Türkiye’de muhalefet etmek…

Tabii asıl önemli olan toplumun muhalefet etme temposu. Bir değişim gerçekleşecekse buna seçmen karar verecek. Seçmen gerilimi tırmandırmayı desteklemiyor. Son İstanbul seçimlerinde iktidarın izlediği ‘yıldırma’ siyaseti toplum tarafından benimsenmedi. Sakin bir şekilde sandığa giden seçmen istediği dersi verdi. İktidar da bunu anladı, muhalefet de…

Almanya’nın saygın düşünce kuruluşlarından Bilim ve Politika Vakfı (SWP), son raporunda Türkiye’deki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yol açtığı sorunları inceliyor. 2021 yılının Türkiye’sine ilişkin şu çarpıcı tespitlerde bulunuyor: “Artık meclis daha güçsüz, güçler ayrılığı baltalanmış durumda, yargı siyasallaştı, kurumlar felce uğratıldı, ekonomik sıkıntılar artıyor ve otoriter pratikler hüküm sürüyor.” 42 sayfalık uzun raporun son bölümünde birkaç paragraf Türkiye’deki muhalefet partilerine ayrılmış.

Muhalefetin parçalanmışlığına dikkat çekiliyor. Onları ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne itirazlarının bir araya getirdiği saptanıyor. Muhalefete ilişkin bölüm şu soruyla bitiyor: “Muhalefet partilerinin demokrasinin onarılmasını sağlayacak ortak bir vizyon geliştirmeyi başarıp başarmayacakları henüz belirsiz. Muhalefetin belirsiz görünümü, olumlu yönde kolay ve hızlı bir değişim konusunda ihtiyatlı olunmasını gerekli kılıyor.”

Muhalefetteki belirsizliği iktidar netleştiriyor

Evet Almanya’dan görünen bu. Peki muhalefetin çok parçalı olması sanıldığının aksine avantaj olamaz mı? Sonuçta muhalefetteki partiler değişik toplumsal kesimlere hitap ediyor. İktidar giderek dar bir milliyetçilik patikasına sıkışırken, muhalefet; sosyal demokrat, muhafazakar, liberal milliyetçi, klasik merkez sağcı, değişik siyasi etnik ve inanç kesimlerinin belli bir ortak paydada buluşmasına zemin hazırlıyor.

Raporda belirtildiği gibi iktidarın izlediği siyaset, muhalefeti giderek demokrasi paydasında birleştirici bir etki yapıyor. İktidarın tekçi yönelimi, giderek sertleşen uygulamalar, muhalefet partileri arasında ayrım yapmaksızın uygulanan yıldırma amaçlı yöntemler, muhalefeti kendi özgün programından önce, bir var olma zorlamasına itiyor. Muhalefet henüz seçimlerin gündemde olmaması nedeniyle sakin davranıyor. İktidarın çekmek istediği ‘kavga’ alanını riskli buluyorlar.

Tabii asıl önemli olan toplumun muhalefet etme temposu. Bir değişim gerçekleşecekse buna seçmen karar verecek. Seçmen gerilimi tırmandırmayı desteklemiyor. Son İstanbul seçimlerinde iktidarın izlediği ‘yıldırma’ siyaseti toplum tarafından benimsenmedi. Sakin bir şekilde sandığa giden seçmen istediği dersi verdi. İktidar da bunu anladı, muhalefet de… 19 yıllık biriken sorunlar, iktidarı yıpratmış durumda. İşte bu noktada sıkıntı başlıyor. Muhalefet çoğulculuk temelli bir birlikteliği, pek önceden planlamasa bile giderek hayatın doğal akışı içinde benimsiyor.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN

Önceki İçerikKanal İstanbul için dört Çinli şirket Ankara’da ihaleye hazırlanıyor
Sonraki İçerikANALİZ – Türkiye, Çin’le arasına mesafe koyarak S-400’ü unutturabilir mi?