Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, 3 Şubat’ta Ulusal Kanal’da yayımlanan Çıkış Yolu programında Gülen Cemaatinin mensuplarına çağrıda bulunarak “FETÖ”nün ezilmiş, devlet, ordu ve toplum içerisinden temizlendiğini, Türk Milleti’yle bütünleşmek isteyen bir eğilimin olduğunu ve 600 bin insanın çöpe atılmaması gerektiğini söyledi.
Bu çağrının ardından Doğu Perinçek, Eski Zaman Gazetesi Başbakanlık muhabiri gazeteci Ahmet Dönmez’e konuk oldu.
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, 1970’lerden beri “Fethullah örgütüne” karşı bir mücadele yürüttüklerine dikkat çekerek örgütün Türkiye’nin bağımsızlığına, egemenliğine, toprak bütünlüğüne karşı bir takım tertiplerde rol aldığını belirtti.
“Bunlar bizim insanlarımızdır”
Bunların tartışmasına girmeyeceklerini vurgulayan Perinçek, şunları söyledi:
“Yüz binlerce insanımız var. Bunlar bizim insanlarımızdır. Bu insanlarımızın Türkiye’nin geleceğinde ondan sonra emek vermeleri Türkiye’nin ihtiyacıdır. Çünkü insan kaynaklarımızı kaybederek hiçbir dava, hiçbir başarı kazanamayız. Tutumumuz genel olarak bu. Evet, bu insanlarımızı kurtaracağız ve bu örgütü de tarihe gömeceğiz. Yani bu aynı zamanda bu insanların kurtarılması ve de tamamen tasfiyesi anlamına geliyor.”
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, özellikle ABD’de ve İsrail’den kaynaklı tehditler konusunda uyarılarda bulunarak Hz Muhammed ve Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptıkları gibi büyük devrimcilerin insan kaynaklarını kazanma konusundaki tecrübelerine de çok büyük değer verdiklerine vurgu yaptı.
Perinçek, yaklaşık 600 bin insanın milli davalar, vatan davaları, millet davaları ve güvenlik davaları için Türkiye’ye kazanılabilecek insanlar olduğu kanaatinde olduğunu açıkladı.
15 Temmuz darbe girişimde tankların hangarlardan çıktığını ve uçakların TSK’nın hava alanlarından kalktığını ifade eden Perinçek şöyle konuştu:
“Tabii ilk önce bir kere bunun bastırılması ve cezalandırılması aşaması var. Ve o aşamada Türkiye çok önemli bir mesafe aldı. Yani karşısında Amerika olduğu halde bir mesafe aldı ve gerekli soruşturmalar, kovuşturmalar yapıldı. Maalesef tabii insan kayıplarımız da oldu. Toplam kamudan 144 bin insanlarımız cezaevlerine kondu. Bir kısmı gözaltına alındı ve yargılamalar başladı. Bir kere bunların yapılması gerekiyordu.
Bunların içinde haklı olanlar da olabilir ama yapılan iş bir kere sonuç itibariyle madem bir darbe yapıldı ve bu bir Amerika darbesiydi onun bir kere bastırılması ve cezalandırılması şarttı.
“Devlet kararlarına ihtiyaç var”
Bundan kesinlikle vazgeçmek Türkiye için mümkün değil. Ama şimdi artık öyle bir aşamaya geldik ki yalnız inzibatla, polisle, cezaeviyle, duvarla, dikenle, dikenli telle, ondan sonra mahkemeyle, yargıyla, savcıyla, hükümle, cezayla çözülemeyecek. Onun ötesinde bir takım devlet kararlarına ihtiyaç olan bir durum var.”
Bu fikirlerinin Vatan Partisi’nin görüşleri olduğunu ifade eden Perinçek, Gülen Cemaati ile mücadelede başka bir yaptırım dönemine geçilmesi gerektiğini kaydetti.
Perinçek ayrıca şunları ekledi:
“Hazreti Muhammed örneğini verdik. Sonuç itibariyle diyelim Hazreti Muhammed Mekke’de öyle bir dönem var ki değil mi? Tek olduğu, başına koyun işkembelerinin geçirildiği, taşlar atıldığı, Hira Dağı’na gittiği ve mağaralarda kaldığı oradan Medine’ye geçtiği felan böyle bir mücadele derim ama sonra ne oluyor; Aynı Hazreti Muhammed başına taş atanlar, kendisine düşman olanlar hepsi Müslüman oluyor.
Onun için büyük bir İslam medeniyeti ta Çin Seddi’nin oralardan İspanya’ya kadar işte Emeviler, Abbasiler, Selçuklular ondan sonra Osmanlılar, Memlükler vesaire o büyük İslam medeniyeti oluşuyor. O İslam medeniyetinin oluşmasına baktığımız zaman neyi görüyoruz, daha önce Muhammed’e taş atanların daha sonra o medeniyetin kurucuları arasında emekçileri arasında olduğunu görüyoruz.
Aynı örneği bizim Türk devrimi açısından verebiliriz. Yani diyelim Mustafa Kemal’e düşman olanlar ondan sonra geldiler. Mustafa Kemal’le beraber İstiklal Savaşı yaptılar ve yeni Türkiye’nin inşasında rol aldılar. Gene Türkiye böyle bir aşamada. Dolayısıyla Türkiye’de büyük işler insanları dönüştürerek oluyor.”
Gülen Cemaatinin davasını yapılan çağrılara rağmen ısrarla takip eden cemaat mensuplarının bu kapsamın dışında kalacağını söyleyen ve bu dava ile yollarını ayıran insanlara seslenen Perinçek, şunları söyledi:
“Türkiye bizim vatanımız, cumhuriyet bizim cumhuriyetimiz, devlet bizim devletimiz ve onun safında bundan sonra iyi bir vatandaş olarak sorumluluklarımı, görevlerimi yapacağım denmesi bizim için yeter.”
“FETÖ”nün tepe yöneticiliğiyle suçlanan Önder Aytaç’ın çağrısına yönelik yazdığı mektuba dikkat çeken Perinçek, “Benim için o örgütün yöneticisiydi. Ondan sonra üzeri çizilecek bir insandır. Öyle bir şey yok” ifadelerini kullandı.
Doğu Perinçek çağrısına itiraz eden Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile Cumhuriyet Gazetesini’de eleştirdi. Perinçek, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile Cumhuriyet Gazetesi’ni “FETÖ”ye destek olduğunu iddia etti.
Fırsatını bulursak gene o darbe girişimini yaparız ve de bu örgüte bağlıyız düşüncesine sahip bireylere çağrıda bulunan Perinçek, “O zaman tepelerinde Türk devletinin kılıcı eksik olmayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Her kötü örgütün hayırlı hizmetlerinin de olduğunu söyleyen Perinçek, Adolf Hitler’in Almanya için hayırlı hizmetleri olduğunu öne sürdü. Perinçek konuşmasında son olarak şunları söyledi:
“İnsan umut eden hayvandır. Bakın umut yoksa insan yoktur. İnsanı hayvanlardan ayıran nedir, bir proje yapması, bir şeye umut etmesidir. Yani tarlaya tohumu attığı zaman oradan ürün çıkacağını bilerek tohumu atıyor. Bu bir umut. Veyahut da bir tezgahın başında çalışırken diyelim bir keser, bir balta yaparken bir umutla yapıyor onu. Ve o umut gerçekleşiyor. İnsanı diğer hayvanlardan ayıran budur. Dolayısıyla umutlu olacağız ve umutlarımız hakikatten kuvvet almaktadır.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.