar siyasette daha bir temsil edilecekler.
Amerikanın değişim isteyen halkı bu değişimde kayda değer sayıda Müslümanı kendine temsilci seçti. Dışarıdan bakanların görmekte zorlandıkları bir husus şudur: Seçilen Müslümanlar Müslüman olmayan vatandaşları da temsil ediyor. Oylanan İslam değil.
Belki Gazze’de yapılan soykırımın işbirlikçileri hakkında bir referanduma dönüştü bu seçim ve net bir şekilde demokrat parti tabanında kuşuldular. Müslüman adaylar kısmen Müslüman oyverenleri, büyük oranda da mazlumdan yana olmayı seçen geniş Amerikan kitlelerinin temsilcileri olarak seçildiler.
Müslüman adayların iki özelliği dışarıdan bakanların dikkatini çekiyor: Müslüman olmaları ve Sosyalist olmaları. Bu iki özelliğin de yanlış anlaşıldığı kanaatindeyim. Amerika’da Müslümanlık bir etnik kimliktir.
Bir insanın dindarlığına dair birşey söylemez ve bir insanın siyasi profili veya popüler makbuliyeti onun dindarlığına ilişkin bize hiçbirşey söylemez. Yani Müslüman siyasetçinin en göze batan özelliği olan Müslümanlığı olmasına rağmen bu o kişinin dindarlığına dair bize hiçbir şey söylemez.
Müslümanların azınlık konumu ve Amerikan politik kültürünün din ve vicdan hürriyeti anlayışını hesaba katmadan, Müslüman siyasetçiler hakkında ortaya çıkan fotoğrafı anlamak mümkün değildir. (Hele Türkiye’de bazı mecralarda Trump ezberi bozulmasın diye Müslüman adaylar hakkında “bunlar Soros’un adamları” diyen ahmakça yorumlar bile görmek mümkün).
Solculuk bahsine gelince: Her ne kadar mavi tsunami dalgası sol-sosyalizm üzerinden anlatılsa da gerçekte vuku bulan sağ veya sol ile anlaşılmayacak bir popülizmdir.
Trump üzerinde sörf ederek geldiği bu aynı popülizme ihanet ettiği için bu kez soldan aynı dalga geldi. Yani Amerikan halkının istekleri ve siyasi ufukları itibariyle Trump ile Sanders, sağ popülizm ile sol popülizm arasında dişe dokunur bir fark yok.
Geçim endişesini dert edinmek, savaşlara son vermek, Amerikan halkının işsiz ve lüzumsuz hale gelen kesimlerine iş, aş, sağlık sigortası ve ümit vermek üzerine kurulu bir siyasi söylem var. Bu söylemin sağ ve sol versiyonları var. Ama örtüşen ve ortak tarafları ayrışan taraflarından daha fazla.
Daha önce Sağ’da popülizm adıyla görünüp engellenen Önce Vatan partisi şimdi Sol’da sosyalizm adıyla göründü.
Gelelim, Müslüman siyasetçilerin neden böyle solcu olduklarına. Acaba Amerika’daki Müslümanlar solcu veya sosyalist mi? Elbette ki hayır. Peki siyasetçileri neden böyle solcu çıkıyor?
Bütün göçmenler ve garibanlar ilk başta solcu olurlar. Özgüvenleri oturunca sağcı olmaya başlarlar. Müslümanlar henüz o noktaya gelmedi. Bu diğer bütün etnik gruplar için böyle olmuştur. İrlandalılar, Yahudiler, İtalyanlar vs hepsi bu yoldan geçmiştir. Dolayısıyla Müslüman siyasetçilerin solculuğu bir tercih olmanın ötesinde bir zorunluluk. Başka seçenekleri yok.
Onların yurttaşlık haklarını temin ve takip için içinde mücadele edebilecekleri tek kulvar ilerici-sol söylem. Tüm Müslüman siyasetçiler içinde belki fikri olarak gerçekten sosyalist olan bir tek Mamdani vardır. O da solcu entel bir anne-babanın evladı olarak yetişmiş olmasından dolayı.
Amerika’da sol sadece solun olabilecek en seyreltilmiş hali olarak varolabilen birşeydir. Sosyalizm duyarsanız bu en fazla sosyal demokrasidir.
Bir arkadaş James Talarico’nun dindarane ciddiyeti ile kıyaslandığında Müslüman adayların sosyal medya cıvıklığından duyduğu rahatsızlığı ifade etmişti.
Önceki gün Cuma hutbesinde de (Amerika’daki) caminin imamı Müslüman siyasetçilerin lüzumsuz sarkastik hallerden uzak durması gerektiğini, bir temsil ciddiyeti içinde olmaları gerektiğini vurguluyordu.
Dikkat ederseniz Ilhan Omar’dan Zohran Mamdani’ye ve en son Abdul El-Sayed’e kadar neredeyse istisnasız tüm Müslüman siyasetçiler dans etmek, sevimli olmak zorunda kalmıştır. Bu sadece bir Gen-Z popülizmi veya Amerikan hafifmeşrepliği ile açıklanamaz.
Evet, Müslüman adayların sosyal medya cıvıklığının yapısal bir sebebi var: Müslüman olmaları. Müslüman adayların sıradan insan olduklarını (yani terörist olmadıklarını) ispatlamak gibi Talarico gibi Hıristiyan adaylarda olmayan bir yükleri var. Bu yüzden o civiklik bir tür insanlık performansı. Sakil ama kaçınılmaz.
Müslümanların bu aşamada hem solcu olmak gibi bir mecburiyetleri var, hem de terörist (yahut ürkünç) olmamak için sevimli (yani sıradan) olmaları gerekiyor. Amerika’da Müslüman siyasetçilerin kaderi hem dans etmelerini hem de soldan siyaset yapmalarını gerektiriyor.
Merak edenler Amerika’da Müslüman göçmenlerin vatanlanma sürecinin hikayesini anlattığım şu kitabıma bakabilirler: Finding Mecca in America: How Islam Is Becoming an American Religion (University of Chicago Press, 2012).
Ayrıca Amerikan siyaseti ve Amerikalı Müslümanlar hakkında yakın zamanda kaydedilen FokusPlus söyleşimi video olarak izleyebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=gO63lTnoOl4
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.
