#HaddiniBilTülay

"Bu köpek sorununun acilen çözülmesi lazım" diye içeri girdi Tülay. Üstü başı ve elindeki market poşetleri yırtılmıştı. "Ne yapalım, öldürelim mi hayvancağızları?" diye sordum… "Ormana göndermekse ormana göndermek, kısırlaştırmaksa kısırlaştırmak" dedi… Sevdiğim kadının bu kadar kalpsiz, bu kadar pervasız davranması sinirlerime dokunmuştu. "Seni bütün hayvanseverlere ispiyonlayacağım," dedim. "Sosyal medyada linç yiyeceksin…"#HaddiniBilTülay" dedim. "#HayvanDüşmanıTülayÖzürDile" diye de ekledim.

Dün salonda oturmuş Fight Club filmini sekizinci defa izlerken karım Tülay nefes nefese kapıdan girdi. Üstü başı ve elindeki market poşetleri yırtılmıştı. Poşetin birinden yere un dökülüyordu.

“Tülay n’oldu?” diye sordum.

“Sokak… köpekleri… saldırdı…” dedi nefes nefese.

“Emin misin?” diye sordum. “Sokak köpekleri yapmaz öyle şey.”

“Tayfun halimi görmüyor musun?” dedi kollarını açarak.

“Sokak köpekleri yapmamıştır” dedim. “Kendi kendine yapmış olmayasın? Hayali bir köpek çetesiyle boğuşmuş olmayasın? Belki de kendinle kavg…”

Elimdeki kumandayı sertçe alıp filmi kapattı.

“Köpekler saldırdı diyorum.”

“Onlar oyun oynamak istemişlerdir Tülay.”

“İki elinde sekizer kilo market poşetiyle gelen bir kadınla oyun oynanmayacağını anlamayacak kadar evrimleşmemiş olamazlar değil mi? Kırmızı ışıkta geçmeyecek kadar akıllı hayvanlar bunlar. Oyun falan oynamıyorlardı, direkt üstüme yürüdüler. Çete halinde saldırdılar.”

“Hımmm… Peki hiç düşündün mü neden bana saldırdılar diye? Neden bana değil de sana saldırdılar?”

“Market işini bana kitleyip evde oturduğun için olabilir mi?”

“E şimdi de sen bana saldırıyorsun Tülay. Yakıştı mı? Köpekler sana saldırdı, sen bana, ben de gidip köpeklere mi saldırayım?”

“Bu köpek sorununun acilen çözülmesi lazım.”

“Ne yapalım, öldürelim mi hayvancağızları?” diye sordum.

“Hayır,” dedi, “ama kısırlaştırabiliriz.”

“Her sorun yaşadığımız canlıyı kısırlaştıracaksak ohooooo Tülay,” dedim. “Ev sahibimiz, sağolsun, kiraya yüzde elli zamı yapıştırdı, n’apalım şimdi, gidip kısırlaştıralım mı adamı? Hadi kısırlaştırdık diyelim, adamın beynini meşgul eden konuların yüzde doksanı gitmiş olacak Tülay, bize daha çok salça olması demek bu.”

“Ben yolda rahatça yürümek istiyorum sadece,” dedi nefes vererek. “Öyle veya böyle bu sokak köpekleri meselesinin çözülmesi lazım. Ormana göndermekse ormana göndermek, kısırlaştırmaksa kısırlaştırmak!”

Sevdiğim kadının bu kadar kalpsiz, bu kadar pervasız davranması sinirlerime dokunmuştu.

“Seni bütün hayvanseverlere ispiyonlayacağım,” dedim. “Sosyal medyada linç yiyeceksin.”

“Sokak köpeklerinin linç etmesinden iyidir,” dedi.

“#HaddiniBilTülay” dedim. “#HayvanDüşmanıTülayÖzürDile” diye de ekledim.

“Hayvan düşmanı değilim, hatta onlardan biriyle evlendim,” dedi.

Bir an aldatıldığımı düşünüp öfkelendim, sonra yaptığı imayı anlayınca sakinleştim.

“Bak sevgilim,” dedim, “onlar da bizim gibi canlı. Biz onların yaşam alanlarına evler dikersek onlar da…”

“Lan bizim yaşam alanımız neresi o zaman!” diye bağırdı lafımı keserek.

“Lan mı?” dedim.

“Lan her yer hayvanların yaşam alanı size göre! Peki bizim yaşam alanımız neresi? İnsanların yaşam alanı neresi? Gösterin, oraya yapalım biz de evleri!”

“Sakin ol Tülay,” dedim. “Şu an öfkeli bir müteahhit gibi görünüyorsun.”

“Umurumda değil,” dedi.

O anda aklıma önceki gün izlediğim video geldi.

“Belki de senden şüphelendiler,” dedim.

“Neyimden şüphelendiler?” diye sordu.

“Geçen Twitter’da gördüm, hayvansever bir kadın anlatıyordu. Sokak köpekleri sadece tinercilere ve uyuşturucu satıcılarına saldırırmış.”

“Ne alaka şimdi?” dedi kaşlarını çatarak.

Bir anda dehşet içinde yerimden zıpladım. “Yoksa,” dedim kafamı ellerimin arasına alarak. Meseleyi çözmüştüm.

Tülay anlam vermeye çalışıyordu. Ona nefretle baktım.

“Uyuşturucu satıyorsun Tülay!” diye bağırdım. Yırtık market poşetinden dökülen beyaz tozları işaret ettim. “Aha da kanıtı!”

“Un o, Tayfun,” dedi dişlerini sıkarak, “akşama kek yapacaktım.”

“Ya kekin sırası mı şimdi?” diye bağırdım. “Milyon çeşit tatlı var, üç günde bir kek yapıyorsun, içimiz dışımız kek oldu. Ayrıca benim karım uyuşturucu işine girmiş, sen kekten bahsediyorsun. Sana yazıklar olsun Tülay. Biz o kadar parayı nasıl aklayacağız Tülay?”

Koltuğa çöktüm. Tülay gergin bir ifadeyle bana bakıyordu.

“Tamam olan oldu,” dedim sakinleşmeye çalışarak. “Oto yıkamacı açıyoruz. Oto yıkamada çılgın nakit akışı var. Parayı her türlü aklarız.”

Tülay ağır adımlarla yanıma geldi. Göz hizama gelip bir süre beni dikkatle inceledi. “Tayfun,” dedi son derece içten bir tonlamayla, “gerizekalı olup olmadığını sorguluyorum şu an.”

“Bu eleştirini dikkate alacağım,” dedim. “Ama hiç olmazsa senin gibi kalpsiz değilim.”

“Tayfun,” dedi kıyafetleri parçalanmış bir öğretmen edasıyla, “hayvansever olmak çok güzel, ben de hayvanları çok seviyorum, ama gerizekalı olmak bambaşka bir şey.”